İskender Baydar
6 Ağustos 2014

VE BİR DAHA DÜŞÜNÜN

“Arda Turan Galatasaraylıdır” diyerek, daha Madrid’e gittiği günlerde başlayan, son dönemlerde Galatasaray taraftarı arasında iyiden iyiye artan eleştirilere hedef olan eski kaptana destek verdim bir önceki yazımda…

O yazıya en kestirme bu linkten ulaşabilirsiniz: http://www.iskenderbaydar.com/arda-galatasaraylidir/

Verdiğim destek kayıtsız şartsız değildi elbette… Özellikle son dönemde, çevresindeki bazı isimleri yazının merkezine koyup eleştiri hakkımı kullandım.

Tabii ki beğenip paylaşan, “Eline, kalemine sağlık” diyenler de; Arda’yı Galatasaray’ı kullanmakla, samimi olmamakla eleştirenler de oldu.

Arda’ya karşı olanlar arasında en yaygın neden, Aziz Yıldırım’la bir araya gelmiş olmasıydı.

Twitter’da yazıyı paylaştıktan sonra, gelen tepkileri dikkate aldığımı göstermek adına, “Arda konusunda farklı düşünenler için bir yazı daha yazacağım. Niyetim onların fikirlerini değiştirmek değil, konuyu daha detaylı anlatmak” benzeri bir mesaj daha paylaştım…

Gelen eleştirileri tek tek ele alacağım, ama desteğimin ardındaki asıl önemli nedeni en sonda yazacağım.

Hazırsanız başlayalım…

“GİDİŞ ŞEKLİ YANLIŞTI…”

İlk eleştiri: Arda’nın kararsızlığı Galatasaray’a pahalıya patladı. Onun yüzünden apar topar aldığımız Riera’ya gereksiz yüksek bir rakam ödedik.

Evet; Arda gidip gitmemekte kararsızdı. Kalmak da istiyordu, gitmek de… Son sezonlarda başarısız olan takımın neredeyse tüm faturasının ona kesilmesi, medyanın üzerine gelmesi, yurt dışında yeni bir mücadeleye girme motivasyonu onun gitme yönünde karar almasına neden oldu. Giderken de Galatasaray’a 12 milyon Euro gibi rekor bir bonservis, Atletico’nun Avrupa Kupası başarılarından prim, bir sonraki satışından pay gibi önemli kazanımlar sağladı.

“TEMBEL Mİ DEĞİL Mİ?”

İkinci eleştiri: Arda Galatasaray’da çalışmıyordu, göbek yapmıştı. İspanya’ya gittikten sonra formu yükseldi, vücudu ve taktik zekâsı gelişti.

Evet ama bunda tek suçlu Arda mı? Vasat takımlar kuran, takım içi rekabet şartlarını oluşturamayan, hoca istikrarını sağlayamayan yönetimin hiç mi suçu yok? Bir başka şekilde soracak olursam, Arda gerilerken ilerleyen bir oyuncu var mıydı Galatasaray’da… Ayrıca tembel olsa niye daha zor bir lige gitsin ki… 6+0+4 ya da 5+3+1 gibi zırvalıkların olduğu Türkiye Ligi’nde futbol oynamak her yerli futbolcu açısından çok daha cazip ne de olsa… Arda, uluslararası başarı peşinde koşmak yerine burada kalsaydı, Sergen’den daha fazla göbek yapıp Madrid’dekinden daha fazla para kazanabilirdi emin olun…

“GALATASARAY’I KULLANDI!”

Üçüncü eleştiri: Galatasaray’ı kullanarak Atletico Madrid ile sözleşmesini uzattı, aldığı rakamı katladı?

Atletico Madrid Galatasaray’a olan ödemelerini aksatmıştı. Galatasaray yeniden eski kaptanına talip oldu. Giderken kararsızdı, aynı kararsızlığı dönmek isterken de gösterdi. Hem istedi, hem istemedi. Hepimiz futbolu borsada değil arsada sevsek de devir artık o devir değil. Talibi olan her mal gibi talibi olan her oyuncunun da fiyatı yükselir. Arda’ya aynı dönemde Fenerbahçe de talip oldu. Kamuoyuna yansıyan rakam Galatasaray’ın verdiğinden de, Atletico’nun verdiğinden de fazlaydı. O, “Ben Galatasaraylıyım Allah bana Fenerbahçe forması giymeyi nasip etmesin” diyerek o gün için bu transfere noktayı koydu. Zaten tüm bu tekliflerden önce, Atletico’nun “Gel sözleşmeni uzatalım” önerisi vardı. Menajeri de bu süreci hem kendisinin hem futbolcusunun lehine kullanmış olabilir, ona bir şey diyemem.

“BİR METİN OKTAY DEĞİL…”

Dördüncü eleştiri: Arda Turan bir Galatasaray efsanesi değil… Kalıp büyük başarılar elde etseydi efsane olurdu; olamadı. Hele bir Metin Oktay hiç değil.

Evet ama Arda’yı Metin Oktay’ın yerine koyan ben değilim bizzat tribünlerin kendisi. İngiltere’de Alex Ferguson sayısız başarıya imza atıp güç bela “Sir” unvanını alırken, ülkemizde insanlar iki günde kral ilan ediliyorsa bu Arda’nın kabahati değil… Ben aksine, Arda’dan Metin Oktay olmasının beklenmemesi gerektiğini söyledim. Bir şey daha söyleyebilirim rahatlıkla: Arda son dönemlerde Türkiye’nin yetiştirdiği nadir ‘komple’ futbolculardan biridir. Ama bu tek başına bir Metin Oktay olmak için yeterli değildir.

ŞIMARIKLIK VE VEFA KONUSU

“Şımarık” eleştirilerini pek ciddiye almıyorum… Bu eleştiriyi yapanlar vasat futbolcuların bile Çeşme’deki, Bodrum’daki ya da İstanbul gecelerindeki hallerini, tavırlarını görseler, bu konuyu dile bile getirmezlerdi. Ayrıca Arda’nın sosyal sorumluluk alanındaki çabalarını da görmezden gelmemek lazım…

İlk yazının sonunu vefasızlık üzerine vurgu yaparak tamamlamıştım. Bu Galatasaray’ın Arda’ya vefasızlığından ziyade -ki öyle bir şey söz konusu değil- taraftarın gereğinden fazla tepkili olmasına yönelikti… Hatta ondan biraz daha fazlasına, bir tümör gibi camianın her kademesinde giderek yayılan bir vefasızlığa göndermeydi.

“YANLIŞ ARKADAŞLAR SEÇTİ”

Beşinci eleştiri: Acun Ilıcalı, Rıdvan Dilmen, Emre Belözoğlu gibi isimlerle olan yakınlığı, samimiyeti…

En önemli eleştirilerin başında bu yer alıyor… Söz konusu kişilerin şike sürecinde takındıkları tavır bile, Galatasaray’da futbol oynamış, Galatasaray’la özdeşleşmiş bir ismin onlardan uzak durması için yeterli… Havada, karada, denizde, kısacası her yerde cezayla sonuçlanan şike olayı konusunda sadece Arda’nın değil, çok uzun bir süre Galatasaray’ın duruşu da yanlıştı, bunu da unutmamak lazım… Ama “Bir Galatasaraylı bir Fenerbahçeli ile dost olur mu” gibi bir eleştiri olsa olsa ırkçılık olur. Şahsen çok sayıda Fenerbahçeli dostum var ve bundan bir rahatsızlığım yok… Onlarla fazla futbol konuşmuyorum, hepsi o… Ayrıca insan dostunu tuttuğu takıma göre değil karşısındakinin karakterine göre seçmeli… Dostu da aynı takımı tutuyorsa, bu daha fazla şey paylaşmalarına vesile olur ki o ayrı bir keyiftir…

“YILDIRIM’LA BULUŞMAMALIYDI”

Altıncı ve en çok tepki çeken konu Aziz Yıldırım’la görüşmesi… Sadece yukarıda saydığım nedenlerden bile olmamalıydı bence de… Ama bilmeyenler için söyleyeyim: Aziz Yıldırım ile Acun Ilıcalı’nın yazlıkları Bodrum’da aynı sitede… Acun’la buluştuğu bir dönemde, Arda tarafından planlanmamış bir karşılaşma olduğu kanaatindeyim. Hatta bunun birileri tarafından planlandığına, bilinçli olarak basına sızdırıldığına inanıyorum… Her ne kadar kamuoyuna ziyaret olarak yansısa da aslında marinada gerçekleşen bir karşılaşmadan ibaretti bu temas. Arda’nın sonrasında aldığı tepkiye gösterdiği sert tepkiyi de, hazırlıksız olmasının, olmaması gerektiğini bildiği bir durumda yakalanmasının sonucu olarak değerlendiriyorum…

BÜYÜK FOTOĞRAFA BAKALIM

Gelelim sadede…

Futbol sadece sahada oynanmıyor maalesef… Saha dışı pek çok etken söz konusu… Özellikle Galatasaray ile Fenerbahçe arasında hem puan mücadelesi, hem psikolojik bir mücadele sürüyor.

Galatasaray, 4 yıl üst üste şampiyonluk, UEFA Kupası ve Süper Kupa ile farkı açmıştı. Bunu mali başarıya çeviremeyince tökezledi Sarı Kırmızılılar…

Fenerbahçe, stadını ilk yenileyen kulüp olarak, Kadıköy’de Galatasaray’a yıllara dayanan bir üstünlük kurarak ve tek maçlık bir skorla dengeyi kurmaya çalıştı…

Denizli maçını kazanamayıp Galatasaray’ın şampiyonluğunu izlemek zorunda kalması, taraftarı sahada timsah yürüyüşü yaparken Bursaspor’un şampiyon olması Sarı Lacivertli camia için çok ağır iki darbeydi…

Üstüne bir de şike gerçeği eklenince, dengeler bir kez daha alt üst oldu.

Geçen yıl kazanılan şampiyonluğun ardından psikolojik mücadelenin odağına 4’üncü yıldıza ulaşma yarışı yerleşti.

Arda Turan 4’üncü yıldız yarışında değil ama Aziz Yıldırım’ın en iyi yaptığı işlerden biri olan algı operasyonu konusunda çok kritik bir hamle…

ARDA STRATEJİK BİR HAMLE

Yıldırım, Arda kadar Galatasaraylı olduğuna vurgu yapan bir futbolcuya Fenerbahçe forması giydirmeyi, psikolojik mücadelenin en stratejik hamlelerinden biri olarak görüyor büyük olasılıkla… Attığı adımlar, izlediği strateji böyle düşünmek için yeter de artar bile…

Arda Turan’ın sistematik olarak Galatasaray taraftarı nezdinde yıpratılmak istenmesi de bu sürecin bir parçası…

Sürecin bir türlü hızlanamamasının ardında ise, Arda Turan’ın değerinin Türk kulüplerinin boyunu aşması var.

Yeniden ulaşılabilir bir futbolcu haline geldiğinde, muhtemelen Arda 31-32 yaşını gördüğünde uygulanabilecek, yavaş yavaş yürüyen bir plan bu.

KARAR TAMAMEN SİZİN

Burada Galatasaray taraftarı bir karar verecek: Ya pek çoğumuzun hayatımızda yapabileceğimiz türden hatalara takılıp Arda’yı defterden silerek bir gün Fenerbahçe formasıyla izlemeyi kabul edecek ya da içinden çıkmış önemli bir yeteneğe sahip çıkacak; hatalarını dile getirmekle birlikte ona destek verecek.

Ben destek olunması gerektiğini düşünüyorum ama isteyen istediği gibi düşünmekte de özgürdür.

Kimse kimseyi sevmek zorunda değil; ne Arda’yı ne de benim yazdıklarımı.

Kalın sağlıcakla…