İskender Baydar
12 Nisan 2014

BİTMEYEN TARTIŞMA

“Lost” dizisini izleyenler iyi bilir; gizemli bir adaya düşen uçak yolcularının hem adadaki genel, hem geçmişteki kişisel öykülerini anlatan ve tüm öykülerin tuhaf bir şekilde kesiştiği, hayli esrarengiz bir televizyon fenomeniydi dizi.

Dizideki adanın Türkiye’deki izdüşümünün Kuruçeşme’deki Galatasaray Adası olduğunu düşünüyorum her geçen gün biraz daha fazla.

Ortada bir genel öykü var çünkü; bir de genel öyküdeki kahramanların geçmiş hayatlarından gelen kesişmeler, sırlar, hesaplar…

O hesapları bir kenara bırakıp herkesin anlayacağı dilden hikâyeyi özetleyeyim:

Ada, 18 Mayıs 2006’da, aynı zamanda Galatasaray Spor Kulübü üyesi olan ünlü işletmeci Mehmet Koçarslan’a 2,5 yıllığına kiralandı.

Yıllık kira bedeli sadece ve sadece 400 bin dolardı.

Açıkçası kiralanan mülk pek iyi durumda değildi. Bu nedenle, kiracının adaya iki milyon dolar veya üzerinde yatırım yaptığı kanıtlanırsa, kiracının kira süresini aynı şartlarla Kasım 2010’a kadar uzatma hakkı eklendi sözleşmeye.

2008 yılında yapılan denetimde, kiracının yükümlülüklerini yerine getirdiği tespit edildi ve sözleşme uzadı.

Ne olduysa bundan sonra oldu.

Adnan Polat yönetimi, mevcut kira süresi dolmadan, kesin bir tarih vermek gerekirse 22 Nisan 2009’da, bu kez genel kurul onayına başvurma gereği görmeden sözleşmeyi aynı şartlarla ilave beş yıl daha uzattı.

Oysa 400 bin dolarlık kira bedeli, adanın içine düştüğü perişan durumda söz konusuydu.

Aradan geçen dönemde, işletmecinin de çabalarıyla adanın eli yüzü toparlanmış, imajı düzelmiş, değeri katlanmıştı.

Bu karara Galatasaray Spor Kulübü Genel Kurul üyeleri 27 Mart 2010 Mali Genel Kurulu’nda itiraz etti. Yapılan oylama sonucunda önerge kabul edildi.

Kiracı tahliyeyi kabul etmeyince de kulüp tahliye davası açtı. Ve bu dava Eylül 2013’te kulüp lehine sonuçlandı.

Her ne kadar basında bu yönde tek satır haber çıkmadıysa da kiracının temyize gidip kazandığı söyleniyor…

Kulübün de Yargıtay’a başvurduğu iddia ediliyor.

Hukuki sürecin nasıl tamamlandığını bekleyip göremeden Pazar günü yapılacak Mali Genel Kurul’da ada konusu bir kez daha masaya geliyor.

Gündemin 12’nci maddesi aynen şöyle:

“Beşiktaş Kuruçeşme’de 5 Pafta, 369 Ada, 1 Parsel’de bulunan Galatasaray Adası’nın (iç ve dış reklam alanları gelirleri dahil) yıllık 2.500.000 (iki milyon beş yüz bin) Amerika Birleşik Devletleri Doları altında olmamak kaydıyla ve sadece üyelerimizin kullanımına tahsisli bir restoranın muhafaza edilmesi ve yine üyelerimizin havuz tesislerinden ayrıcalıklı olarak yararlanma haklarının muhafaza edilmesi koşulları ile kiralanması konusunda Yönetim Kurulu’na yetki verilmesi…”

Bu maddeyi, geçtiğimiz hafta Galatasaray Başkanı Ünal Aysal ile GSTV’de katıldığımız programda sordum.

Temel sorum şuydu, “Beş yıldır kanuna aykırı olarak mülkü kullanan kiracının neden olduğu gelir kaybı geçmişe dönük olarak tazmin edilecek mi?”

Canlı yayın temposu, Başkan’ın konunun halen yargıda olduğunu söylemesi ve tazmin edilecek bir zarar görmediği yönündeki cevabıyla konu geçti gitti…

Şimdi Genel Kurul’dan en az 2.5 milyon dolara kiralamak için yetki istiyor yönetim.

Ki gerçek bedelin bu rakamın üzerinde gerçekleşmesi muhtemel.

Mesela yıllık 4 milyon dolardan kiralanırsa ada, tahliye talebine uymayıp yılda 400 bin dolar ödeyerek adayı kullanan kiracı açısından “5 yıl çarpı 3 milyon 600 bin dolar”lık bir haksız kazanç söz konusu.

Bunun karşılığı da 18 milyon dolar ediyor.

Tabii hukuki sürecin Koçarslan’ın aleyhine tamamlanması koşuluyla geçerli bu durum.

Bu davayı kaybetmek için özel bir çaba sarf etmek lazım o ayrı…

Mehmet Koçarslan bu rakamı okuyunca isyan edecektir kesin.

Ama havuz giriş bedelleri, mevcut yasa öncesi içki-sigara sponsorluklarından elde edilen gelirler, yıllardır kredi kartı ve banka sponsorluklarından gelen paralar, billboard ve reklamlardan kazanılanlar, davetlere kişi başı 75 ila 100 Euro’dan kiralanan bin kişilik kapalı alandan elde edilen kazanç, işletmelerden alınan kira ve isim hakkı bedellerini alt alta toplarsak bu rakamın abartılı olmadığı görülecektir…

Sadede gelecek olursak;

Mehmet Koçarslan gelmiş geçmiş tüm yönetimler tarafından çok seviliyor, el üstünde tutuluyor, bu çok net.

Galatasaray Spor Kulübü üyesi olması, iyi bir işletmeci olması onu ideal kiracı pozisyonuna getiriyor, bu da net.

Ama Koçarslan’ın mal sahibi Doğuş Grubu tarafından Reina’dan çıkarılıyor olması sebebiyle bu dönemde Galatasaray Adası’na daha fazla ihtiyaç duyuyor olduğu da gayet net.

Bu durumda Galatasaray’ı yönetenlerden beklediğim şey, Galatasaray çıkarlarını gözetmeleri ada konusunda… İş başka dostluk başka diyerek masaya yumruklarını vurmaları.

Yoksa Burdisso’nun 6 aylık kiralanma bedeline denk düşen bir rakama, Boğaz’ın tam ortasındaki adayı herkes kiraya verir.

“Ada sadece üyelerin kullanımına açık olsun” diyen bir kesim mevcut halen…

Onlara da bir çift sözüm var: Geçti o günler…

ÖNEMLİ NOT: İstanbul dışından ya da yurt dışından bu yazıyı okuyanlara, Galatasaray Adası hakkında daha net bir fikir edinmeleri için alttaki fotoğraflara bakmalarını şiddetle öneririm…