İskender Baydar
6 Ekim 2019

Galatasaray’ı kaybediyoruz

“Nasıl anlatsam, nerden başlasam” diye başlardı ya Mazhar Fuat Özkan’ın o ölümsüz şarkısı; bizimki de öyle bir durum.

Nasıl anlatsam…

Nerden başlasam…

“Sistem olan yerde süper kahramana ihtiyaç yoktur” diyerek başlamayı deneyelim.

Çünkü sadece geri kalmış toplumlar süper kahraman bekler.

Her bulduğuna da dört elle sarılır “Bizi kurtar” diye…

Olmuyor işte…

Öyle kahramanlar yüz yılda bir geliyor.

Hatta gelmiyor da çoğu zaman…

Zaten bunu fark edenler de bir sistem kurmayı beceriyor.

Batı ile Doğu’yu ayıran temel çizgi de bu aslında.

Sistem ve kaos…

Beğenin ya da beğenmeyin;

Sevin ya da sevmeyin;

Galatasaray’ı bugünlere getiren, sisteme inanan eğitimli kadroları ve yıldızlarını kendi içinden çıkaran gelenekçi yapısıydı…

Türkiye’nin ilk eğitimli kuşağının Galatasaray Lisesi’nden çıkmış olması bunun temellerini attı.

Ama artık o da yeterli değil.

Olamaz da…

Çünkü “sistem!” değişti…

Günümüzde daha çok eğitimli insan ama eğitime daha az inanan bir ülke söz konusu…

Dolayısıyla yalpalıyoruz.

Kurumu ayakta tutmak için günümüze; yani sistemsizliğin sistemine uymaya çalışıyoruz.

“Arazini sat” diyorlar, satıyoruz.

“Bu iş olmadı, biz vazgeçtik” diyorlar, biz bir şey diyemiyoruz.

“O zaman sen git bi ok at” diyorlar, onu da atıyoruz.

Ne dedikleri çok da fark etmiyor aslında, “Takla at” deseler onu da atacağız zaten.

Sistemin dışına çıktık bir kere…

“Kimseden bir fayda ummam ben, dilenmem kol kanat…

Kendi boşluk, kendi gök kubbemde kendim gezginim.

Bir eğik baş bir boyunduruktan ağırdır boynuma;

Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim” diyerek çıktığımız yolda geldiğimiz nokta bu maalesef…

Dünkü maça zirve yarışında puan kaybettik diye bakıyorsunuz ya, keşke sadece puan kaybetmiş olsak…

Biz hızla Galatasaray’ı kaybediyoruz.