İskender Baydar
16 Mayıs 2014

#17Mayıs2000

17 Mayıs 2014… Galatasaray’ın UEFA Kupası’nı aldığı o muhteşem gecenin, 17 Mayıs 2000’in 14’üncü yıldönümü

“Eee, bunu herkes biliyor zaten” dediğinizi duyar gibiyim. Ben size herkesin bilmediği bir şey söyleyeceğim.

Bugün büyük bir mutluluğun olduğu gibi, büyük bir hüznün de yıldönümü…

Bugün “Baba Gündüz” olarak nam salan Gündüz Kılıç’ın 34’üncü ölüm yıldönümü.

Atatürk’ün yakın arkadaşı ve koruması Kılıç Ali’nin oğlu olan Gündüz Kılıç’ın…

Gündüz Kılıç, liseden Galatasaraylı’ydı… Önce Galatasaray’ın öğrencisi, sonra futbolcusu, daha sonra da teknik direktörü oldu.

Gündüz Kılıç, Galatasaray kulübünün kalıcı başarılara ulaşması, fark yaratması için amatör ruhla profesyonelliğin birleşmesinin, bu birlikteliğin de kalıcı olmasının gerekliliğine inanıyordu.

Bu anlayış iyice benimsensin ki kendilerinden sonra gelecek nesillere de aktarılabilsin diye düşünerek 1962-1963 sezonunun başında futbolcularını toplayarak şu tarihi konuşmayı yaptı:

“Bilirsiniz ki her insanın ayrı bir huyu, ayrı bir karakteri olduğu gibi, her futbol takımının da kendine has bir karakteri vardır. Biz sizlere burada Galatasarayımız’ın huyunu suyunu açıkça ve iyice anlatabilirsek, onu adamakıllı tanıyıp, inşallah senelerce dost geçinirsiniz. Galatasaray bir his takımıdır. Renklerine aşık birbirlerini seven futbolcuların takımıdır. Galatasaray feragat ve fedakârlıklarla çalışacak futbolcuların takımıdır. Galatasaray şımarıkları, kendini beğenmişleri, yalnız kendini düşünenleri sevmez. Kısacası Galatasaray, bir halatı hep birlikte çekenlerin, hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır…”

Galatasaray futbol takımı o sene şampiyonluğu kimseye kaptırmadı. Ve o sene ilk kez bir Türk takımı Şampiyon Kulüpler Kupası’nda çeyrek final oynadı.

Gündüz Kılıç’tan devam edelim:

Tarih 18 Aralık 1960, Türkiye Birinci Ligi maçı… Galatasaray’ın rakibi Fenerbahçe

Maçın başlarında Ergun oyundan atılınca, Galatasaray sahada 10 kişi kaldı.

Bu arada kafaya çıktığı bir ikili mücadelede Mustafa’nın kaşı gözü yarıldı, ağzı burnu kan içindeydi. Saha kenarına gelip yere yığıldı.

Baba Gündüz yanına gelip sordu: “Nasılsın evladım?”

Mustafa, “Galiba oynayamayacağım, bitkinim, çok kan kaybettim” karşılığını verdi.

Gündüz Kılıç, “Vücudunda biraz daha kan var mı?” diye sordu.

Mustafa, “Evet” deyince; efsane hoca, “Öyleyse çık sahaya, onu da akıt öyle gel” dedi.

Mustafa bu sözle sahaya döner ve o gün hayatının oyununu oynadı!

Sonuca gelince…

10 kişilik Galatasaray, o gün Fenerbahçe’yi 5-0 yendi.

Galatasaray’da sakat sakat oynayan tek isim ‘Böbrek Mustafa’ olarak tarihe geçen futbolcu değildi o maçta…

Bir diğer oyuncu, Baba Gündüz’ün motivasyonuyla sakat sakat sahaya çıkan ve o gün 4 gol atan Metin Oktay’dı…

Evet; Baba Gündüz’ün 1962-1963 sezonunun başında yaptığı konuşma ve o sezon Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda çeyrek final oynamasıdır UEFA Kupası’nı Galatasaray’a getiren kilometre taşlarından biri.

Yolculuğun başında ise “Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek” diyerek bu kulübü kuran Ali Sami Yen ve arkadaşları yer alır.

İşte tam da bu nedenlerle 17 Mayıs 2000 anlatılmaz yaşanır.

Galatasaraylı olmanın haklı gururu ise tarif bile edilemez.