İskender Baydar
20 Aralık 2014

HAK EDİLMİŞ ZAFER

Şimdi sisteme teslim olmuş bir sürü adam, teknik-taktik bir şeyler zırvalayacaklardır muhtemelen…

Bir kere işin tekniğine, taktiğine inmek için öncelikle adil bir oyundan söz etmek lazım.

Ülkemizde oynanan oyun adil mi; kesinlikle değil…

Bir tarafta rakibin müdahalesiyle kontrolünü kaybeden futbolcunun sırtı dönük halde yere düşerken koluna çarpan topa penaltı verilen bir lig; diğer tarafta Chedjou kafayı vurmadan önce araya kolunu sokan defans oyuncusunun darbesiyle direkten dönen topu bön bön izleyen bir hakem…

Maçta o kadar çok ele-kola çarpan top var ki, diğerlerine değinmeyeceğim bile…

Başka bir takım söz konusu olsa 4 penaltı garantiydi.

Tüm pozisyonlar penaltı olduğundan değil, hakemlerin bir takıma çalmak için, bir başka takıma çalmamak için mücadele etmesinden kaynaklanıyor bu fark.

Hakem kim mi?

Sadece 9 ay önce, Galatasaray-Akhisar maçında, kameraların da tespit ettiği bir pozisyonda, Galatasaraylı Melo’yo a…. k…….. çoçuğu diye küfretmiş bir hakem.

Ki o hakem, sıradan bir ikili mücadelede Melo’ya sarı kartı dayadı daha ilk yarıda Mersin karşısında…

Kırmızı göstermesini sağlayacak ikinci şansı verdi de Melo, bu kez hakem cesaret edemedi…

İşin özü, hakem adeta Galatasaraylı oyuncuları tahrik etmek için çıkmıştı sahaya…

Galatasaraylı oyuncular da ilk yarıda tahrik olarak hakemin ekmeğine yağ sürdüler.

İkinci yarıda ise tamamen futbola konsantre olarak maçı kopardılar.

Maçın başına dönecek olursak…

Mersin adeta bağıra bağıra attı golü… Değerlendiremediği iki net pozisyonun ardından ulaştı 1-0’lık skora yakaladığı üçüncü şansta…

Galatasaray’ın attığı gol ise, karşı kaleyi 8’de 0 gibi başarısız bir istatistikle yokladığı bir ilk yarıda, rakibin ayağından geldi.

Galatasaray, ilk yarı itibariyle 4-5 hafta önceki Galatasaray gibiydi… Az koşarak kazanacağını zannetme hatasına düştü…

Son haftaların basit oynayarak yükselen ismi Emre Çolak, yine topla oynama hastalığına yakalanarak hata üstüne hata yaptı.

İkinci yarı, taraftarın da desteğiyle diriliş yaşandı.

Galatasaray kazanmak için her şeyi denedi.

Sabri Sarıoğlu’nun müthiş hırsı, Umut Bulut’un bitirici vuruşuyla gelen galibiyet golü, muhtemelen son yılların en hak edilmiş golüydü.

Hakan Balta’nın 70’te üst üste iki kez müdahele ederek engellediği gol, Felipe Melo’nun son dakikalarda rakibin önünden aldığı top, galibiyetin anahtarlarıydı.

Rıza Çalımbay yönetimindeki Mersin’in de hakkını teslim edelim… İyi oynadılar, iyi mücadele ettiler… Hakemin yaptıklarını saymazsak kıran kırana bir maç izlememize imkân verdiler…

91’inci dakikaya gelince…

Malum; Federasyon Başkanı hafta içi katıldığı bir programda “Başladığım hiçbir işi yarım bırakmam” demişti. Demirören’in başladığı işin ne olduğunu çok iyi biliyor Galatasaraylılar…

Ve eğer 4’üncü yıldıza ulaşmak istiyorsa, sadece rakibi değil, mevcut sistemden kaynaklanan tüm engelleri aşmak zorunda Galatasaray…

Başarabilir mi, onu yaşayarak göreceğiz… Ama işi çok zor, onu çok iyi biliyoruz…