İskender Baydar
25 Kasım 2017

Burası Galatasaray

Memlekette herkes dar alanda kısa paslaşmalar yapıyor, 3-5-2 doğum tarihleri, 4-4-2 de ortak posta kodumuz zaten. Bu nedenle teknik konulara girmenin bir manası yok. Herkesin en iyi bildiği şeyi, herkese onlardan daha iyi anlatmam zaten mümkün değil.

Dolayısıyla kısa kısa notlarla Alanyaspor maçını ve Galatasaray’ın haleti ruhiyesini ele alalım.

***

Yazıya geçmeden önce kısa bir not: Malum bu hafta içi Galatasaray Yönetim Kurulu Üyesi Alper Narman, Şırnak’a giderek, 23. Sınır Tümen Komutanlığı’nı ziyaret etti.

Durduk yerde ne alâka diyebilirsiniz.

Nedeni basit aslında…

Tümen Komutanı bir şekilde Galatasaray Yönetimi’ne ulaşarak, “Vatan gencecik çocuklarını buraya gönderip unutuyor, ne gelen var ne giden. Bu çocukların morale ihtiyacı var” diyor. Ve bu sözler üzerine ziyaret gerçekleşiyor.

Keşke örnek olsa, keşke tüm takımlar oraya, o çocukların yanına gitse. Hatta keşke Galatasaray, yan sahada antrenman yapan De Jong, Hakan Balta gibi futbolcuları, maaşlarını hak etmek üzere bu tür ziyaretler yapmakla görevlendirse.

***

İş için İzmir’de bulunduğumdan maçı kamuya açık bir yerde seyrettim. Şundan eminim, benim 90 dakika boyunca garsonla yaptığım muhabbetin 10’da 1’ini Ayhan Akman Tudor ile yapmamıştır.

Hafta içi Florya’dan Ayhan gönderiliyor haberleri servis edilmişti ama kaldı. Şu çok net bilinmeli, Ayhan Tudor’un yardımcısı olarak değil birilerinin Florya’daki kulağı olarak o koltukta.

Benden tavsiye, o koltuğu çok ısıtmasın, burası Galatasaray, fazla oturamaz.

Maça gelince…

Sahada istekli bir Galatasaray vardı, buna hiç şüphe yok ama takım ne istediğini biliyor muydu orası muamma.

Organize atak sayan varsa bana da söylesin.

11 yetenekli oyuncu bir araya gelmiş, ellerinden gelenin en iyisini vermeye çalışıyorlardı sahada.

Ne bir korner taktiği izledik ne de organize bir atak.

Ligin en çok gol pozisyonuna giren takımının en çok penaltı ve frikik kazanan takım olması lazım.

Gel gör ki, bu sezondaki tek frikiği Antalya deplasmanının son dakikalarında kazandı Galatasaray.

Penaltı dersen, zaten kazansan da vermiyor hakemler.

Tudor’u eleştiriyoruz diye kızıyor bazı dostlar.

Kağıt üzerinde haklılar.

Son yıllardaki en iyi sezon başlangıcının altında imzası var Hırvat Hoca’nın.

Ama mesele puan değil zihniyet ki bunu maç sonunda çok net olarak ortaya koydu kendisi.

Hâlâ Östersunds’a elenmenin normal bir şey olduğunu, Başakşehir’den 5 gol yemeyi “Her maç 3 puan değerinde” diyerek geçiştirmeye çalışan bir hoca Tudor efendi.

Bu taraftar Real Madrid karşısında “Beş, beş, beş” diye tezahürat yaptı, bu lafları kolay kolay yemezler.

Beşiktaş maçında takımını Galatasaray gibi oynatmazsa, ayakta başlayıp yedek kulübesinde oturarak devam ettiği sezona veda eder kendisi, durum bu kadar net.

***

Diğer notlara gelince…

Son iki sezonda Selçuk hep geriye oynadı diye kızdık, oysa tek suçlu Selçuk değildi. Taraftara oynayıp sahada oynamayan Sneijder gerekli sorumluluğu alsa, Selçuk da bu kadar geri oynamaya mecbur kalmazdı.

Her ne olursa olsun Galatasaray taraftarının maç sırasında bir oyuncusunu ıslıklamasını doğru bulmuyorum, sorumlu kötü oynayan Latovlevici değil onu alıp sahada tutan hocadır.

Bir de muhalefet meselesi var Galatasaray’da.

Açıkçası geçmişte Adnan Öztürk’ten umutluydum ama etrafına topladıklarını görünce kendisinden ne köy olur ne kasaba diyorum.

Bir de Ahmet Özdoğan diye bir doktor var. Tıp alanında kazanamadığı saygınlığı Galatasaray Başkan Adayı olarak kazanmaya çalışıyor ama onu bile beceremiyor.

Kendisi, Galatasaray sohbetlerimizin en eğlenceli ögesi. Powerpoint sunumlarını her ay merakla bekliyoruz doğrusu:)

***

Her şey bu kadar olumsuz mu?

Aksine…

Bunca yanlışa rağmen takım lider ve şampiyonluğun en güçlü adayı.

Bir de kulüp kendini Başakşehir sanmasa ve Galatasaray olduğunu anlasa değmeyin keyfimize.