İskender Baydar
8 Aralık 2018

DOST ACI SÖYLER

Bir değişiklik yapalım ve bu akşamki yazıya maç öncesinden başlayalım.

Kaldı ki yazının bu kısmını maçtan önce yazdım.

Evinde arka arkaya Bursaspor, Fenerbahçe, Konyaspor ile berabere kalmış bir Galatasaray izleyecektik Ali Sami Yen’de…

Sahasındaki Fenerbahçe maçında Fırat Aydınus’un gazabına uğramış, Konyaspor karşısında sözde basireti bağlanan basiretsiz Hüseyin Göçek ve Halis Özkahya tarafından resmen harcanmış, 3 puan bıraktığı Beşiktaş deplasmanında Cüneyt Çakır tarafından kalın kalın doğranmıştı Galatasaray…

VAR uygulaması olmayan Türkiye Kupası’nda bile penaltısı çalınmayan bir Galatasaray’dan söz ediyorum.

Tepeden torpilli başka takımlara uygun görülmeyip Galatasaray’ın oynatıldığı stada ve zemine değinmiyorum bile…

Bu sezon VAR’lı ya da VAR’sız, sahada veya masada hakları yok sayılan bir Galatasaray izliyoruz.

İşin en kötü yanı yönetim de sadece izliyor.

Başkan Mustafa Cengiz basın toplantısı düzenleyip, “3 hakem düdüğünü assın, Federasyon tüm kurullarıyla istifa etsin” dediğinden bu yana tam 2 hafta geçti.

Ne düdüğünü asan var, ne de istifa eden…

Ne mi var?

Derbide haksızlığa uğradıktan sonra uzatılan mikrofonlara konuşup,  “Camiaları germeyelim… Ne olur gelin bu camialar barışsın” diyen, taraftarın sosyal medya tepkisini görünce tweet atarak “Yok ben öyle demedim” diyerek canlı yayında söylediklerini inkâr eden bir İkinci Başkanı var mesela…

Sosyal medyadan esip gürleyen, ziyaretten ziyarete koşup bol bol selfie paylaşan yöneticileri var.

Gelinen noktada tüm suçu Fatih Terim’e yıkmak için perde arkasında dolap çevirenler bile var.

Ama benden söylemesi; girdikleri tünelin bir çıkışı yok.

Gördükleri parlak ışık üstlerine doğru hızla gelen trenin ışığı…

Hemen kırılıp gücenmesinler, vakit varken kendi iyilikleri için kendilerine çeki düzen versinler.

Florya Metin Oktay Tesislerinin duvarlarında oyunculara yönelik olarak “Sizi buraya getiren yeteneğiniz; burada tutacak olan ise karakterinizdir” yazıyor ya; bu söz sizler için de geçerli sakın aklınızdan çıkarmayın.

***

Bu “yumuşak” girişten sonra gelelim maça…

Biliyorsunuz; teknik, taktik, diziliş ile çok uğraşmıyorum. Onun meraklısı çok nasıl olsa.

Ama aylardır “Muğdat niye ilk 11 başlamıyor” diyenler cevabını almıştır belki.

“Dat diri dat dat Muğdat” bu kadar; iyi niyetli, çalışkan ama yetenekleri sınırlı bir oyuncu.

Futbol basit oyun, atanın ve tutanın sağlam olacak.

Bakıyoruz; Galatasaray yapılmayan stoper transferine, Muslera’nın bazı maçlardaki formsuzluğuna, sakatlar ve cezalılar nedeniyle her maç değişen savunma hattına rağmen 16 gol yemiş; bu gollerin 6’sı penaltıdan… Diğerleri de varlık gösteremediği Trabzon, Akhisar ve Malatya deplasmanlarından…

Ya atan…

İşte o hiç yok.

Rize karşısında Gomis sahada olsa maç ilk 15 dakikada 2-0 olurdu ve hiç kimse şu iyi oynadı, bu kötü oynadı diye konuşamazdı.

15 haftadır yaşanan tüm sıkıntıların, hocanın, oyuncuların bu kadar yıpranmasının en büyük sebebi, yönetimin Gomis’i satıp bir forvet transferi yapamaması…

Bu kadar net…

Gelelim gollere…

İlk golde Mariano’nun topu zarif bir bilek hareketiyle çekip Feghouli’ye verişi, onun hiç bekletmeden kanada, Rodrigues’e muhteşem pasıyla başlayan atak topun ağlarla buluşmasıyla son buldu.

Golden daha çok konuşulan ise Rodrigues’in şut açısı ararken rakipten Selçuk’a gelen top sebebiyle golden sonra ofsayt umuduyla yapılan VAR aramasıydı.

Bugüne kadar Galatasaray aleyhine olan pek çok pozisyonda izlemeye gitmeyen hakemlerin aksine Ali Palabıyık koşa koşa VAR’a gitti.

Hatta yanına yardımcısını bile aldı.

İmkânı olsa MOBESE kameralarına bile bakacaktı.

İptal için çok uğraştı ama aradığını bulamadı.

***

İkinci yarının ilk 15 dakikasında Nagatamo’nun ortasında haftalardır eleştirilen Eren ile gol Galatasaray’ı rahatlattı derken, saha kenarından yapılan müdahalelerin yetersizliği, oyuncuların isteksizliği, takımın 60’ıncı dakikadan sonra sahadan yok olması derken art arda gelen gollerle lig sonuncusu Rizespor Ali Sami Yen’den hakkıyla 1 puan alıp gitti.

Galatasaray dün akşam her hücresiyle puan kaybını sonuna kadar hak etti.

Maç sonu Kulüpler Birliği bildirisine sahip çıkan, Galatasaray’a sallayan Rize Başkanı’na maç öncesi sırıtarak plaket veren İkinci Başkanımız da üstüne tuz biber ekte.

Öncelikle sahada mücadele eden Rizespor’u tebrik ediyorum.

Tüm Galatasaraylı dostlarıma da geçmiş olsun diyorum.

Bu kadro, bu yönetim, bu mantalite ile bu sezon gidilecek fazla bir yolumuz yok maalesef.

Boş yere birbirimizi üzüp kırmayalım.

“Sebep olanlar utansın” deyip geçelim.

***

Bu arada bunu mevcut puan durumu açısından söylemiyorum, orada herkes açısından şans var.

Ama şu an yönetildiği şekilde yönetilen Galatasaray’ın hiç şansı yok.

***

Çok tepki geldi ekleyelim…

Son dakikalarda Linnes’e yapılan müdahale bence penaltı değil.

Ama siz de haklısınız.

Aynısı Başakşehirli bir oyuncuya yapılsa penaltıydı.

Hatta yapılmasa bile bir yolunu bulup penaltı veriyorlar.

Ülkede adaletin çivisi çıktığından ne desek boş.

“Yaşasın Kral” desek de olmaz.

“Çok yaşa Padişahım” diyelim bari.