İskender Baydar
16 Mart 2014

ADAM GİBİ ADAM

Futbol ışıltılı bir dünya… Starlar üzerine kurulmuş bir dünya… Ama bazen yıldızlar başımızı o kadar döndürüyor ki, gözümüzün önündeki değerleri yeterince göremiyor, onlara hak ettikleri değeri veremiyoruz.

Bu isimlerden biri de Yekta Kurtuluş

Metin Oktay’ın ardından İzmirspor alt yapısından yetişip Galatasaray’a yolu düşen bir isim Yekta.

Yetiştiği kulübün alt yapısında kullanılmak üzere bir midibüs bağışladı geçen günlerde… Reklamsız, tantanasız yaptı bu işi… Tam da ona yakışacak şekilde sessiz sedasız gerçekleştirdi.

Çünkü her şeyden önce adam Yekta…

Gelin, Galatasaray’da memleketi İzmir’in plakası olan 35 numaralı formayı giyen Yekta’yı yakından tanıyalım.

11 Aralık 1985 doğumlu.

“Ben futbola Galatasaray forması giymek için başladım” diyen bir çocuk Yekta…

Henüz 8-9 yaşındayken İzmirspor Dergisi’ne verdiği röportajda, “O formayı giymeden ölmem” diyen bir çocuk…

Arkadaşlarının Galatasaray forması getirip “Giy de öl” diye dalga geçtikleri bir çocuk…

Galatasaray’a gelmeden önce Galatasaray’ın maçlarına Bilkentli Aslanlar ile giden bir çocuk.

Bugüne kadar yazdığım ve okuduğunuz futbolcu hikâyelerinden biraz farklı onun hikâyesi…

Gazeteci bir ana babanın oğlu.

Türkçe-Matematik mezunu.

Bilgi Üniversitesi Hukuk’u kazanıp, futbol kariyeri için Spor Akademisi’ni seçmiş bir çocuk.

Kaleci, sağ bek, ön libero, forvet arkası, sağ açık, sol açık, santrfor… Bugüne kadar oynamadığı mevki kalmamış bir çocuk…

Eşine evlenme teklif ettiği anda fonda “Çıldırın” marşı çalan bir delikanlı…

Galatasaray’daki ilk Fenerbahçe maçından önce Twitter’a “25 yıldır beklediğim gün” yazmış biri…

Konu Twitter’a gelmişken biraz açalım.

Yekta ülke sorunlarına kayıtsız kalan, siyasi erk önümü keser diye korkup fikrini söyleyemeyen futbolculardan da değil üstelik.

Ne düşünüyorsa yazıyor.

Gezi olaylarında tavır koyuyor.

Öldürülen gençler için üzülüyor.

Yekta Kurtuluş, ülkeyi yönetenler 23 Nisan’da, 19 Mayıs’ta, 30 Ağustos’ta, 29 Ekim’de hastalanıp mazeret bildirirken, o bu özel günleri asla atlamıyor.

Eğilip bükülmüyor.

Konu İzmir’e gelince de aynen şunları söylüyor Yekta Kurtuluş:

“Ben İzmir’i hiçbir şehirle karşılaştıramam. İstanbul’a geldiğimde İzmir’in değerini biraz daha fazla anladım. Biz İzmir’de insana değer veririz… İstanbul karmaşık kültürlerin olduğu bir yer. İzmir’de ise biz karmaşık kültürler ile bir arada yaşıyoruz, ayrı değil. O yüzden hiçbir yerle karşılaştıramam İzmir’i…”

Esasında tam da arzuladığımız şeyleri söylüyor… Farklı kültürlerden gelsek bile bir arada yaşamamız gerektiğini, kavga etmeden bir olmamızın önemini vurguluyor Yekta…

O, “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlâklısını severim” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği sporculardan biri…

Ve iyi ki Galatasaraylı

Onu daha iyi anlamak için hemen yazının altında yer alan Yekta Kurtuluş’un Twitter’daki paylaşımlarından seçtiğim karelere, son kareye kadar bakmanızı öneririm.

Bu yazıyı neden yazdığımı o zaman daha iyi anlarsınız…