İskender Baydar
2 Aralık 2017

CEVAPSIZ SORULAR

Filmi sadece bir yıl öncesine saralım.

Ekim ayının son günleri, yer yine Dolmabahçe, yine Beşiktaş-Galatasaray derbisi…

Bir yanda sezona “Son şampiyon” unvanıyla girmiş Beşiktaş, diğer yanda çok kötü bir sezonu geride bırakmış Galatasaray vardı.

Beşiktaş’ın başında yine Şenol Güneş, Galatasaray’ın başında ise Hollandalı Jan Olde Riekerink sahaya çıkmıştı.

Tükenmiş, kadrosundaki isimler yıpranmış, moralsiz ve ekip ruhunu kaybetmiş Galatasaray 2-0 öne geçmiş, son 20 dakikada gardının düşmesiyle skor 2-2’ye gelmişti.

Maçın uzatma dakikalarında her iki takım da karşılıklı olarak çok net birer gol pozisyonundan yararlanamamıştı.

Şimdi de bugüne gelelim.

Eğer “Galatasaray ilk yarıda iyi oynadı” diyen varsa yazının bundan sonrasını okumasın.

Gol arayışlarını kontra atak futbolu üzerine oturtmuş, kendi oyun kimliğinden uzak bir Galatasaray vardı sahada.

Birkaç pozisyon da buldu doğrusu ama oyunun tek hâkimi Beşiktaş’tı.

İkinci yarının hemen başında Muslera’nın hatasıyla yenilen gol, aslında bağıra bağıra gelen kaçınılmaz sonun habercisiydi.

Bu dakikadan sonra yeniden bir Başakşehir faciası yaşanmadıysa tamamen Beşiktaşlı oyuncuların beceriksizliğindendi.

Gerçi “3-0’lık mağlubiyetin o faciadan bir farkı var mı” derseniz, bence eksiği yok fazlası var.

Ne de olsa Başakşehir bugün var yarın yok, Beşiktaş ise ilelebet rakibimiz.

Gelelim sadede…

Bir yıl önce Beşiktaş ile deplasmanda berabere kalan Riekerink, elindeki sınırlı kadroya rağmen “Yetersiz” denilerek kovuldu Galatasaray’dan…

Peki ya Tudor, o yeterli mi?

Gelin onu da birlikte hatırlayalım:

Tudor’la geçirilen dönemde;

Galatasaray iki kez Fenerbahçe ile evinde oynadı, bir beraberlik, bir mağlubiyet aldı.

Beşiktaş ile bir kez evinde, bir kez deplasmanda oynadı; iki mağlubiyet aldı.

İki kez Trabzon deplasmanına gitti, ikisinde de yenildi.

Başakşehir ile iki kez oynadı, ikisini de kaybetti. Üstelik bu iki maçta kalesinde tam 9 gol gördü.

Taraftarı belediye çalışanlarından oluşan, tabansız, suni bir takıma karşı alınan iki mağlubiyet ve yenilen 9 gol.

Kelimenin tam anlamıyla skandal…

Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor ve Başakşehir’e karşı oynadığı maçlarda 2 gol atarken 18 gol yedi.

Ve 8 maçta sadece 1 puan alabildi.

Bu manzaraya rağmen hâlâ Tudor ile devam diyebilecek babayiğit varsa önden buyursun.

Kaldı ki Florya’yı çözmeden hiçbir şeyin çözülemeyeceğini sağır sultan bile anladı da hâlâ anlamamakta ısrar edenler var ne yazık ki..

***

Bir de hakem meselesi var.

Galatasaray uzun zamandır hakemler açısından mağdur olan bir takım.

Ama bunu ne teknik direktör ne de futbolcular değiştirebilir.

Değiştiremedikleri gibi değişmedikçe moralleri bozulduğundan performansları da bundan etkilenir.

Hakemlerin adil davranması sadece ve sadece Galatasaray’ın spor kamuoyu ve federasyon nezdindeki etkinliğiyle sağlanabilir.

Ancak kulübe akıl verenler, stratejik konularda gidilecek yönü belirleyenler federasyon başkanından maaş alanlar ya da tarafgirliği malum yorumcular olursa bu nasıl temin edilebilir, bunun bende bir cevabı yok.

Umarım kulüpte vardır.