İskender Baydar
27 Kasım 2019

HALİMİZ BUDUR MAALESEF

Galatasaray’ı Galatasaray yapan, bugünlere getiren en önemli faktör, yapılmayanı yapmasıdır; her daim ilklerin takımı olmasıdır…

İlk Türk futbol takımının kurulmasıyla başlayan bir süreçtir bu…

Daha doğrusu, onu doğuran eğitim yuvasının fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesilleriyle alakalıdır bu sürecin başlangıcı…

Buna diğer spor branşlarından da pek çok örnek verebiliriz ama konuyu dağıtmayalım.

Ali Sami Yen tarafından çizilen rotası;

Baba Gündüz tarafından netleştirilen ilkeleri;

Metin Oktay’ın sokaklardan gelip ruhunu kattığı değerleri vardır.

O nedenle Galatasaray’a gelen yabancı oyuncular bile bizden biri haline gelir.

Ve yerelden doğup küresel bir değere ulaşan bu büyük ailenin bir parçası olur.

Jupp Derwall de bu sürecin parçasıdır; ilk çim idman sahası da…

Mustafa Denizli de, Fatih Terim de…

Gheorghe Hagi de, Didier Drogba da…

Ve daha burada isimlerini sayamadıklarım da…

Tabii ki UEFA Kupası da, Süper Kupa da…

22 Şampiyonluk, 4 yıldız da…

Her biri önemlidir, her biri değerlidir ve her biri Galatasaray Futbol Takımının ve Galatasaray Spor Kulübünün 1905’te başlayan yolculuğunun çok önemli kilometre taşlarıdır.

Ancak hayatta yapılabilecek en büyük hata geçmişe takılmak, geçmişle yaşamaktır…

Bireysel olarak bizler yapabilir ve geçmişe takılabiliriz…

Ama Galatasaray yapamaz.

Dünya futbolundaki değişimi doğru okuması gerekiyor Galatasaray’ın…

Bir yanda İngiliz futbolu var; Premier League… Küme düşen takımların bile bizim lig şampiyonumuzdan kat be kat daha fazla yayın geliri ve sponsorluk geliri elde ettiği muazzam bir ekonomi…

Diğer yanda ise iki uluslararası markası, erişilmez pazarlama gelirleriyle kupaları domine eden Barcelona ve Real Madrid ile La Liga var…

Bundesliga, Serie A, Ligue 1’den söz etmiyorum bile…

Ya da altyapılarıyla Avrupa’da önemli bir yere sahip olan Hollanda ve Belçika’yı hesaba bile katmıyorum…

Çok ama çok dezavantajlı durumdayız.

Tek sarıldığımız ise hamaset maalesef.

Taraftarımız cefakar, 82 milyon arkamızda, Allah yanımızda falan…

Boş işler…

İşler kötü gittiğinde “Galatasaray halkındır lisenin değil” tezahüratı da bu boş işlerin bir parçası…

Ki bence öyle…

Kulüp lisede doğdu ve halka mal oldu…

Yani halkındır Galatasaray…

Ve halk ne durumdaysa o durumdadır Galatasaray.