İskender Baydar
8 Mart 2015

ÇARESİ VAR

En son söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim:

Galatasaray Aralık 1999’dan beri, yani 15 yılı aşkın bir zamandır Kadıköy’de kazanamıyordu bu maç öncesinde… Geride kalan zamanda kazanmayı hak ettiği maçlar olmuştu; yenilmemesi gereken, sahadan en az bir beraberlikle ayrılması gereken maçlar olmuştu ama yenilmeyi bu kadar hak ettiği maç çok olmamıştı.

Lider Galatasaray’ın 4 puan gerisinde haftaya giren Fenerbahçe’nin saldırarak başlayacağı bekleniyordu; maç sonlarında kondisyonu düştüğü için ilk dakikalarda oyunu koparmak isteyeceği de biliniyordu.

Maça da o telaşla başladı Sarı Lacivertliler…

Saldırmak isteyen onlar, pozisyonları bulan Sarı Kırmızılı Aslanlar’dı…

Önce Selçuk İnan’ın güzel vuruşunu Volkan Demirel çıkardı…

Hemen ardından Burak Yılmaz’ın çok net pozisyonda yaptığı aşırtma vuruş autla sonuçlandı.

20’li dakikalardan sonra sahada Galatasaray yoktu maalesef…

Umut Bulut ile Burak Yılmaz çift forvet değil, hiç forvetti yeşil çimde.

Umut’un ilerideki varlığı orta sahada eksikliğiydi Galatasaray’ın…

Alex Telles iç saha maçlarında, sonradan oyuna girmek dışında tercih olmamalı şu anda.

Son maçın en iyisi Blerim Dzemaili’nin olmaması ise anlaşılır gibi değildi.

Yasin Öztekinsiz Wesley Sneijder kayıp, Brumasız sağ kanat ise yok hükmündeydi.

Galatasaray, yanlış dizilerek, kenardan yanlış yönetilerek, sayısız hakem hatası ile bugüne kadar lige tutunabilen Fenerbahçe’ye can suyu verdi resmen.

Maçta Olcan Adın’ın atılmaması Galatasaray lehine bir hakem hatası gibi görünse de, aslında Cüneyt Çakır’ın iyi bir hakem olmadığının göstergesiydi.

Çünkü Galatasaray lehine ya da aleyhine; Fenerbahçe lehine ya da aleyhine hiç fark etmiyor, Çakır hep kritik hatalar yapıyor yönettiği maçlarda.

Diğer notlara gelecek olursak:

Sabri Sarıoğlu her maçta oynasın, mümkünse derbilerde oynamasın.

Şurası kesin ki Volkan Demirel’in kariyerinin en parlak maçları, Galatasaray karşılaşmaları…

35 yaşındaki Dirk Kuyt, profesyonellik anlamında ders veriyor Türkiye’ye…

Aurelien Chedjou her maçta biraz daha büyüyor ve liderliğe soyunuyor Galatasaray’da…

Kim ne derse desin Hamit Altıntop ve Selçuk İnan, sırtlarına binen aşırı yükü ellerinden geldiğince taşımaya çalıştı.

Maçın utancı her zamanki gibi Emre Belözoğlu’ydu…

Kameralar her yakın çekime girdiğinde küfrediyordu.

Maçın sonunda sadece kendisi küfretmiyor, maç boyunca derbi tansiyonu dışında bir sükûnet sergileyen Fenerbahçe tribünlerine koro halinde küfrettiriyordu.

Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ayrımı yapmaksızın muktedire karşı en ufak bir tribün protestosunda sesi kısan Lig TV, hiç utanmadan, yüzü bile kızarmadan bunu yayınlıyordu.

Skor ve sonuç itibariyle psikolojik avantaj Fenerbahçe’de ama puan cetveli açısından avantaj Galatasaray’da…

Hamza Hamzaoğlu’nun bu yenilgiden ders çıkarması, takımın inancını kaybetmemesi ve taraftarın inanması mutlu sonu getirir Galatasaray’a…

Dördüncü yıldız yolunda dünü unutmak lazım…

Bugüne kadar pek çok defa başardı bunu Galatasaray…

Rakipleri bir maçın skoruyla övünürken kupaları aldığı çok oldu.

Yine öyle olabilir.

Ve olmalı da…

Çünkü bunu daha fazla hak eden bir başka camia, bir başka taraftar yok bu ülkede…