İskender Baydar
14 Eylül 2018

Dirilen ‘Ozan’lar Derneği

İlk düdük çalmadan zor bir maçtı.

Rakip ilk 4 haftada 12 puan toplamış, deplasmanda Rize ve Sivas’ı geçmiş, evinde ise Süper Lig’de kolay kolay maç kaybetmeyen Başakşehir’e ve Ankaragücü’ne geçit vermemiş, 10 gol atıp 4 gol yemiş bir Kasımpaşa vardı.

Kaldı ki o Kasımpaşa son yıllarda Galatasaray’ın canını da fazlasıyla yakmıştı.

Kasımpaşa, Kemal Özdeş yönetiminde bir taktik disiplin içinde, artılarını ve eksilerini bilerek oynayan bir yapıya kavuşmuştu.

Galatasaray ise bütçe hesabı yapmayı bilmeyen CFO’su ve yıllardır o torpilli CFO’yu orada tutanlar yüzünden yaşadığı forvet transferi kaosunun ardından gelen Trabzon yenilgisiyle yorgun ve yıpranmıştı.

İlk satıra dönecek olursak ilk düdük çalmadan zor bir maçtı.

İlk yarıda oynanan oyuna bakınca daha da zorlaştı.

Devre arasında attığım twette de yazdığım gibi ilk yarıda taca çıkan iki topa müdahale eden Fatih Terim, Eren’den daha fazla topla buluştu.

Bu Eren’in kabahati mi, tabii ki değil…

İlk yarıda Galatasaray aramayan, üretmeyen, çalışmayan, hiçbir dişlisi işlemeyen bir kimlikteydi.

Tıpkı 6-0 kazanılan Alanyaspor maçının ilk yarısında olduğu gibi.

Zaten evinde oynadığı maçta devreyi de kaleyi bulan “SIFIR” şutla kapattı Galatasaray.

İlk yarının en güzel görüntüsünü verenler, uzatma dakikalarında bir kontra yakalayan Trezeguet’nin önüne adeta duvar ören 18 yaşındaki Ozan Kabak’ı tebrik etmek için olay yerine koşan N’Diaye, Donk ve Nagatomo’ya aitti.

İkinci yarıda ise nihayet alıştığımız, beklediğimiz Galatasaray’ı izledik çok şükür.

İlk 45 dakikada varlık gösteremeyen Eren, kırmızı kart çıksa kimsenin bir şey diyemeyeceği pozisyonun ardından Rodriguez’in kullandığı serbest vuruşta, iki hamlede golü buldu.

Ardından N’Diaye’nin muhteşem pasında Rodriguez skoru 2-0 yaptı.

Üçüncü gol yine Rodriguez imzalı ve dillere destandı.

“Herkese var bize yok” sisteminin de hakemin kararını değiştiremediği, Ozan’ın müdahaleyle sonuçlanmayan hamlesine çalınan penaltıyla skor 3-1 olsa da günün başarılı ismi Serdar Aziz hemen akabinde skoru 4-1’e taşıdı.

90 dakikaya bakınca, bir gol atıp savunmada savaşan Serdar’ın dışında, Serdar’ın hatalı vuruşunu ve Trezeguet’nin müthiş vuruşunu çıkartan Muslera da başarılıydı.

Rodriguez, geçen sezon futbolun süperleri seçilmesinin hakkını da verdi, aldığı zammı ben dâhil eleştirenlerin ağzının payını da verdi.

Ve Ozan Kabak…

Çok bir şey yazmayacağım. 30 yıldır yazlığımızın olduğu ve çok sevdiğim Silivri’denmiş, Allah nazar değmesin diyeceğim sadece.

Bir de tespit:

Bu sezon bana 2011-2012 sezonunu hatırlatıyor açıkçası…

Hani adeta Galatasaray şampiyon olamasın diye play-off uydurulan o malum sezon.

O sezon forvet oynayan Elmander 12, Baros 8, devre arası transfer edilen Necati de 8 gol atmıştı.

Şampiyonluğu getiren performansı ise attıkları 12’şer golle orta sahanın yıldızları Selçuk İnan ve Felipe Melo ortaya koymuştu.

Bu yıl da forvetinin değil (Kaldı ki bu Eren’in kabahati de değil) kanatların ve orta sahanın performansıyla mutlu sona ulaşabilir Galatasaray.

Şahsen ben ulaşacağına da inanıyorum.

Salı gecesi, 50 bin taraftarının dolduracağı Ali Sami Yen Arena’da Lokomotiv Moskova’yı konuk edecek Sarı Kırmızılı Aslanlara başarılar diliyorum.

Ve sizleri maçın fotoromanına davet ediyorum: