İskender Baydar
6 Nisan 2014

DERBİNİN ARDINDAN

Teknik, taktik her şeyi bir kenara bırakıyorum… Tüm rakip, tüm basın Melo’nun dil çıkarmasına endekslenmişken maç yazısına o dakikadan başlamak istiyorum.

Önce iğneyi kendimize batıralım:

Melo’nun hırsını, kazanma azmini, takımı ateşlemesini mücadelesini sevse de taraftar, kontrolsüz hareketlerinin Galatasaray camiasına zarar verdiği bir gerçek…

Peki ya Melo’nun atılmasına sebep olduktan sonra dil çıkarttığı Emre kime zarar veriyor?

Rakibine küfrederken;

Senin gırtlağını keserim diye hareket çekerken;

Hem İngiltere’de, hem Türkiye’de ırkçılık suçlamasına muhatap olurken…

Bunca rezalete imza attıktan sonra kariyeri bitmesi gerekirken hâlâ el üstünde tutuluyorsa Emre Belözoğlu, Melo mu suçlu?

Ya da Emre çok daha önce atılmalıyken hakem o dakikaya kadar beklediyse Melo’ya mı kesmeliyiz faturayı?

Ve o ana kadar en az iki kırmızısı daha es geçildiyse rakibin Melo mu sorumlusu tüm bunların?

Ya da muzlu ırkçılık şovunu basın toplantısıyla yalanlamaya çalışıp eline yüzüne bulaştıranlara tek bir sözü yok mu bu basının?

Peki ya Volkan

En sevilmeyen Milli Takım kalecisi olmayı hak etmesi tesadüf mü?

Maça gelecek olursak…

Galatasaray iyi başladı, çabuk gol buldu ve kazandı; hepsi o…

Bu sezonun başından beri takım olma vasfını yitirdiği için 10 kişi kalan rakibi karşısında farka gidemedi… Ve 10 kişi kalan Fenerbahçe, ikinci yarıda daha karakterli bir futbol sergiledi.

Selçuk İnan bu sezon kendisine yakışan futbolu oynayamadı… Oynayamaması unutulur da kaptanlık pazubandını atmaya çalışması, formasını fırlatması kolay kolay unutulmaz.

Özetlersek;

Galatasaray, bu maçta Fenerbahçe’yi farklı yenemediyse sorumlusu tamamen kendisidir… Bu sezon yürüye yürüye 4’üncü yıldızı takabilecekken, şampiyonluğu ezeli rakibine hediye ettiyse sorumlusu yine kendisidir.

Dolayısıyla elde edilen bu galibiyet anlık bir keyif; istatistiklerde küçük bir çentiktir.

Bu galibiyet Galatasaray’ın çözmesi gereken ciddi problemleri gölgelememelidir.