İskender Baydar
24 Aralık 2017

BAŞKA GALATASARAY YOK

Fatih Terim sezon başında, yani hemen Galatasaray Östersunds’a elenmişken ve Milli Takım ile Terim’in yolları ayrılmışken takımın başına geçse ne olurdu sorusunu bir başka yazıda ele almak üzere kenara bırakıp Galatasaray-Göztepe maçına geçelim…

***

Önce maç sabahına uzanalım…

Kahvaltıyı Anadolu Hisarı’nda yapıp aile fertlerini mutlu etmek adına Buyaka’da Pazar günü kalabalığına tahammül ederek maça gitme özgürlüğümü elde etmenin bana sağladığı en büyük kazanım, gittiğim her yerde sarı kırmızılı forma, mont, atkı, şapka takmış insanlara rastlamak oldu.

Maç havası maçtan saatler önce maça gidecek veya gidemeyecek tüm Galatasaraylıları sarmıştı.

Ki o Galatasaray, son 7 haftada 4 mağlubiyet, 2 galibiyet, 1 de beraberlik almıştı.

Söz konusu dönemde Fenerbahçe’yi sahasında yenememiş, deplasmanda Trabzon, Başakşehir ve Beşiktaş’a yenilmişti.

Başakşehir ve Beşiktaş maçlarında tabiri caiz ise perişan olmuştu.

Malatya karşısında alınan mağlubiyet de İgor Tudor’un sonunu getirmişti.

Bu mağlubiyetin ardından Pazartesi günü yönetim toplandı ve önce Tudor gitti, ardından erken seçim tarihi belirlendi.

Salı günü Başkan bir basın toplantısı düzenledi ama yeni teknik direktör konusunda net bir şey söylemedi.

Hatta Göztepe maçında takımın başında Emrah Bayraktar’ın yer alacağı haberleri servis edildi.

Basında hâkim olan hava, yeni teknik direktörün devre arasında işbaşı yapacağı yönündeydi.

Çarşamba günü Haluk Ulusoy, Duygun Yarsuvat isimleri anılmaya başlanınca; çatı aday, Mayıs’ta yeni seçim alternatifleri gündeme düşünce Perşembe akşamı Terim’in attığı “Nerede kalmıştık” tweetiyle birlikte Dursun Özbek’in öldürücü hamlesi geldi.

Terim dördüncü kez Galatasaray’a hoş geldi.

***

Şimdi gelelim maça…

Önce şunu söyleyelim:

Bu maça Emrah Bayraktar ile çıksak, tribünde 20-25 bin kişi olurdu.

Protestolar daha maç düdüğü çalmadan başlar, Galatasaray 1-0 yenik duruma düştükten sonra zirveye çıkardı.

Topu ayağına alan oyuncu ıslıklanır, sahadaki 11 futbolcu maçı çevirecek azmi gösteremezdi.

Başkan Özbek, Terim kararı ile tüm bunları bertaraf etti.

Belki de Başkan seçildiği günden bu yana en kritik hamlesini yaptı ve çok zorlu bir virajı hasarsız atlattı.

***

Bir türlü maça gelemiyorum, farkındayım.

Saha dışındaki hamleler saha içindekileri belirlediğinden bazen toparlamak zor oluyor.

İlk yarıda suni teneffüsle kendini bulmaya çalışan bir Galatasaray, ikinci yarıda Terim tecrübesi ve motivasyonuyla Galatasaray gibi oynayan bir Galatasaray izledik özetle.

Hakemler konusunda değişen çok bir şey yok.

Maicon’un pozisyonunda penaltı çok zor karar ama 10 kere izlersen doğru karar.

Fernando atılabilirdi ama atılmadı, bence yanlış karar.

Yasin’in düşürülüşüne verilmeyen penaltı, kesin penaltı.

Bence filmin devamı tam da burada belli oldu zaten.

Hakem penaltıyı vermedi ve devam dedi, oyun da devam etti ama o adeta itiraz geleceğini biliyormuş gibi bakışlarını Galatasaray yedek kulübesine çevirip oraya doğru koşmaya başladı.

Terim’i tribüne yollayacak derken, Koray Günter’e sarı kart göstermekle yetindi.

Bu hamlesiyle ligin ikinci yarısında başımıza geleceklerin de ilk işaretini verdi.

***

Sahaya baktığımızda Galatasaray adına üç güzel gol izledik.

İlk golde Rodrigues-Gomis arasındaki pas diyaloğu mükemmeldi.

Feghouli’nin ortasında Yasin’in kafa vuruşu ‘görsem inanmam’ türünden bir goldü.

Ve geçen hafta Malatya’da, Maicon devre arasında oyundan alındığı için (Ki o konu başlı başına bir hikâye) Feghouli’nin kullandığı frikikle aynı yerden gelen Maicon golü harikaydı.

***

İkinci yarı yenilenmiş bir yönetim, zor ihtimal ama belki de yeni bir yönetim ve sahada bambaşka bir Galatasaray izleyebiliriz.

O güne kadar yönetimde ve muhalefette sert rüzgârlar esecek, Florya’da pek çok isim diken üstünde olacak, takımdan giden de olacak gelen de ve tüm bunlar önümüzdeki 15-20 gün içinde belli olacak.

Ama şurası kesin, Tudor’dan kurtulmuş Galatasaray camiası yeni yıla çok daha umutlu girecek.

Bundan sonra neler olacağını da önümüzdeki sayılı günler belirleyecek.

Benim tüm Galatasaraylılara tavsiyem emniyet kemerlerini sıkı sıkı bağlamaları.

Bunu yaparken de bu akşam kale arkasında açılan pankartı akıllarından hiç çıkarmamaları:

Kenetlenin! Başka Galatasaray yok..