İskender Baydar
31 Ağustos 2014

AKLIN YOLU BİR

Geçen gün, Galatasaray’ın son üç sezonda Şampiyonlar Ligi’ne tek başına katılarak ezeli rakipleri Fenerbahçe ve Beşiktaş’a karşı 63 milyon Euro tutarında bir gelir avantajı yakaladığını yazmıştım.

Bir Galatasaraylı olarak tabii ki bu durum gurur verici… Hatta rakiplerle hafif yollu kafa bulma fırsatı…

Ancak http://www.iskenderbaydar.com/ezeli-rekabette-tarihi-fark/ linkinden de ulaşabileceğiniz o yazıya bir de not düşmüştüm:

“Tabii ki bu durum bizim alıştığımız, bugüne kadar gördüğümüz, bildiğimiz yerel rekabet koşullarında geçerli. Çünkü biz birbirimizi paçamızdan çekerek rekabet ediyoruz. Ve elde ettiğimiz kazanımlar da kısa süreli oluyor… Uzun vadede manzaraya baktığımızda, tüm takımların üç aşağı beş yukarı aynı bataklığın aynı noktasında debelenip durduğunu görüyoruz. Başka türlü bir rekabet mümkün; herkesin daha fazla kazanacağı bir rekabet… Müsaade ederseniz o da başka bir yazının konusu olsun.”

Evet; şimdi sıra o yazıda…

Ve bu yazı forması, rengi olmayan tarafsız bir yazı…

Şampiyonlar Ligi’ne ayakbastı parası her ülkeden gelen her takım için 8,6 milyon Euro… Galibiyet, beraberlik, gruptan çıkma, çeyrek final, yarı final, final ve kupayı kazanma-kaybetme primleri standart.

Almanya’dan Bayern Münih de aynı parayı alıyor, Slovenya’dan Maribor da…

Asıl farkı yaratan market pool gelirleri…

Mesela Galatasaray, Çeyrek Final’de elenerek Şampiyonlar Ligi’ne veda ettiği 2012-2013 sezonunda, reklam ve yayın ihalesi gelirlerinden 5,3 milyon Euro pay aldı.

Yine Çeyrek Final’de turnuvaya veda eden Juventus’un aynı kalemdeki geliri 44 milyon Euro’yu aştı.

Ülke sıralamasına göre ilk üçte yer alan İspanya, İngiltere, Almanya Şampiyonlar Ligi’ne 4 takımla katılıyor.

Ardından gelen Portekiz, İtalya ve Rusya 3’er; sırasıyla Fransa, Ukrayna, Hollanda, Belçika, İsviçre, Türkiye, Yunanistan, Çek Cumhuriyeti ve Romanya ise 2’şer…

Kalanlar da birer takımla şans buluyor Şampiyonlar Ligi’nde…

Türkiye her ne kadar listede iki takımla yer alsa da, ikinci takım yıllardır ön elemeyi geçemiyor.

Önceki yıl Fenerbahçe, bu yıl Beşiktaş Arsenal’e takıldı mesela…

Dolayısıyla tek takımın yer aldığı bir naklen yayın havuzu ne yayın ihalesi geliri olarak, ne UEFA’nın resmi sponsorları kanalıyla gelen reklam gelirleri itibariyle hak ettiği değeri bir türlü bulamıyor.

Oysa Türkiye, kulüpler sıralamasında ilk üç ülke arasına girebilse ya da 4-5-6’da yer alabilse, Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor ya da o sezonki performansına göre bir başka Türk takımı Şampiyonlar Ligi’ne katılma şansı bulabilse, otomatikman yayın gelirleri, reklam gelirleri büyüyecek.

Bu sayede de çeyrek finale çıkan takımımız Galatasaray gibi 5 milyon Euro’larla yetinmeyip 40 milyon Euro gibi rakamlara ulaşacak.

Dolayısıyla, mevcut durumda Galatasaray’ın tek başına Şampiyonlar Ligi’ne katılması bir avantaj… Ama asıl avantaj, Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’un yer alma şansına sahip olduğu bir Şampiyonlar Ligi’nde başarılı olmak.

Dolayısıyla bir takımın önünü kesmeye yönelik 6+0+4, 5+3+1 gibi saçma sapan sınırlamalar yerine takımlarımızın Avrupa’da başarılı olmasının yolunu açmalıyız.

Bunun temel adımı da, iyi yerli futbolcular yetiştirmenin yanında ülkemize nitelikli yabancı oyuncu gelmesini sağlayabilmekten geçiyor.

Aksi taktirde daha çok kavga edip daha az kazanmaya devam ederiz…

Futbolu yönetenlere baktığımızda daha çok kavga edip daha az kazanacağımızı üzülerek söyleyebiliriz.

Oysa futbol altta yer alan fotoğraflar kadar güzel; yeter ki görmeyi bilelim.