İskender Baydar
7 Aralık 2014

ARZULANAN GALATASARAY

Bu hayatta ne yapıyorsan isteyerek yapacaksın…

İştahla yiyeceksin…

Tutkuyla sevişeceksin…

Azimle çalışacaksın…

Eğer futbolcuysan ve seni destekleyen milyonlarca taraftarının desteğini arkana alıp sahaya çıkıyorsan da arzuyla oynayacaksın…

Galatasaray’da eksik olan işte bu arzuydu sezon başından bu yana…

Futbolcular birkaç milyon Euro kazanan memurlara dönmüştü adeta…

Galatasaray’ın maçlarını izlemek işkenceye dönmüştü…

Ya da yan gözle izlenir hale gelmişti maçlar.

Arada kalkıp balkonda sigara içebilir, çayınız ya da içkinizi tazeleyebilir, pek de bir şey kaçırmamış olurdunuz.

Akhisar karşısında izlediğimiz Hamza Hamzaoğlu yönetimindeki Galatasaray kesinlikle farklı bir Galatasaray’dı.

Daha ilk düdükten itibaren maçı kazanmayı arzuladı futbolcular.

İştahla saldırdılar.

Tutkuyla oynadılar.

Azimle savaştılar.

Sık sık ofsayta düşen Galatasaray yoktu sahada…

Ya da kaleye şut çekmeyi bile düşünmeyen bir takım değildi izlediğimiz.

Tek topla, hızlı ve seri paslarla rakip kaleye akan, her an golü düşünen, topun peşini hiç bırakmayan bir Aslan ordusu vardı karşımızda.

Bir his takımıydı sahadaki…

Bir halatı hep birlikte çeken, hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilen bir kadro vardı karşımızda…

Teknik detaylara girmeyi sevmiyorum… Ama 4-4-2 başlayıp, 4-2-3-1’e dönebilen, Bruma’nın sağda başlayıp zaman zaman sola geçtiği, o anda Alex’in ortaya kaydığı, Sneijder’ın sol kanattan orta bloğa aktığı ele avuca sığmaz bir takım izledik.

Güzel futbol insanı Mustafa Reşit Akçay’ın talebelerinin de oynama arzusu mücadeleyi daha da zevkli bir hale getirdi.

Evet; Galatasaray 2-1 kazandı.

Her ne kadar yediği gol hakem hatasıyla gelse de berabere de kalabilirdi 90 dakikanın sonunda.

Ama şurası kesin; bu Galatasaray kaybetse de mutlu olurdu taraftar.. Çünkü takımın Galatasaray gibi mücadele etmesi kazanmasından daha önemli gerçek Galatasaraylılar için…

***

Bu güzel maçın en güzel anları alttaki fotoğraflarda…