İskender Baydar
28 Eylül 2018

BALKAN SEFERİNE DEVAM

16 gün, 3 bin 800 kilometre süren Balkan seferi yazımıza kaldığımız yerden devam etmeden önce, yazı araları biraz iş yoğunluğu, çokça benim tembelliğim yüzünden açıldığından kısaca bir geçmişi hatırlayalım:

Seyahate hangi psikolojiyle başlamıştık:

http://www.iskenderbaydar.com/balkan-turumuz-basliyor/

İkinci yazının sonunda nereye varmıştık:

http://www.iskenderbaydar.com/balkan-turunda-ilk-durak-ohri/

Ve kaldığımız yerden seferimiz başlıyor…

Ohri’de dolu dolu geçen 40 saatin ardından, Arnavutluk üzerinden Karadağ’a ve Budva’nın yanı başındaki Becici’de 7 gece kalacağımız adrese doğru yola çıktık.

Ohri Gölü’nü tam ortadan bölüşen Makedonya’dan yola çıkıp Arnavutluk sınırına ulaşmamız yarım saat ya sürdü ya sürmedi.

Yola çıkarken yaptığımız ve harfiyen uyguladığımız plana göre Balkan seferimiz sekiz ülkeyi kapsıyor.

Bunların beşinde konaklayacağız; birini günübirlik ziyaret edeceğiz…

Yunanistan’dan sonra Arnavutluk da bu seyahatimizde transit olarak geçeceğimiz ikinci ülke pozisyonunda.

ARNAVUTLUK’TAN GEÇERKEN…

Geçtiğimiz güzergâh, Balkanlardan Batı’ya çalışmaya giden gurbetçilerin de kullandığı hat olduğundan yol boyunca benzin istasyonu, oto yıkama ve tamirci dışında pek bir şey görmüyoruz Arnavutluk’ta.

Sadece Elbasan’a kadar olan yolda gelip geçenlere eşlik eden Shkumbin Nehri veya bizim söyleyişimizle İşkomi Nehri zaman zaman cezbedici manzaralar sunuyor önümüze.

Belli noktalarda göl genişliğine erişen, restoran, konaklama ve yüzme imkânları sunan İşkomi bu hattın en kayda değer güzelliği.

Yol genellikle tek gidiş tek geliş ve yaz aylarında trafik hayli yoğun.

Tiran’a yaklaşınca karşımıza çıkan ve yapımı bir Yunanlı firma tarafından gerçekleştirilen otoyol ise bir görünüp bir kaybolan serap gibi; girmenizle çıkmanız bir oluyor.

Ohri’den Karadağ sınırına kadar olan yaklaşık 240 kilometrelik yolu aşmamız, molalarla neredeyse altı saati buluyor.

Ne demiştik bir önceki yazıda: Balkanlar’da kilometreye bakıp yolculuk süresi belirleyen yanılır çünkü bazen 100 kilometre, 400 kilometreden daha uzundur.

MERHABA MONTENEGRO…

Her neyse; Arnavutluk-Karadağ geçişini de sorunsuz bir şekilde aştıktan sonra yeni bir şok dalgasıyla karşılaşıyoruz.

Uzun bir süre, yine tek gidiş tek geliş ama normalden çok daha dar bir yolda, zaman zaman karşı şeritten gelenlere yol vermek için durarak büyük bir azimle ilerleyişimizi sürdürüyoruz.

Burası, İşkodra Gölü sularının Adriyatik Denizi ile buluştuğu, nehirler ve sulak alanlarla dolu yemyeşil bir bölge.

Yol üzerindeki ilk kent olan Ulcinj yani Ülgün’ün sahilinden geriye doğru gelecek olursanız, Arnavutluk sınırını oluşturan ve İşkodra’dan denize akan Boyana Nehri’nin iki koluyla karadan kopartılmış Bojana Adası’na (Ada Bojana) kadar olan bölge, kilometrelerce uzanan kumsalları, sığ denizi ve sert esen rüzgârıyla bir kitesurf cenneti.

Özellikle “Long beach” olarak da bilinen Velika Plaza, 13 kilometre uzunluğunda bir plaja sahip…

Burası çok şık ‘beach club’lara da ev sahipliği yapıyor…

“Ben taş, kaya, yosun, mercan, denizkestanesi ve türevlerini sevmem” diyorsanız, Karadağ’da gönül rahatlığıyla denize girebileceğiniz en önemli alternatifiniz bu sahil… Ancak dalgalar nedeniyle suyu çoğu zaman bulanık onu da belirteyim…

Sadece çıplaklara ayrılmış birkaç plaj da yine bu bölgede; yaklaşık olarak bir koordinat vermek gerekirse Ulcinj’in kayalık sahil kısmı ile Ada Bojana kumsalında bulunuyor.

KÜÇÜK AMA BÜYÜLEYİCİ

Karadağ ya da Montenegro’nun yüzölçümü bizim İzmir ili kadar…

Nüfusu da hepi topu 630 bin…

Sırtını kayalık dağlara yaslamış dar bir sahil şeridi ile dağların ardından yer alan eşsiz bir doğaya ve pek çok milli parka sahip cennet gibi bir yer burası.

Son dönemlerde genellikle deniz ve eğlence tatili için tercih edildiğinden, sahil bandının tam ortasında yer alan ve kuzeyde Tivat-Kotor-Perast, güneyde Bar-Ulcinj-Ada Bojana’ya hemen hemen eşit mesafede bulunan Budva-Becici hattı konaklamak için en uygun bölge.

Biz de öyle yaptık zaten… Residans olarak inşa edilen, dairelerin büyük bölümü Ruslara satılmış, kalanı da Booking üzerinden kiralanan, yeni yapılmış bir tesise yerleştik.

Seyahat yazılarında, salt eşi benzeri az bulunur özellikleri nedeniyle tercih ettiğim bir tesise gitmediysem ya da çok özel bir ev sahipliğine denk gelmediysem genellikle otel/tesis ismi zikretmiyorum.

Nedeni de basit: Kimi deniz kenarında kalıp sağa sola fazla hareket etmek istemez, kimi şehir merkezinde konaklayıp gece hayatını doyasıya yaşamak ister, kimi otele az ödeyip parasını yemeye, içmeye, eğlenceye ayırmayı tercih eder.

Herkesin zevki, tercihi ve bütçesi kendine göre…

BENCE EN İYİSİ EV TUTMAK

Şahsen ben, özellikle son 10 yıldır çıktığım seyahatlerde evlerde veya ev imkânı sunan tesislerde konaklamayı seçiyorum.

Seçtiğim yer yeni ve temiz olmalı… Balkonu ve kahve makinası bulunmalı… En az 1 oda, 1 salon, mümkünse de küçük bir mutfak barındırmalı…

Gittiğim ülkenin marketinden, bakkalından alışveriş yapmalı, kahvaltımı kaldığım yerde edip gece son kadeh içkimi balkonda alıp yatacak şekilde geri dönmeliyim.

Öyle aynı şezlongda gün boyu yatmak pek bana göre değil doğrusu…

Bir yerde denize girip, tarihi bir yeri ya da kent merkezini gezip, mümkünse alâkasız bir yola sapıp kaybolmalıyım.

Bünye huzursuz olduğundan başka türlü rahat edemiyorum.

GELELİM BUDVA PLAJLARINA…

Bizim ilk gittiğimiz plaj Kamenovo oldu… Budva ile Sveti Stefan arasında bir yerde; yolun hemen sağında.

Otopark ücreti 5 euro, 2 şezlong 1 şemsiye 12 Euro…

Yüzünüzü denize dönecek olursanız en solda kayalıklar üzerinde bir bar ve iskele var… Ortada bir cafe-restoran yer alıyor… En sağda da bir başka tesis bulunuyor.

Sağa doğru gittikçe denizdeki taşların boyutu küçülüyor.

Buraya önemli bir not düşeyim: Karadağ’a gelirken yanınızda mutlaka deniz ayakkabısı getirin, inanın bana rahat edersiniz.

Yeme-içme fiyatlarına gelince…

Bira 2-4 Euro, pizza 7-8 Euro, 400 gram biftek 17 Euro…

Hemen “Çok pahalı” demeyin, gördüğünüz görecekleriniz yanında hiçbir şey…

***

Devam edelim…

Merkeze yakın en büyük plaj Becici… İki kilometre uzunluğunda, çok sayıda tesisi bünyesinde barındıran, standart olarak sunulan “2 şemsiye 1 şezlong” ücretinin 15 Euro olduğu, kum ve çakıl karışımı bir yer…

Her daim kalabalık ama kolay ulaşımı nedeniyle tercih edebileceğiniz bir adres.

***

Mogren Beach, Budva eski şehir merkezinin yanı başında yer alan ve filmlere ev sahipliği yapan Ricardova Glava plajının devamında yer alıyor.

Mogren, kayalık bir burunla 1 ve 2 diye ikiye ayrılıyor ve bir yürüyüş yoluyla birbirine bağlanıyor.

Bronzdan yapılmış ve adeta Budva ile özdeşleşen “Dans eden kadın” heykeli de bu bölgede bulunuyor.

***

Budva’nın hemen karşısında yer alan ve merkezden kalkan motorlarla, 3 Euro ödeyerek ulaşılan Sveti Nikola Adası’ndaki Hawaii Beach ise bir hayli popüler.

Hem denizinin rengi, hem kaya yapısı ile gayet fotojenik bir yer burası.

Maalesef gidecek zamanım olmadı ama giden herkes tavsiye ediyor; siz gidip neler kaçırdığımı yazarsanız sevinirim.

***

Budva’dan Kotor yönüne gidecek olursanız, tepeyi aşıp inişe geçtiğiniz yerde ve merkeze sadece 2,5 kilometre mesafede, önce manzarası ile sizi cezbedecek olan plaj ise Jaz Beach adını taşıyor…

Burası da tıpkı Becici gibi gayet turistik ve kalabalık.

Deniz içinde yer alan oyun parkı, bin 200 metrelik kumsalı, alternatif yeme-içme mekânları ile burası da kolay ulaşılabilir bir tercih.

BENİM TAVSİYEME GELİNCE…

Maalesef biz son gün keşfettik; oysa Budva-Sveti Stefan arasında gidip gelirken kocaman bir tabelası yer alıyordu.

Tek sorun tabelada karavan kampı yazmasıydı; dolayısıyla da ilk etapta çok davetkâr görünmüyordu.

Burasının adı Glavica ya da Crvena Glavica…

Ana yoldan saparak ve bozuk bir yoldan kıvrıla kıvrıla sahile inerek ulaşılıyor.

Önce 3 Euro park parası ödeyip karavan kampını aşıyoruz.

Hemen ardından, ara sıra beliren asfalt zeminde kocaman harflerle “ONLY NUDE” (Sadece çıplaklar) yazdığını görüp bir an duraksıyoruz.

“Olmazsa döneriz” diye devam ediyoruz ve karşımıza çıplaklar plajı olmayan güzel bir tesis çıkıyor.

Bu arada çıplaklar plajı olmasından da rahatsız olmam, sadece ailemle orada bulunmayı tercih etmeyip geri dönerim o ayrı.

Kim nasıl isterse yaşar, ne isterse onu yapar, benim hayatıma müdahale etmediği, beni bir şeye zorlamadığı sürece bana ne ve en önemlisi kime ne?

Burada 2 şezlong 1 şemsiye fiyatı ortalamanın biraz üzerinde: 20 Euro.

Glavica, kayalıklar arasında küçücük bir koy.

Deniz, Budva’da gördüğümüzün en temizi.

Plajdaki tek mekânın servisi ise kusursuz…

Çok uzatmayayım, Karadağ’a yolunuz düşerse gidin bence…

***

Genel olarak Karadağ’da deniz, daha geniş kapsamıyla Adriyatik sahillerinin nasıl olduğuna gelince…

Dünya üzerinde Bozcaada’dan Kaş’a olan hat ile Yunanistan’ın Ege ve İyon Denizi’ndeki kıyıları yarışır; daha az nüfus, daha fazla çevreye saygı ve itinayla korunan doğası ile yarışı Yunanistan kazanır.

Dolayısıyla her deniz, Yunanistan ve Türkiye’nin ardından en iyi ihtimalle üçüncü olmaya mahkûmdur.

***

İnsanın yazdıkça yazası gelse de fazla uzattım burada keseyim en iyisi.

Meşhur Sveti Stefan plajlarını; Tivat, Kotor, Perast ziyaretlerini ve günübirlik Hırvatistan Dubrovnik seferini bir sonraki yazıya bırakayım.

İki şezlong ve bir şemsiyeye 120 Euro istenen plajı anlatacağım.

Okumak isterseniz beklerim.