İskender Baydar
23 Aralık 2018

GEÇMİŞTEN GELECEĞE

Maçı mı yazalım, Galatasaray’ı mı?

Maçı herkes yazar, en iyisi biz önümüze bakalım…

Çünkü burası Galatasaray; burada dün asla unutulmaz, gelecek ise kesinlikle ıskalanmaz.

Hani derler ya “Galatasaray Türkiye’nin Batı’ya açılan penceresidir” diye…

Aynen öyledir.

Yönetenler art arda hatalar yapsa da hamuru ve yörüngesi o kadar sağlamdır ki Galatasaray’ın, ülke geri gider Galatasaray geri gitmez.

Zaman zaman haksız yere eleştirilse de bunun arkasında Galatasaray Lisesi’nin 537 yıllık köklü tarihi vardır… İmparatorluğun bel kemiğini oluşturmuş, genç cumhuriyetin fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesillerini yetiştirmiştir o lise…

Bunun arkasında Ali Sami Yen ve arkadaşlarının vizyonu vardır.

Bunun arkasında, farklı dünya görüşlerine sahip olup bir ideal arkasında kenetlenen milyonlarca taraftarı vardır.

Bugünkü direnişin arkasında da kenetlenmiş bu büyük taraftar (Siyasi ve ticari kaygı peşinde olanları kast etmiyorum) vardır.

Bu nedenle, bir liseli olarak asla liseli-lisesiz diye ayırmam Galatasaraylıları.

Sadece iyi ve kötü Galatasaraylı vardır.

Tıpkı insanın iyisinin ve kötüsünün olduğu gibi…

***

Galatasaray’ı Galatasaray yapan ideal asla teslim olmamaktır.

Yaşanan bu son direniş de aslında teslim olmaya meyillilere isyandır.

Her şey kötüye gidiyor derken #1likte der hocan birleşirsin.

Herkes karşındayken, rakiplerin aleyhine bildiriler yayınlarken, yönetenler adaleti unutmuşken, gökten cezalar yağarken, emaneti teslim ettiklerin gaflet ve dalalet içindeyken, çökmen, bitmen beklenirken damarlarındaki asil kan sana “Kalk ayağa” der; kalkarsın.

Basketbolda, Avrupa’nın en pahalı kadrosuna sahip olan Fenerbahçe karşısında Yenilmez Armadanın aldığı galibiyet de budur.

Deplasmanda Başakşehir’i, Beşiktaş’ı yenen Sivasspor karşısında, yapılan onca hataya rağmen kazanmak da budur.

Son dakikada oyuna giren 16 yaşındaki Mustafa Kapı, o oyuna girsin diye topu taca atan 18 yaşındaki Ozan Kabak, her şart altında küllerinden doğan Galatasaray’ın asırlardır kendini yenileyen öyküsüdür.

***

Bu girişti sadece…

Biraz da güncel durumdan bahsedeceğim.

Son 8 maçta Galatasaray 8, Sivasspor 15 puan kazanmıştı.

Sivas, 42 yaşındaki Hakan Keleş’i başa getirdiğinden beri hiç kaybetmemişti.

Son 3 maçtır gol bile yememişti.

La Liga, Premier League, Serie A’da ve Brezilya Milli Takımında 200’ü aşkın maç oynayıp 100’e yakın gol atan Robinho’ya şapka çıkartıyorum.

Tekniğine ve futbol zekâsına saygı duymamak mümkün değil.

Keza Muhammet Demir ve Emre Kılınç da kritik bir rol oynuyor Sivasspor’da…

Galatasaray’da ise Ozan Kabak her maç biraz daha büyüyor.

Keza Feghouli… Nihayet kendisinden beklenilen performansı ortaya koyuyor.

Belhanda kazandığı penaltı ve usta işi asisti ile sakatlıktan muhteşem döndü.

Maicon, Mariano, Fernando, N’Diaye, Muslera yeteneklerinin çok çok altında hâlâ.

Geldiğinde Onyekuru’dan beklentim büyüktü. “Artık olmaz” derken, maçı çeviren adam oldu. Şu anda “İzleyip bekleyelim” diyebiliyorum sadece…

Bir de şunu söylüyorum stada gelen tüm Galatasaraylılara:

Asla oyuncuları yuhalamayın.

Asla oyundan düşmeyin.

Engel çok, imkân az; sakın teslim olmayın.

Gelen #22

Ve bu şampiyonluk iç ve dış tüm rakiplere karşı kazanılacak.

***

Zaman zaman yönetimi ve söylemlerini eleştirdiğim için kızanlar oluyor.

Canları sağ olsun.

Galatasaray’ın basketbolda Fenerbahçe’yi yendiği maçtan sonra demeç veren Başkan Mustafa Cengiz, “20 yıllık Galatasaray basketbol tarihinin çok önemli anı bugün alınan Fenerbahçe galibiyetidir” demiş.

Tabii bu işler Fatih Terim’e “Kabadayı” diyen, Kulüpler Birliği’nin bildirisine öncülük eden Ali Koç ile hatıra fotoğrafı çektiremeye benzemiyor.

Galatasaray tarihini bilmek gerekiyor.

Sayın Başkan;

Galatasaray bu ülkeye basketbolu getiren kulüp.

Galatasaray Erkek Basketbol Takımı siz geldiğinizde EuroCup Şampiyonu’ydu…

Kadın Basketbol Takımı, Euroleague Women Finalinde Fenerbahçe’yi yenerek şampiyon olmuştu.

Ve 80’lerde biz liseden kaçıp Spor Sergi’de maç izlemeye giderken Fenerbahçe rakibimiz bile değildi.

Siz neredeydiniz?

***

Son bir not:

Henüz 14 yaşındayken Mustafa Kapı’yı hazırlık maçında sahaya süren Jan Olde Riekerink’e ve bugün lig maçında şans veren Fatih Terim’e bir Galatasaraylı olarak teşekkürü borç biliyorum.