İskender Baydar
8 Kasım 2014

2 İLERİ 1 GERİ

Galatasaray, tıpkı sahasındaki Kasımpaşa maçı gibi, deplasmandaki Karabük maçından da çok ama çok önemli bir 3 puanla döndü… Şampiyonlar Ligi’ne havlu attığı bir dönemde Süper Lig ipine var gücüyle asıldı oynadığı son 2 maçla…

Maçın analizine geçmeden önce geniş manzaraya kısaca bir bakalım.

Galatasaray Sivas’a 2 atıp Arsenal’den 4 yedi.

Kayseri Erciyes ve Fenerbahçe’ye 2’şer gol atıp Dortmund ve Başakşehir’den 4’er yedi.

Kasımpaşa’ya 2 attı, Dortmund’dan bir kez daha 4 yedi ve son olarak Karabükspor’a 2 attı.

Her halde böylesine iniş çıkışlı, böylesine istikrarsız bir dönemi uzun zamandır yaşamamıştı Galatasaray… Adeta Mehter Takımı gibi 2 ileri 1 geri yoluna devam ediyor Sarı Kırmızılılar…

Şurası da bir gerçek: Yeni hoca, beklenmedik bir seçim süreci, yeni yönetim, bildik federasyon,  malum hakemler ve birikmiş sorunlarla bu bile başarı sayılabilir.

Maça gelecek olursak…

İlk kez maça baskılı başladı Galatasaray… Golü de erken buldu. Selçuk’un kornerden yolladığı topu Chedjou kafasıyla adeta bir füzeye dönüştürdü: 0-1…

Ardından Sneijder’ın Burak’a ve Dzemaili’yi muhteşem iki pası vardı ki gol olmaması tamamen bu iki oyuncunun beceriksizliğiydi.

Galatasaray taraftarının sosyal medyada çınlayan “Aman nazar değmesin” dilekleri ne yazık ki tutmadı… Takım bir anda Dortmund’dan 4 gol yiyen takım hüviyetine büründü. Maça yüzde 60’a yüzde 40 topa sahip olma oranıyla giren Galatasaray, devreyi yüzde 58’e yüzde 42 geride tamamladı.

Ama asıl sorun, koskoca bir 45 dakikada rakip kaleye 2 orta yollayabilmişken kendi ceza sahasında 15 ortayla muhatap olmasıydı.

Nitekim 22’inci ortada Karabük Emre Güngör ile golü buldu.

Bu golden kısa süre sonra da maçın en çok tartışılan hareketi geldi. Prandelli, Sneijder’ı oyundan alıp Umut’u sahaya sürdü.

Elbette Umut’un girmesi, hatta çok önce girmesi gerekiyordu ama Fenerbahçe’ye attığı son dakika golleriyle, sakat olmadığı sürece sahada kalması gerektiğini bir kez daha herkese gösteren Sneijder çıkmamalıydı.

Genel kanı Dzemaili’nin çıkması gerektiği yönündeydi… Ki o Dzemaili, Galatasaray’ın nöbetçi golcüsü Umut’un attığı galibiyet golünün asistini yaptı.

Makedon asıllı İsviçreli oyuncu, çok eleştirilse de, zaman zaman ağır kalsa da kesinlikle sahanın en kötüsü değildi. Mesela benim karakterine, futbol bilgisine çok inandığım ve geçen gün yazdığım yazıda bunu açık açık belirttiğim (O yazıyı okumak için http://www.iskenderbaydar.com/hamit-hakli-beyler/Hamit, Dzemaili’den daha kötü bir performans sergiledi Karabük karşısında…

Son 100 maçta tam 101 gole; 75 gol ve 26 asist ile katkı koyan Burak’ın acilen kendini toplaması lazım.

Keza Burak’la yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen Selçuk’un da kendine bir an önce çeki düzen vermesi lazım.

Milli Takım arası Galatasaray adına büyük şans… Milli maçlarda da görev almaları muhtemel olan, Galatasaray için önemli işlere imza atmış, önemli başarılara yürümesine da katkı koyma potansiyeli yüksek bu iki futbolcu Trabzonspor karşısında dinlendirilebilir.

Yerlerine Sinan Gümüş, Furkan Özçal gibi alternatifler düşünülebilir.

Çünkü artık birilerinin farklı bir şeyler düşünmesi gerekiyor.

İki ileri bir geri nereye kadar?