İskender Baydar
29 Mart 2014

BİRİ HESABI ÖDESİN

Liderin 11 puan gerisindesin…

Şampiyonluk şansın matematiksel olarak imkân dahilinde olmakla beraber,  umutlar Kaf Dağı’nın arkasında…

Ama yine de bir fırsat var önünde.

En kötü ihtimalle lig ikincisi olup Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılma hakkını elde edebilirsin.

Üstelik neresinden bakarsan bak 15 milyon Euro’luk bir ihtimal bu; küçümsenecek şey değil sonunda…

İkincilik için çekiştiğin rakibin de bir gün önce kaybetmiş deplasmanda.

Kazanıp haftaya ezeli rakibinle sahanda oynayacağın maç öncesi moral depolayabilirsin.

Kısacası 3 puan alman için saha, zemin, hava, moral her türlü şart mevcut.

Mevcut olmayan tek şey inanç.

Maça yukarıda özetlediğim ahval ve şerait içinde başlayan Galatasaray öylesine umursamazdı ki, rakip kaleyi bulan ilk şut için neredeyse 30 dakika bekledi.

Eğer maçı statta izlemiyorsam, fazla kalabalık sevmem ortamda.

Biri televizyonun önünden geçtiği zaman arıza çıkartırım.

Ama bu Galatasaray’ı izlerken balkona çıkıp sigara içmek, markete gidip alışveriş yapmak falan mümkün.

Çünkü pek bir şey kaçırmıyorsunuz sonuç olarak.

Kaçırabileceğin kayda değer hepi topu iki pozisyon vardı mesela dünkü maçta…

Wesley Sneijder’ın karşı karşıya kaleciye nişanladığı pozisyon…

Burak Yılmaz’ın 80’lerde gelen ve direkten dönen muhteşem füzesi…

Belki bir de Berk İsmail Ünsal’ın sol çaprazdan ceza sahasına girip çektiği şut.

Hepsi o kadar.

“Ne diyelim, bu sezon buraya kadar” deyip sineye çekeceğiz ama ona bile fırsat vermiyor Galatasaray.

Takım deplasmanda berabere, küçücük bir umut için mutlaka kazanması lazım ve Galatasaray’ın hocası Roberto Mancini adeta zamandan çalmak istermişçesine uzatmanın son dakikasında oyuncu değiştirmeye çalışıyor.

Üstelik başaramıyor.

Bu durum, sözün bittiği yerdir.

Sözü buraya getirenleri tebrik ederim!!