İskender Baydar
8 Mayıs 2014

HELAL OLSUN MELO

Futbol ülkemizde temiz oynanmıyor.

Aslında hemen hemen hiçbir oyun temiz oynanmıyor bu ülkede.

Ama bunu söylemezsen, görmezden gelirsen senden iyisi yok buralarda.

İşini korursun, hatta terfi bile alırsın.

“Kral çıplak” diye haykırırsan, yel değirmenlerine savaş açarsan kendini sokakta bulursun.

Biraz sert olacak ama ya düzenin parçası olursun ya da düzülen olursun bu coğrafyada.

Bu nedenle herkes düzene ayak uyduruyor.

Güçlüden yana tavır alıyor.

Ne söylenirse onu harfiyen yerine getiriyor.

İsyan etmiyor, biat ediyor.

Karşılığını da hak etmediği mevkilere gelerek, hayat boyu korunup kollanarak görüyor.

Mesela sistemin parçası bir futbolcuysanız, ırkçılık yapabilir, önünüze gelene küfürler, tehditler savurabilirsiniz. Hiçbir şey olmaz size…

Ama Felipe Melo gibi ayrık otu olursanız hemen harcayabilirler sizi.

Mesela kırmızı kart gören rakibinize dil çıkarıp saha dışını işaret ederseniz, ırkçılık, küfür, tehdit karşısında gıkı çıkmayan sistemin piyonları üzerinize çullanırlar hep birlikte.

Federasyon Başkanı ekrana çıkıp  “Ben olsam Türkiye’den gönderirdim. Ceza alması için şikâyet edilmesi lazım” diyebilir.

Bunu yaparken, kendisi zamanında aksi yönde oy kullanmış olmasına rağmen, “Ben Beşiktaş’tayken Pascal Nouma’yı göndermiştik” diyerek hem gerçekleri çarpıtıp hem birbiriyle alâkasız iki hareketi aynı kefeye koyabilir.

Sistemi o kadar kanıksamıştır ki sistemin içindekiler art arda sıralanan yanlışları fark etmezler…

Melo Federasyon Başkanı’nın elini sıkmadığında, “Nasıl olabilir efendim! Türkiye’nin ekmeğini yiyen biri, Türkiye’nin seçilmiş Federasyon Başkanı’na nasıl bu terbiyesizliği yapabilir” falan diyebilirler.

Önce temel bir yanlışı düzelterek devam edelim yazıya:

Bu federasyon seçilmiş değil seçtirilmiş bir federasyondur, bu bir…

Melo terbiyesizlik yapmamış, kendisine yapılan haksızlığa tepkisini göstermiştir, bu da iki.

Brezilyalı oyuncunun soyunma odasında o anı soranlara söyledikleri her şeyi anlatıyor aslında:

“Ben saha içinde olabilecek bir hareket yaptım. Hakemler gördü. Altı hakem var. Bir ceza olsa keserlerdi. Ama bunun üzerine beni ülkeden kovmaya çalışan bir adamın elini niye sıkayım? Sahalarda neler oluyor. Bir baksın. Daha iyi baksın. Bir daha baksın. Konuşacağı son hareket benimkiydi. Ama o beni seçti kovmak için. Ben de elini sıkmadım.”

Evet, bakın… Daha iyi bakın… Bir daha bakın…

Sizce kim haklı?

Kupa finaline kadar Melo’nun Galatasaray’ın yumuşak karnı olduğuna inanıyordum.

Bazen kontrol edemediği hareketlerinin Galatasaray’ı yıpratmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürdüğünü düşünüyordum.

Melo’yo çıkardığı dilden sonra ülkeden gönderme çabası da buna örnekti.

Ama artık durum değişti…

Melo, kuruluş amacı belli bu federasyona karşı verilecek mücadelenin sembol ismidir bundan sonra.

Milyar dolarları olanların sessiz kaldığı bir ülkede, “Lüks içinde yaşamadık. Markalı tişörtlerim yoktu. Babam beni şehirden 50 kilometre uzaklıktaki antrenman tesisine götürerek büyük bir fedakârlıkta bulunuyordu. Bunun için iki ayrı işte birden çalışıyordu” diyen Brezilyalı bir çocuk yaptı bunu.

“Kral çırılçıplak” dedi.

Helal olsun.