İskender Baydar
3 Mart 2014

HAZİN BİR TÜRKİYE GERÇEĞİ

Yüzüne çakı atılan Burak Yılmaz suçludur…

Neden mi?

Gelin anlatayım…

Beşiktaş’ın eski kalecilerinden Fikret Yılmaz’ın oğlu olarak dünyaya geldi, 15 Temmuz 1985’te…

Babasının izinden yürüdü.

Ama o tutan değil atan olmayı seçti.

Yaşadığı güzel kentin takımında, Antalyaspor’un forvet hattında futbola başladı.

Futbolunu büyütecek can dostu Selçuk İnan’la da 2001 yılında, U17 Milli Takımı’nda tanıştı.

Yeteneğine kefil olan Jean Tigana’nın yoğun ısrarıyla 2006’da Beşiktaş’a geldi.

Beşiktaş’la olmadı; Burak Beşiktaş’ta başarılı olamadı.

O kadar olamadı ki, “5 milyon Euro + Burak” oldu.

Filip Holosko karşılığında Manisspor’a yollandı.

Burada eski bir dostuyla yeniden yan yana oynadı.

Selçuk İnan’ın paslarıyla bir kez daha yıldızı parladı.

Bu kez Fenerbahçe çaldı kapısını Burak’ın.

Ve yeniden İstanbul’daydı.

Ama değişen bir şey yoktu buralarda.

Luis Aragones’ten fazla forma şansı bulamadı.

Bulduğunda da gol bulmayı başaramadı.

Büyük takımda gol atamazsan yollanırsın.

Öyle de oldu. Devre arasında Eskişehirspor’a kiralandı.

Sezon sonunda yine transferin dolgu malzemesiydi.

Bu kez “3.2 milyon Euro + Burak” olarak, Gökhan Ünal karşılığında Karadeniz’e gitti.

Trabzonspor’da bambaşka bir Burak Yılmaz izledi tüm Türkiye.

Bunda Şenol Güneş’in de, yeniden aynı forma altında sahaya çıktığı Selçuk İnan’ın da payı büyüktü.

Bordo Mavili formayla sahaya çıktığı 75 maça tam 55 gol sığdırarak müthiş bir başarıya imza attı.

İlk kez Trabzonspor formasıyla gol kralı oldu.

Sözleşmesindeki “5 milyon Euro getirirse istediği takıma gider” maddesini kullanarak Galatasaray’a transfer oldu.

Trabzonlular affetmediler Burak’ı.

O maddeyi oraya koyan yöneticilerini ise sorgulamadılar bile.

Burak Galatasaray’da da attı; Galatasaray’da da gol kralı oldu.

Atmaya da devam ediyor bu sezon.

Zaman zaman formsuz dönemler geçirse de, moral motivasyonunu kaybetse de kendini geliştirmeyi sürdürüyor.

Gelelim yazının başındaki sorunun cevabına…

Evet, Burak Yılmaz suçlu.

Çünkü hakaret etmiyor.

Çünkü kasti tekme atmıyor.

Çünkü penaltı çalınması gereken pozisyona sebep olan rakibine “Olur böyle şeyler” dercesine sarılabiliyor.

Kendini kolay attığı yönündeki eleştirileri, hatta eleştiri sınırlarını aşan suçlamaları dikkate alıp artık eskisi kadar kolay yere düşmüyor.

Rakip takımın kalecisi sakatlandığında, takım kaptanı Selçuk İnan’la birlikte gidip “Gerekirse kaleye şut çekmeyiz” teklifinde bulunabiliyor.

Bu kadar çok kulüpte oynamasına rağmen bugüne kadar bir kavgaya, bir rezalete karışmıyor.

“Yerel golcü, uluslararası arenada iş yapmaz” diyenlere inat Şampiyonlar Ligi’nde de, Milli Takım’da da gol atıyor.

Kısacası Burak yılmıyorBurak ayakta kalmayı başarıyor

Ve herkesin bildiği gibi bu ülkede hiçbir başarı cezasız kalmaz.

Aksi geçerli olsaydı Burak Yılmaz’a çakı atılması her yerde manşet olmalı, herkes saldırıyı kınamalı, tüm spor programları bu rezaleti tartışmalı, çakı atanın yakalanması için seferberlik başlatılmalıydı.

Bunlar olmadığına göre…

Yüzüne çakı atılan Burak Yılmaz suçludur!!