İskender Baydar
18 Nisan 2018

GURUR VE UTANÇ

Aslında bu gece için “Finalde Kupa, Kupada Final” başlığını atmayı hayal etmiştim. Çünkü Galatasaray Kadın Basketbol Takımı’nın, sahasında 22 sayı farkla yendiği rakibi Venezia’ya karşı deplasmanda da gereken skoru alarak ikinci kez Eurocup zaferine ulaşacağına yürekten inanıyordum.

Basketbolcular beni yanıltmadı ama futbol konusunda hüsrana uğradım.

Türkiye’de, türlü türlü sıkıntılar nedeniyle normal sezonu 11 galibiyet 13 mağlubiyetle ancak 8’inci sırada tamamlayan Sarayın Sultanları’nın, ligi 2’nci sırada tamamlayan Hatay’ın hatasına düşmeyeceğinden de emindim.

Malum; Hatay evinde Venezia’yı 20 sayı farkla yenmiş ancak deplasmanda bu avantajını koruyamayarak elenmişti.

Galatasaray, tahmin ettiğim gibi 40 dakika boyunca tüm gücünü, hatta daha da fazlasını sahaya yansıtarak ve o kutsal arma için son topa kadar savaşarak Galatasaray camiasına Avrupa’dan bir kupa daha getirmeyi başardı.

Türkiye’ye; hem de finalde ezeli rakibi Fenerbahçe’yi yenerek ilk Euroleague sevincini yaşatan Sarayın Sultanları, Eurocup’ta da ikinci kez mutlu sona ulaşarak tüm camianın göğsünü kabarttı.

Hepsine binlerce kez teşekkürler.

Finalin ilk maçının ardından https://www.facebook.com/iskenderbaydarcom/ adresindeki Facebook sayfamda şu yorumu yapmıştım:

“Para desen en son onlarınki ödenir, taraftarın ilgisi desen, derbiler dışında pek azdır ama onlar hep arma için oynarlar, son topa kadar savaşırlar… Avrupa’da Euroleague ve Eurocup şampiyonluğu alan Sarayın Sultanları, maddi-manevi en sıkıntılı sezonunda yine Avrupa’nın zirvesinde ve bir kez daha kupa için final oynayacak… Helâl olsun size kızlar…”

Bir kez daha yürekten helâl olsun sizlere…

***

Gelelim futboldaki yarı final karşılaşmasına…

Galatasaray karşıtı olduğu artık ayan beyan belli olan Türkiye Futbol Federasyonu, maç takviminde bir katakulliye imza atarak Galatasaray’a 6 günde 3 maç koymuştu.

Pazar günkü stresli Başakşehir maçının ardından, Çarşamba kupa yarı finalinin ilk maçında 2-1 yendiği Akhisar ile karşılaşacak olan Galatasaray, Cumartesi günü de şampiyonluk yolunda zorlu Alanyaspor deplasmanına çıkacaktı.

Fatih Terim de bu maç takvimini hesaba katarak, haklı olarak kadroda önemli bir revizyona gitti…

Pazar günü oynayan Muslera ve Fernando dışında tamamen yenilenmiş; yedek ağırlıklı bir 11 ile sahaya çıktı.

Yedek dediğime bakıp küçümsemeyin; sahaya çıkan 11’in yıllık maliyeti 25 milyon Euro civarındaydı… Bu da Avrupa’da kupa kazanan kadın basketbol takımının bütçesinin neredeyse 15 katına falan denk geliyordu.

Ne mi yaptılar sahada…

Hiçbir şey…

İlk dakikalarda gol yemelerine rağmen kendilerine çeki düzen de vermediler.

Akhisar’ın ofsayt gerekçesiyle geçerli sayılmayan golü de akıllarını başlarına getirmeye yetmedi.

İkinci golü yediler, yine akıllanmadılar.

Türkiye Kupası’nda geride kalan 55 sezonun 22’sinde final oynayan ve bu finallerin 17’sini kazanan Galatasaray’ın mirasına ihanet ettiler.

Akhisar hak etti ve kazandı. Tebrik etmekten başka diyecek hiçbir şey yok.

Diyeceğim tek şey Galatasaray’a..

Bu maçın kaydı, sözleşme yenilemek isteyen, maaşına zam isteyen her futbolcunun önüne konulmalı.

Ve bazı isimlerin artık bu kadroda yeri olmamalı…

***

Son bir not:

Florya’da ilk 11 oyuncuları ile aynı şartlarda idman yapan, aynı salonda çalışan, aynı yemeği yiyen, üç aşağı beş yukarı benzer maaşlar alan oyuncular sadece Galatasaray’ı kupa finalinden etmekle kalmadılar.

Takımın ve camianın şampiyonluk yolunda yakaladığı motivasyona da zarar verdiler.

Olur da Galatasaray ligde şampiyon olamazsa, kulübün sezonu kupasız kapamasına da neden oldular.

Yarı finalde karşı karşıya gelecek ezeli rakipleri Beşiktaş ile Fenerbahçe’nin göreceli daha kolay bir final maçı oynamasının da önünü açtılar.

Umarım, bu kulüp 60 bin dolar ödeyemediği için kulübün resmi mobil uygulamasını, mobil uyumlu resmi web sitesini ve taraftar platformu olarak düzenlenen galatasaray.com sitesinin yenilenmiş versiyonunu yayına alamamışken kazandıkları paranın hakkını veremedikleri için biraz olsun utanırlar.

Yazıklar olsun.