DİSİPLİN ŞART

VOLKAN YILMAZ YAZDI

Kulüplerimizin yıl sonu mali verilerini değerlendirmeye devam ediyoruz. İkinci bölümde kulüplerin borçlarını, banka ilişkilerini ve sermaye yapılarını inceleyeceğiz.

3 Buyukler Borc Tablosu1

Yukarıdaki tabloda üç kulübün yıllar itibariyle aktif toplamlarını görüyoruz. Aktif toplamı bir şirketin büyüdüğünü, geliştiğini gösteren temel verilerden biridir.

Bu büyüme pasif tarafta borç artışı ile de gerçekleşebilir… Borç artışı ile birlikte aktifte cari aktif toplamı ya da duran varlıklar artar. Kısaca şirket kredi kullanıp bununla stok, hammadde temini gerçekleştirmiş ya da bir bina, arsa satın almış olabilir…

Ancak aktif toplamının gerilemesi olumsuz bir durumdur. Şirketin küçüldüğünü ve temelde öz kaynağının gerilediğini gösterir. Tabloya baktığımızda üç kulüpten sadece Galatasaray’da aktif toplamının arttığı; diğer iki kulübümüzün ise aktiflerinin gerilediği görülüyor. Bunu Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın son üç yılda gerileyen öz kaynak tutarı da destekliyor.

Gelelim banka ve faktoring borçlarına… Yeni dönemde faktoring borçları ile de karşı karşıyayız çünkü!

Faktoring risklerinin görülmeye başlamasında aslında bir sıkıntı bulunmuyor. Kaynak kullanımı anlamında banka riskinden bir fark yok. Ancak artık kulüplere kefalet karşılığı kredi imkânı sunulmadığından kullanılan kredilerde maddi teminat aranıyor. Maddi teminat karşılığı -ki bu çoğunlukla yayın gelirleri temliki veya stat gelirleri temliki oluyor- kullanılan kredilerde de bu türden faktoring riskleri karşımıza çıkıyor. Burada kulüpler için işin dezavantajlı yönü kredi faiz oranlarının artıyor olması.

3 Buyukler Borc Tablosu2

Finansal borçlara baktığımızda son dönemde tüm takımların banka kredilerinin arttığını; bu alanda da en fazla artışın Galatasaray’da gerçekleştiğini görüyoruz. Banka kredilerinin artışında kulüplerin harcamalarının finansmanı kadar kur artışı da etkili.

Örneğin Galatasaray’ın banka kredileri TL cinsinden üç yıl içinde neredeyse yüzde 100 artarken, bu artışın yaklaşık yüzde 40’ı kurdan kaynaklanmış.Söz konusu dönemde Euro kuru 2,20′den 2,90′a kadar gelmiş.

Bir önemli nokta da Galatasaray’da 2013 yılında görülen artışın neredeyse tamamen kurdan kaynaklandığı; ancak son yıl gerçekleşen artışın çoğunlukla reel artış olduğudur.

Son yıl itibariyle Galatasaray’da görülen banka kredisi artışı yaklaşık 28 milyon Euro. Bu tutar sezon başı ve devre arası yapılan transfer bedeli kadar.

Fenerbahçe’deki banka kredisi artışı Galatasaray’a paralel seviyede gözüküyor. Üç yıldaki artış neredeyse yüzde 100. Fenerbahçe özelinde belirtmemiz gereken husus ise finansal borçlarının önemli kısmının tahvil borçları olması.

Beşiktaş’ın banka borçlarında ise artış yaşanmadığı görülüyor. Hatta son yılda görülen artışın neredeyse tamamı kur kaynaklı. Beşiktaş’ta kullanılan kredilerin yaklaşık yüzde 89′u Yabancı Para cinsinden. Bu sebeple Beşiktaş’ta reel olarak bir banka kredisi artışından söz edemiyoruz.

Kulüplerin kur dalgalanmalarına karşı hassas olduğu noktalardan birisi Yabancı Para cinsinden krediler.

Nitekim bu durumdan en fazla etkilenen kulüp Galatasaray idi… Mayıs 2014′te, son derece doğru bir operasyon ile banka kredilerinin önemli bir kısmı Türk Lirası’na ve uzun vadeye çevrildi. Kalan Yabancı Para cinsi kredilerin ise aynı tutarda Yabancı Para maddi teminatı oldu. Yani bir bakıma doğal ‘hedge’ gerçekleştirilmiş oldu.

Mevcut durumda Galatasaray’ın kredilerinin yüzde 70′lik kısmı TL ve yüzde 30′luk kısmı ise Yabancı Para cinsinden… Fenerbahçe’ de bu oran yüzde 57 Yabancı Para ve yüzde 43 TL cinsinden. Mevcut durumda kur hassasiyetini en çok hissedecek kulüp Beşiktaş. Kulübün kredilerinin yüzde 89′u Yabancı Para cinsinden.

Finansal borçlar açısından bakılması gereken bir önemli nokta da kredi faizleri. Üç büyükler içinde en yüksek kredi faiz kullanımı Fenerbahçe’de. TL kredilerinin ortalama faizi yüzde 17,80 olan Fenerbahçe’nin, Yabancı Para kredi faiz ortalama ise yüzde 8,67.

Galatasaray’da ortalama TL kredi faiz oranı yüzde 16,1 iken Yabancı Para kredi faiz ortalaması yüzde 7,7. Beşiktaş’ta bu oranlar ise sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 8,75.

3 Buyukler Borc tablosu3

Kulüplerin toplam yükümlülükleri kısa ve uzun vadeli borçlarını ifade ediyor. Galatasaray’da toplam borçların azaldığı; Beşiktaş’ta üç yıl öncesine göre yerinde saydığı; Fenerbahçe’de ise arttığı görülüyor. Ancak toplam yükümlülüklerin içinde borç nitelikli olup net nakit çıkışı gerektirmeyen tutarlar da bulunuyor. Bunları daha önceki yazılarımızda açıklamıştık. İlişkili taraflar, yani grup şirketlerine olan borçlar ile net borç sayılmayacak ertelenen gelirler çıkarıldığında NET BORCU buluyoruz. Bu tutar aslında en doğru borç rakamını ifade ediyor; çünkü nakit çıkışı gerektiren tutarlardan oluşuyor.

3 Buyukler Borc Tablosu4

Net borçlar kulüplerin kasasından nakit çıkış olacak ödemeleri ifade ediyor. Yukarıdaki tabloların ilki TL cinsinden; ikincisi ise Euro cinsinden. İki farklı para birimi ile borçları yansıtmadaki temel amacımız ödemelerinin çoğunluğunun Yabancı Para cinsinden olan kulüplerin net borçlarındaki gerçek artışı gösterebilmek. TL para cinsinden borçlarında azalma görülmeyen Beşiktaş’ta aslında Euro cinsinden borç tutarının gerilediği görülüyor. Net borcun büyük çoğunluğunun Yabancı Para kredilerin olması bundaki temel sebep…

Fenerbahçe’de Yabancı Para cinsinden net borç rakamının 154 milyon Euro’ya; Galatasaray’da ise neredeyse 200 milyon Euro’ya çıktığı görülüyor. Fenerbahçe’de son üç yıldaki net borç artışı yüzde 67, Galatasaray’da ise yüzde 28.

Galatasaray yönetiminin üç yılda neredeyse gelirleri iki katına çıkardığı ancak borç seviyesini yaklaşık yüzde 30 arttırdığı görülüyor.

Analizin en başında sadece Galatasaray’da aktif toplamının arttığını; Fenerbahçe’de ise gerilediğini belirtmiştik. Galatasaray artan gelirleri ile daha fazla harcama yapıp borç stokunu arttırmamış. Gelirinden fazla yaptığı harcamayı bir sonraki sene daha fazla kazanarak çıkarmış. Ancak daha fazla kazandığı sene daha da fazla harcamış. Bu yapıda borç stoku az artarken zarar rakamı tavan yapmış. Hep bahsettiğimiz “büyüyerek büyüme” modelinin sonucu bu.

3 Buyukler Oz Kaynaklar2014

Öz kaynaklar kulüplerimizin faaliyetlerin sağlıklı şekilde devamını sağlayacak faaliyetlerin kaynağı olması bakımından önemli. Görüldüğü üzere sermayesini kaybetmemiş kulüp bulunmuyor. Sadece Galatasaray’ın öz kaynağını önemli ölçüde düzeltmeyi başardığı ve pozitife yaklaştırdığı görülüyor.

Beşiktaş ve Fenerbahçe’ de ise Galatasaray’ın üç sene önceki hali görülüyor. Özellikle “nakdi” sermaye artışı yapılmasına ve ödenmiş sermayenin 240 milyon TL’ye çıkmış olmasına rağmen Beşiktaş’ın -364 milyon TL öz kaynağının görünüyor olması düşündürücü.

Beşiktaş Spor Kulübü’ndeki 2014 yıl sonu bilançosunda geçmiş yıllar zararı ve dönem sonu net zararı toplamı tam 604 milyon TL. Ödenmiş sermaye ise 240 milyon TL.

Bu tablo içinde öz kaynağın pozitife dönüyor olması için Beşiktaş’ın çok acil biçimde sermaye artırıyor olması gereklidir. Ancak BJK Spor Kulübü Derneği’nin önceki yıllarda AŞ’den olan alacaklarına karşılık son sermaye artışından sonra yeni bir kaynağı olmadığını da biliyoruz. Beşiktaş’ın en öncelikli meselesi bu gözüküyor. 2015 Şubat ayında başlayacak UEFA FFP incelemesine girecek olan Beşiktaş’ın sadece zarar konusunda değil negatif sermaye konusunda da başı çok ağrıyacak, bizden uyarması…

Galatasaray’daki öz sermaye gelişimi yukarıdaki tabloda görünüyor. Sanırım yönetimin sermaye artışı için bu kadar ısrar etme sebebi şimdi daha net anlaşılacaktır. Kaldı ki son sermaye artışında yaklaşık 130 milyon TL eksik artış sağlanmıştı. Bu artış da yapılabilseydi öz sermayesi pozitif olan tek şampiyon unvanlı takım Galatasaray olacaktı.

Fenerbahçe’deki duruma baktığımızda ise son üç yılda Fenerbahçe’deki sermayenin 363 milyon TL eridiğini görüyoruz. Çok ciddi bir rakam bu. İki senedir Avrupa’da olamama, gerileyen stadyum gelirleri, artan zarar temel etkenler. Ama en büyük ve asıl sebep farklı. Hatırlarsanız Fenerbahçe Spor Kulübü’nün FB AŞ’ye yaklaşık 210 milyon TL’lik nakdi bir borcu bulunuyordu. Daha doğrusu SPK bu borcun nakden ödenmesi gerektiğini bildirerek Fenerbahçe’ye ceza kesmiş ve ödemesi için süre vermişti. Bu süre içinde borç nakden ödenmedi ancak borca karşılık kulübün iştiraki olan Fenerium’un yüzde 70′ten fazla hissesinin FB AŞ’ye devri için süre başlatıldı. Bu süreç henüz sonuçlanmadı. Ancak FB AŞ süreç sonlanmış gibi mali verilerini düzenledi. Konsolide bir tablo yerine sadece AŞ’nin Fenerium’u satın alacağı tutar hesap edildi. Bu bedel de AŞ’nin öz kaynaklarında “birleşme etkisi” adıyla kaydedildi. Bu birleşme etkisi yaklaşık 220 milyon TL. Bu tutar ile birlikte negatif öz sermayenin tutarı da büyük bir boyuta ulaştı. Ancak belirtelim; bu tutar dışarıda bırakılsa dahi FB AŞ’deki öz sermaye yine negatif durumda; yaklaşık -20 milyon TL.

İki ayrı yazıyla üç büyüklerin mali durumunu incelemeye çalıştık. Açıkçası incelerken çoğunlukla karamsarlığa kapıldığım bir analiz oldu. Bu konuda gerçekleri saklamamak gerekiyor. Kulüplerimizin mali durumu iyi değil. Ancak ben bir konuda umudumu hiç kaybetmiyorum: Potansiyel…

Ali Sami Yen Cehennemi’nin Kapalısı KONSANTRASYON pankartını çok iyi hatırlayacaktır. Takım ne zaman kötü oynasa, bir sonraki maç bu pankart çıkardı ortaya. Üç büyük kulübümüzde de çok ciddi bir potansiyel mevcut. Galatasaray ve Fenerbahçe UEFA sıralamasında ilk 50 içinde yer alıyorken, gelir sıralamasında ilk 20’deler. Bu durum potansiyelin en büyük kanıtı.

Ancak bu potansiyelin farkına varmamız gerekiyor. Kulüplerimizi daha iyi yönetmeliyiz. Bu konuda en önemli görev elbette ki yöneticilere düşüyor. Ama bu klasik bir söylem. Türkiye’de bu pek işlemiyor. İşlemesi için kulüp üyelerinin daha bilinçli olması; taraftarların daha ilgili ve bilgili olması gerekiyor. Yönetimlerin popülizme yönelme kaygısını ortadan kaldırdığımızda bu KONSANTRASYON da ortaya çıkacaktır. Endüstriyel futbolda mali gücün yanına KONSANTRASYONU da koyduğumuzda işte o zaman gerçek bir futbol ülkesi olabiliriz.

***

Volkan Yılmaz’ı Twitter’da takip etmek için: https://twitter.com/Baltali_Ilah_05