BİR MİLYAR TL ARANIYOR

VOLKAN YILMAZ YAZDI

Futbolumuzda kan kaybı devam ediyor.

Geride kalan iki yılda zarar performansında lider olan Galatasaray, yavaş yavaş bu alandaki liderliğini Fenerbahçe’ye devrediyor.

Öz kaynağını neredeyse bitirmiş Beşiktaş ise negatif öz sermaye tarafında yıllardır şampiyonluğu kimseye bırakmıyor.

Trabzonspor ise adeta 3 büyükler ile rekabete tutuşurcasına borçluluğunu hızla artırıyor.

Kısacası futbolumuz sportif anlamda ne kadar kötüyse mali açıdan da o kadar kötü durumda.

Şirketler hayatlarına faaliyet gösterecekleri sermayeyi kasalarına koyarak başlarlar. Gün gelir; sermaye yetmez. Yabancı kaynağa başvurulur; borç alınır. O borçlar zamanında ödenemez; yeni borçlar alınır, eskisi kapatılır.

Bir taraftan da faiz yükü artar.

Sonra bir bakmışsınız zararlar yüzünden biriken borçlar sizi artık döndürülemez bir duruma getirmiş.

Size kredi açan kuruluşlar malvarlığınızı ipotek etmek ister; tüm alacaklarınıza temlik koyar; piyasa şartlarının üstünde yüksek faizler talep eder.

En son noktada ise artık borç vermek istemez.

İşte Türk futbolu olarak biz bu son noktanın arifesindeyiz…

Neredeyse 5 yıldır spor kulüplerimizin mali verilerini yakından takip ediyorum. Özellikle de Galatasaray’ı.

Aysal döneminin ilk iki yılında artan gelirler beni heyecanlandırmıştı. Bunu itiraf etmeliyim. Ancak dönemin son yılı ve geçtiğimiz 9 ay boyunca gördük ki; pozitif nakit akım borçları ödemek yerine günü döndürdü; yapılan transferleri karşıladı. Artık gelirlerin sabit kalacağı; Euro bazında ise gerileyeceği bir dönemdeyiz. Galatasaray’da önümüzdeki dönemin en önemli gündemi yine maliyetler olmaya devam edecek.

Fenerbahçe tarafında daha önce de defalarca vurguladığımız öz kaynak sorunu artık göz ardı edilemeyecek noktada. Son 2 yılda ciddi olarak artan zarar 9 aylık tabloda 151 milyon TL’ye ulaşmış durumda. Yılsonu mali verilerinde bu tutarı 200 milyon TL’ye yakın bir rakamda göreceğiz. Böylelikle negatif öz kaynakta 400 milyon TL’nin üzerine çıkacak. Yani Fenerbahçe’nin tüm mal varlığının yarısından fazlası erimiş olacak.

Benzer durum Beşiktaş için de geçerli. Beşiktaş’ın nispeten düşük gelirine karşılık (9 ay: 171 milyon TL) ulaştığı borç rakamı ve haliyle negatif öz kaynak (9 ay: – 440 milyon TL) artık döndürülemeyecek noktada. Stadın muhtemel gelirlerinin bir kısmının şimdiden kullanılmış olması önümüzdeki dönemde bu baskıyı da arttıracak gibi.

Trabzonspor ise borçlulukta üç büyükler ile yarışıyor adeta. 9 ayda ulaşılan 83 milyon TL’lik gelire karşılık zarar 45 milyon TL’de. Borçlar toplamı ise cironun 3 katı; yaklaşık 285 milyon TL seviyesinde. Bu durum sebebiyle Trabzonspor’un da öz kaynağı erimiş durumda: 3 milyon TL.

Borc Tablosu

Yukarıdaki tabloda da göreceğiniz üzere halka açık şirketler olarak 4 büyük kulübümüzün mali durumu hiç parlak değil. Konsolide rakamlara baktığımızda 2014-15 sezonunun 9 ayında zararının 389 milyon TL’ ye ulaştığını görüyoruz. Muhtemeldir ki 12 aylık rakamlarda zararın toplamının 500 milyon TL’yi aştığını göreceğiz. İşin kötüsü bu zarar rakamı sonraki sene öz kaynağa eklenecek.

Kulüplerimiz aşırı borçlu. Finansal borçlar 1,3 milyar TL’ye, toplam net borçlar ise 2 milyar TL’ye ulaştı. Yıl sonuna kadar banka ve diğer kurumlara olan finansal borçlar 1,5 milyar TL’yi; toplam borçlar ise 2,5 milyar TL’yi aşacak.

Bu toplam borçlara kulüplerin önümüzdeki 3-4 yıllık dönemde futbolculara yapacağı ödemeler de eklenmemiş durumda…

En vahim tablo ise negatif öz kaynak toplamında.

Erimiş sermaye toplamımız neredeyse 1 milyar TL.

Daha net bir anlatımla, futbola dair tüm faaliyetlerimizi finanse ettiğimiz sermayemiz erimiş durumda.

Futbolu nasıl kurtarırız planları yapılmadan önce eriyen sermayeyi de düşünmek gerek.

Yani kısacası futbolumuza acilen 1 milyar TL kaynak gerekiyor!!

4 kulübe gereken bu tutar neredeyse tüm yılda kazanılan gelire eşit.

Hiç transfer yapmadan; çalışanların maaşını ödemeden, kısacası hiç masraf yapmaz isek ancak bu tutarı kendi kaynağımızdan karşılayabiliyoruz.

Tabii ki bu pratikte mümkün değil.

Peki o zaman bu kaynağı nasıl yaratacağız?

Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Her kesimin kendi çözümü olacaktır. Ancak ortak nokta maliyetlerin indirilmesi ve borçların vadeye yayılmasıdır.

Benim öngörüm futbola sportif anlamda olmasa bile idari ve mali olarak bir düzenleme yapılacağı yönünde. Bu tedbirleri kendileri almayan kulüp idareleri önümüzdeki dönemde bu yaptırımları hissetmeye başlayacaktır muhtemelen. Kısa vadede kamunun böyle bir tasarrufu olmasa bile finansörlerin alacağı tedbirler mutlaka olacaktır.

Türkiye Futbol Federasyonu ve Kulüpler Birliği’ne çok önemli görevler düşüyor bu süreçte. Federasyon göstermelik tedbirler almak değil, aldığı tedbirleri  fiilen uygulanmasını sağlamak durumunda.

Kulüpler Birliği de futbolun kalitesini ve marka değerini arttırmak için acilen bu tedbirleri hayat geçirmeli, ayrıca yeni kaynaklar yaratmalı…

Futboldaki bu kara deliğin kapanmadığı kötü senaryolar için ise maalesef benim hayal gücüm yetersiz kalıyor.

Bundan sonra yaşanacak şeyleri sizlerin hayal gücüne bırakıyorum.

***

Volkan Yılmaz’ı Twitter’da takip etmek için: https://twitter.com/Baltali_Ilah_05