İskender Baydar
21 Şubat 2014

BİRİLERİ HESAP VERMELİ

Basit bir soruyla başlayalım:

Spor Toto Süper Lig ile PTT 1. Lig bir olur mu?

Ya da Süper Lig ile Ziraat Türkiye Kupası denk kabul edilebilir mi?

Bu soru, seviye olarak bir alt ligde mücadele eden takım ve futbolcular için aşağılama ifadesi içermiyor; tamamen ekonomik açıdan sorulmuş bir soru…

Özetlersek; Süper Lig’in yayın ve reklam gelirleriyle, 1. Lig’in yayın ve reklam gelirleri eşit olabilir mi?

Olamaz…

Bu çok net.

O zaman nasıl oluyor da, yayıncı kuruluşun abonelik, reyting, reklam geliri gibi konularda açık ara önde olduğu Şampiyonlar Ligi’nde mücadele eden Türk takımının geliri, UEFA Avrupa Kupası’nda mücadele eden takımdan geri olabiliyor?

Uluslararası arenada tanım açık:

Biri Süper Lig, diğeri 1. Lig…

Birinin getirisi 5, diğerinin getirisi 1…

Ama öyle olmuyor maalesef…

Geçen sezon, Şampiyonlar Ligi’nde Çeyrek Final oynayan Galatasaray, Market-Pool gelirlerinden 5.3 milyon Euro alırken, UEFA Avrupa Ligi’nde mücadele eden ve Yarı Finali gören Fenerbahçe, yaklaşık olarak 6.6 milyon Euro aldı.

Biri Süper Lig, diğeri 1. Lig…

UEFA normlarına göre katılım payı, kazanılan maç, atlanan tur bazında tespit edilen gelirler bakımından ikisi arasında uçurum var.

Ancak, Türkiye’de geride olması gereken maalesef önde.

Mesela bu sezona gelelim.

Galatasaray da gruptan çıktı ve Chelsea ile eşleşti…

Trabzonspor da gruptan çıktı ve Juventus ile eşleşti…

Kim eler, kim geçer, kim kalır bilemem…

Ama şunu çok iyi biliyorum:

Sezon sonunda Trabzonspor, Market-Pool gelirlerinden Galatasaray’dan daha fazla pay alacak.

Hem de bir alt ligde mücadele etmesine rağmen…

Nedenine gelince…

Şike davasının en cafcaflı olduğu dönemler, UEFA’nın yayın hakları ihalesinin yenilendiği dönemlerdi.

İhaleyi Doğuş Grubu’na ait Star TV ile Doğan Grubu’na ait D-Smart konsorsiyumu kazandı.

Rakip çıkmadığı için, ihale bir önceki dönemin altında değer buldu.

Buraya kadar anormal bir durum yok; içimize sinmese de ekonomik gerçekler…

İhaleye girenler, profesyonel olarak işlerini iyi yapan, iyi de tanıdığımız insanlar.

Dolayısıyla Türkiye’nin Market-Pool payı düştü.

Ama bu Şampiyonlar Ligi’nde mücadele eden takımla, UEFA Avrupa Ligi’nde mücadele eden takım arasındaki gelir dengesinin değişmesini gerektirmiyor.

Mesela, bir önceki sezon Şampiyonlar Ligi grubundan çıkamayan Trabzonspor yaklaşık 13 milyon Euro Market-Pool payı alırken, Çeyrek Final oynayan Galatasaray 5.3 milyon Euro’da kalıyorsa; buna karşılık UEFA’daki Fenerbahçe 6.6 milyon Euro alıyorsa, ortada açıklanamayan bir durum var demektir.

Daha da açalım…

Bunun anlamı şudur:

Sadece ihale bedeli düşmedi, Galatasaray’ın mücadele edeceği Şampiyonlar Ligi ile rakiplerinin talip olacağı UEFA Ligi’nin Market-Pool paylaşım oranları değiştirildi.

Anlamayanlar için daha da açalım…

Normalde, etik kurallarla paylaşım yapılan ülkelerde; mesela İspanya, İngiltere, Almanya’da, Şampiyonlar Ligi’ne katılan ekiplerin Market-Pool’dan aldıkları pay yüzde 80’in üzerinde.

Yani UEFA’ya katılan maksimum yüzde 20’yle yetiniyor.

Bizde ise UEFA’nın payı, Şampiyonlar Ligi’nin payını geçti.

Kim değiştirdi, meçhul.

Nasıl değiştirdi, meçhul.

Yayıncı konsorsiyum cephesinde buna cevap verebilecek kimse var mı; yok…

Daha doğrusu var da cevap veremez.

Galatasaray cephesinde ise, iki yılda 20 milyon Euro, Türk parasıyla 60 milyon liranın üzerindeki kaybın hesabını soran var mı; o da yok…

Bu madalyonun bir yüzü…

Sezon sonunda Fenerbahçe veya Beşiktaş şampiyon olur, hukuki bir engel çıkmaz da Avrupa’da yollarına devam ederlerse; bu kez de UEFA Avrupa Ligi’ne katılacak Galatasaray Market-Pool gelirleri açısından avantajlı konuma geçecek.

Galatasaraylıyım…

Ama sorun Galatasaray’ın avantajlı duruma geçmesi değil.

Sorun, paylaşımın gelirle adaletli olması.

Ve bir Galatasaraylı olarak benim açımdan sorun olan, kulübün bu gelir kaybına seyirci kalması.

Yayın haklarını alan ve kendisine alenen kazık atan konsorsiyum ortaklarıyla kredi kartı, arama motoru gibi konularda işbirliği yapmayı sürdürmesi…

Dönüp hesap sormaması…

Masaya yumruğunu vurmaması…

Daha da vahimi bu konuyu gündeme bile getirmemesi…

Çünkü bunu bile yapmıyorsa, ortada kurumsal değil kişisel çıkarlar söz konusudur.

Ve sadece iki yılda oluşan 20 milyon Euro’luk kaybın telafisi için, Galatasaray taraftarının yaklaşık 500 bin forma satın alması gerekir.

Ki bu rakam, tüm Türk takımları açısından rekor forma satışı demektir…

Bu yazıda ifade edilen gerçekleri daha iyi kavramak isteyenler, önceki yazıya en kestirme olarak bu linkten erişebilir: http://www.iskenderbaydar.com/galatasaray-uefa/

Sağlıcakla kalın…