AYSAL’IN ARDINDAN

VOLKAN YILMAZ YAZDI…

Ünal Aysal yönetiminin istifası sonrasında başlayan süreçte Galatasaray camiasının en çok konuştuğu meselelerin başında finansal durum geliyor.

10 Ekim 2014 itibariyle açıklanan Finansal Tablolar ile güncel durumumuzu tekrar görme şansımız oldu… Karşılaştırma yapmanın faydası olacağı kanaatiyle Galatasaray Sportif AŞ ile beraber Fenerbahçe Futbol AŞ’nin de rakamlarına bakacağız… Hemen başlayalım.

Tablo1

Mali verilerdeki en önemli kalemler yukarıdaki tabloda yer alıyor. Alacaklar ve diğer aktif kalemlerinin detayı ise analizi çok etkilemeyeceğinden bunlara şimdilik girmiyoruz.

Galatasaray’da toplam borçların içinde kısa vadeli borçların ağırlığının devam ettiği görülüyor. Kısa vadeli borçlar toplam borçların yüzde 62’sini oluşturuyor. Bu yapı 3 aylık dönemde değişmemiş. Ancak Fenerbahçe’de son 3 ay içinde kısa vadeli borçların toplam borçların içindeki oranının yüzde 42’den yüzde 52’ye çıktığını görüyoruz. Nakit akışını ciddi anlamda etkileyecek bir durum bu.

Toplam borçlara baktığımızda ise Galatasaray’da 3 ayda 57 milyon TL’lik artış; Fenerbahçe’de ise 20 milyon TL’lik bir artış görülüyor. Galatasaray’da toplam borç 621 milyon TL’ye ulaşmış durumda. Buraya ciddi bir uyarı işareti koymamız şart… Özellikle bu borçların çoğunlukla finansal borçlardan kaynaklandığını söylemek gerekiyor. Bu borçların bir kısmı nakdi ödemelere istinaden önemli bir kısmı ise bonservis ödemelerine istinaden artmış. Yılların devam eden sorunu “artan gelirlere rağmen giderlerin fazla olması alışkanlığı” kendini tekrarlıyor. Artan giderler takip eden dönemde nakit açığı yaratıyor ve bu büyük oranda banka borcu ile kapatılıyor. Bir taraftan temlikler ile banka borcu da ödendiği için borç havuzu azalmıyor. Bu paradigmayı kıracak tek şey cesur bir yönetimin alacağı radikal kararlar. Bunun detayını yazının sonuna bırakalım ve devam edelim.

Yukarıda bahsettiğimiz borçlar sebebiyle ortaya çıkan zarar yıllar geçtikçe artıyor. Birikmiş zararlara baktığınızda ortaya devasa rakamlar çıkıyor. Galatasaray’ın birikmiş zararlar toplamı 495 milyon TL. Fenerbahçe’nin 91 milyon TL. Burada rakamlarına yer vermediğimiz Beşiktaş’ın birikmiş zararları toplamı ise 606 milyon TL… 3 büyük takımımızın birikmiş zararlar toplamı 1,2 milyar TL’yi bulmuş durumda.

Bu rakam inanılmaz. Üstelik dahası da var…

Üç büyük takımımızın sadece 3 ayda zararları toplamı 105 milyon TL’ye ulaşmış. Yıllık kabaca 420 milyon TL ediyor. Neredeyse 150 milyon Euro…

Galatasaray’ın geçen sene Money League’de yer aldığı tabloya göre yıllık geliri 157 milyon Euro… Galatasaray Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynayan bir takım. Yani buradan hareketle, ne kadar acı ki, her sene Avrupa’da çeyrek final potansiyeli olan bir takımı çöpe atıyoruz. Futbolun geldiği nokta maalesef bu.

Devam edelim…

Birikmiş zararlar takımların öz kaynağını ciddi etkiliyor. Galatasaray son 2 yılda yaptığı sermaye artışları ile negatif öz sermayesini – 15 milyon TL’ye kadar geriletmişti. Son dönem zararıyla bu rakamın tekrar arttığı ve – 63 milyon TL’ye geldiği görülüyor.

Fenerbahçe’de ise durum daha vahim… Fenerium satışı ile birlikte öz kaynakta ortaya çıkan negatif durum zarar artışı ile katlanarak artıyor. Fenerbahçe son dönem zararıyla birlikte -290 milyon TL’ye ulaşmış durumda.

Ve zarar…

Son 15 yılda takımlarımızın mali verilerini incelerken hazırladığım tablolarda “Net Kâr” yazabilmeyi istiyorum ancak bu mümkün olmuyor. Zarar katlanarak artıyor. Net zarar tutarında iki takım arasında kıyasıya bir mücadele sürüyor. Bunun detayına ise gelir tablosu rakamlarını incelerken gireceğiz.

Tablo2

Yukarıda temel gelir tablosu rakamları yer alıyor. Tablonun bize ciddi bir uyarısı var. Maça 1-0 yenik başlıyoruz. Bir kere şirketlerin temel amacı kârdır. Futbol faaliyeti yürüten şirketlerde bu doğru olmayabilir; en azından ne kârda ne zararda olması beklenir. Ancak daha işin başında brüt zarar kabul edilir değil. Zaten bu zarar sorunsalını ortaya çıkaran temel etken bu: “Brüt zarar”.

İşin Türkçesi; kazandığımızdan fazlasını harcıyoruz. Fazlasını harcadığımız gibi oluşan zararı sonraki dönemlere aktarıyoruz. Galatasaray’da Ünal Aysal’ın ilk 2 yıl performansında olumlu bulduğumuz çok nokta vardı. Gelir artışı ve gelirin artarken bunun özellikle başarıya dayalı gelir kalemleri haricinde oluşması önemliydi. Ancak ciddi bir fırsat kullanılamadı. Artan gelirler ile borç stoğu düşürülemedi. Artan gelirlere karşılık giderler sabit kalsaydı bile yine olumlu bir tablodan söz ediyor olabilirdik. Ancak olmadı. Tersine mevcut giderlerin üzerine yeni giderler oluştu. Devre arasında yapılan transferler, kur farkları gibi nedenler hep bu borcu arttırdı. Ancak yine de olumsuz devam eden tabloyu olumluya döndürebiliriz. Bunun için artan giderleri azaltmak gerekli. Bunun için radikal önlemler şart. Yeni yönetimin alacağı kararlar bu anlamda Galatasaray’ın geleceği için önemli.

Fenerbahçe’ye baktığımızda ise Galatasaray’ın son 2 senede yakalandığı hastalığa onların da yakalandığını görüyoruz. Fakat Fenerbahçe için bir kritik nokta daha var. Galatasaray’da gider artışına karşın gelirler artmaya devam ediyor. Fenerbahçe’de ise tam tersine gelirler azalıyor. Geçen sene 3 aylık dönemde 55 milyon TL gelir yaratılmışken bu sene yine 3 aylık dönemde gelir  50 milyon TL’ye düşüyor. Brüt zarar sıkıntısı Fenerbahçe’de de yaşanıyor. Önceki dönemde brüt zarar sadece 1 milyon TL’de kalmış iken son 3 dönemde ise bunun 17 milyon TL’ye çıktığı görülüyor.

Son yılda Türkiye’deki tüm firmaların yaşadığı kur artışı sıkıntısı kulüpleri de etkiledi. Kulüplerin borçlanmaları da ağırlıklı Yabancı Para cinsinden olduğu için kur farkları zararı arttırdı. Finansal giderler içinde yer alan kur farkı etkisi ise son 3 aylık dönemde kurlardaki stabil durum sebebiyle azaldı. Galatasaray’da finansal giderler bir önceki döneme göre 12 milyon TL azalırken Fenerbahçe’de ise bu giderlerde 5 milyon TL azalma oldu.

Ezeli rekabeti borsada devam ettiren iki kulübün mali durumu özetle bu şekilde. Ancak analiz burada bitmiyor. Zira bundan sonraki 3 dönem bizim için çok önemli. Galatasaray için özellikle iki noktaya dikkat çekmek istiyorum: Financial Fair Play (FFP) Sınırlaması ve Yeni Yönetimi bekleyen sorunlar.

FFP’nin en önemli iki kriteri öz kaynakların pozitif devam etmesi ya da negatif devam eden değerlerin iyileşmesi ve elbette minimum zarar kriteri. 2015 Mayıs itibariyle, UEFA kulüplerden son 3 dönemdeki zarar toplamlarının 45 milyon Euro’yu (yaklaşık 130 milyon TL) aşmamasını istiyor. Galatasaray’da 2 yıl ve 3 aylık dönem itibariyle bu zararlar toplamı yaklaşık 260 milyon TL. Yani iki katı kadar. Bu da demek oluyor ki Galatasaray Mayıs 2014’e kadar 130 milyon TL kâr elde etmek durumunda. Bunun gerçekleşmeyeceğini biliyoruz. İşin açıkçası UEFA’da biliyor. Bu sebeple Galatasaray’ı yakın izlemeye alarak bir sonraki seneye de Avrupa’ da olmamıza izin verildi. Ancak 2016-17 sezonu kritik konumda. UEFA’ya mutlaka olumlu gidişatı göstermeliyiz.

FFP tarafında aynı sıkıntı Fenerbahçe için de söz konusu. Henüz Avrupa’ya katılımı sağlayamadığı için FFP denetlemesine girmeyen Fenerbahçe son 2 yıl ve 3 aylık dönemde 177 milyon TL zarara ulaşmış durumda. Son üç dönemde de aynı performans devam ederse zarar toplamı 300 milyon TL’yi bulabilir.

FFP tarafında uyarıları ciddiye almalıyız. Galatasaray’ın genlerinde Avrupa mücadelesi yer alır. Avrupa’ da olunmadığı sezonlar eksik kalır. UEFA ise bu konuda ciddi. Bu işi önemsemeliyiz.

Son noktada ise yaklaşan seçime ve yeni yönetimin alacağı mirasa değinmek istiyorum.

Bir kere çok kritik bir seçim arifesindeyiz. Önümüzdeki dönem dünyada etkinliğini daha da hissettirecek kırılgan yapıdaki ekonomik düzenin ülkemizi etkileyeceği bir döneme giriyor olacağız. Faizlerin artması, sonrasında ise kurlarda dalgalanma söz konusu. Nakit açığını borçlanarak kapatan bir yapı mevcut. Dolayısıyla artan faizler ilave yük getirecek. Bu sebeple en kötü senaryoda mevcut borç stoğunun artmayacağı bir yapı üzerinde çalışılmalı.

Ödemelerimizin çoğunluğu Yabancı Para cinsinden, gelirlerimizin ise yarısı TL yarısı YP cinsinden. Kur dalgalanmalarına karşın bir sigorta işlemi gibi kulüp alacak ve borçlarını hedge etmeliyiz. Bunun için türev işlemler elzem.

Aysal yönetiminin en zayıf karnı etkisiz ve yetkisiz, bir o kadar da uyumsuz bir ekibin iş başında olmasıydı. Yeni yönetimin bu hataları tekrarlamaması gerekiyor. Enerjilerini işin operasyonunu yürütmeye değil, denetlemeye harcamaları gerekiyor.

Son uyarım ise yönetimin “vekaleten” değil “asaleten” yapılması üzerine…

Yukarıda belirtmeye çalıştığım üzere Mayıs 2015 bizim için kritik bir tarih. Mevcut yönetimin ömrünün Mayıs 2015 olması doğru bir düşünce olmayacak bana göre. Çünkü görevi vekaleten yürütecek bir yönetim en kritik zamanda alınması gereken radikal kararları yeni yönetime bırakma ihtimali yüksek. Oysa Galatasaray’ın kaybedilecek bir günü bile yok.

Umarım yeni seçim ve yeni dönem Galatasaray’a hayırlı olur.

Sarı Kırmızı sevgilerimle…

***

Volkan Yılmaz’ı Twitter’da takip etmek için: https://twitter.com/Baltali_Ilah_05