İskender Baydar
18 Kasım 2014

FAİLİ MALUM

Hafızaları tazelemek adına hatırlatmakta fayda var… Bundan yaklaşık 2 yıl önce… Yer yine Milli Takım… Olayın kahramanı yine Volkan Demirel…

İdman iptal olunca oyuncular bulundukları kenti gezmeye çıkıyorlar…

Keyifli bir gün… Bir eğlence parkının yolunu tutuyor futbolcular…

Gazeteciler de fotoğraf çekiyorlar doğal olarak.

Ortada gerginlik yok, özel hayata müdahale durumu yok… Ama çok geçmeden çıkıyor…

Olayın bu kısmını, o tarihte bir gazetede yer alan cümlelerle aktarıyorum:

“Volkan Demirel, Habertürk muhabiri Vedat Danacı’ya, ‘Ne ters ters bakıyorsun’ dedi… ‘Niye sana ters bakayım’ yanıtını alınca da Danacı’nın üzerine yürüyüp ‘İnsanlığı bilmiyorsunuz, hayvanlığı da bilmiyorsunuz. Seni yazdım lan bir kenara. Seni evinden aldıracağım lan g…’ diye devam etti. Araya Milli Takım Yardımcı Antrenörü Tayfun Korkut girdi…”

Evet; olay özetle böyle…

“Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerinin takipçisi olmayı başarabilsek, o gün Volkan’ın Milli Takım’daki son günü olurdu.

Olmadı.

Tıpkı, ırkçılıktan ceza alan Emre’nin halen Milli Takım kadrosunda yer alıp zaman zaman kaptanlık pazubandını takması gibi bir aymazlık olarak spor tarihimizdeki yerini aldı.

Ya da takım arkadaşlarına silah çeken Gökhan Töre’nin durumu gibi…

Sorun da burada zaten.

Suç cezasız kalınca suçu işleyenler daha da pervasızlaşıyor; “Nasıl olsa bana bir şey olmaz” diyerek bir adım ileri geçebiliyor.

Ve olaylar her geçen gün içinden çıkılmaz bir hâl alıyor.

Gelelim maç gecesine, Volkan’ın sahayı terk etmesine ve sonrasında yaşananlara…

Görüntüleri defalarca izledim… Amasyaspor formalı olan ve daha sonradan aslında Fenerbahçeli olduğunu söyleyen şahıs, her ne kadar inkâr etse de, pek hoş olmayan şeyler söylüyor.

Bu arada küçük bir çocuk Galatasaray armasını gösteriyor.

Volkan’ı alkışlayanlar da var, tepki gösterenler de…

Bugüne kadar çok daha vahim olaylar karşısında soğukkanlılığını koruyan, hatta taraftarı çileden çıkartmayı başaran Volkan, bu kez çabuk teslim oluyor ve eldivenlerini çıkartıp sahayı terk ediyor.

Küfür edenleri destekleyecek değilim.

Volkan’ın sabrı taşmış, bir insan olarak sinir sistemi iflas etmiş olabilir.

Hocası da izin verdiğine göre sahadan da çıkabilir ama stattan çıkamaz.

Ama çıkıyor…

Sonrası tam rezalet.

Evinden alınıp yeniden stada döndürülmesi, Emre’nin ve Fenerbahçe Futbol Takımı İdari Menajeri Hasan Çetinkaya’nın da işin içine girmesi, Federasyon’un güvenlik görevlileri ve Spor Büro oradayken Aziz Yıldırım’ın kulüp güvenlikçilerini olay yerine göndermesi, o stadı en iyi bilen isimlerden Hande Sümertaş’ın ikazına rağmen basın mensuplarının beklediği kapıdan çıkmakta ısrar edilmesi, futbolcular araçlarına bindikten sonra ve ortada hiçbir neden yokken güvenlikçilerin gazetecilere saldırması adeta planlı bir eylemin parçası gibi…

Kamera incelemeleri sonucunda toplu küfür tespit edilememesi, küfür eden sadece 1 kişi hakkında işlem yapılması, Volkan’ın zaten sahayı terk etmek için bahane arayarak sahaya çıktığı iddialarını güçlendiriyor.

Hele bir de bu olayın Federasyon ile Aziz Yıldırım arasındaki iplerin gerildiği, Yıldırım’ın “Sen önce Milli Takım’ın şerefini kurtar” diyerek Federasyon Başkanı Demirören’e meydan okumasının ardından gelmesi de kelimenin tam manasıyla mide bulandırıcı.

Sadece olaya adı karışan taraflar adına da değil üstelik bu mide bulantısı.

Naklen adam dövenlerin serbest bırakılması, yerde yatan muhabirin kafasına tekme atarak cana kast eden birinin sadece 1 yıl hak mahrumiyeti ile kurtulması, dayak yiyenlerin adı sanı bilinirken, dövenlerinin isimlerinin adeta devlet sırrı gibi saklanması da cabası…

Buradan sormak istiyorum: Görev yaptıkları yer, isimleri, cisimleri bilinenler ve suçu kameraların önünde işleyenler cezasız kalırken, tribünde küfür edenleri nasıl cezalandıracak Federasyon?

Üstelik sporda şiddetin panzehiri gibi sunulan Passolig, milli maçlarda devre dışıyken…

Daha da vahimi, satılan 17 bin küsur biletin yanı sıra 10 bin bilet de kontrolsüzce sağa sola dağıtılmışken…

Her olayda olduğu gibi balık baştan kokuyor aslında.

Tepeden başlayan sorumsuzluklar silsilesi kademe kademe alta intikal ederek kapı önünde güvenlikçi terörüyle son buluyor.

“Tepedeki suçludur, sorun oradan başlamaktadır” denilemediği için de el birliğiyle her olayın üstü örtülüyor.

Futbol dünyasının içindeki yöneticisinden sporcusuna, gazetecisinden yazarına kadar hemen hemen herkes bu zincirin bir parçası.

Ama bilerek ve isteyerek; ama görüp söylemeyerek.

Bir günde gelmedik bu noktaya… Hemen altta yer alan skandal karelerdeki gibi pek çok olayı unutarak rezaleti biriktirdik hep birlikte…