İskender Baydar
31 Ocak 2019

HEP DAHA FAZLASI

Akşamın bu saatinde laf kalabalığı yapmadan Galatasaray’ın devre arası transfer sürecini ve transferlerini ele alalım ve işin ta en başından yola çıkarak madde madde ilerleyelim:

Galatasaray hem yaz hem de devre arası transfer dönemlerinde, göndermek istediği oyuncuları taraftarın önüne atarak ve almak istediklerini tek bir kaynak üzerinden açıklayarak yanlış yaptı.

Gomis ya da bir başkası; hiç kimse Galatasaray’dan büyük değil gönderilebilir. Ama bu efendice yapılır ve böylesine önemli işlere imza atmış, gol kralı olmuş, taraftarın sevgisini kazanmış bir oyuncu gönderilirken alternatifi de hazırda tutulur…

Keza Serdar Aziz’in bonservis konusu ve Eren Derdiyok’un durumu; bunlar hem mali hem idari açıdan önemli konular…

Eğer ikinci başkanın, basın sözcün ve futboldan sorumlu yöneticin, ligin başında alınan farklı ve keyifli bir galibiyetin ardından “Transfer olacak; bir, hatta iki golcü alacağız” derse taraftar beklenti içine girer ve haklıdır.

Alamazsan eleştirilirsin bu da gayet normaldir…

Hele hele Şampiyonlar Ligi’nde, uzun yıllar sonra bu kadar sert bir kura ihtimali söz konusuyken, mucizevi bir şekilde en kolay gruba düşersen eleştiriler daha da artar, bu da normaldir.

Galatasaray belki Gomis takımda kalsa da bu gruptan çıkamazdı ama bunu kimseye anlatamazsın çünkü sen hatayı en başında yaptın…

Ve yaptığın bu hataların neticesinde de Şampiyonlar Ligi’ne veda ettin, ligin torpilli takımının da 6 puan gerisinde kaldın.

Sevgi hoşgörüdür ve sevgi affeder…

Bundan dolayı tüm Galatasaraylılar devre arası transfer dönemi başladığında yapılan hataların telafisini ve yeni transferlerin art arda takıma katılmasını bekledi ama o da olmadı ve sanki bilerek yapılmıyor algısı oluştu.

Bu nedenle yönetim olarak günden güne yıprandın…

Kulübü de yıprattın…

Kimi hadsizler “Bize bariyer yok” diye dalga geçmeye kalkıştı, kimi emanetçiler “Paraları yetmez” diyerek 114 yıllık camiaya laf sokmaya çalıştı.

Durduk yerde en büyük asetin olan markanın zedelenmesine göz yumdun ve sesin bile çıkmadı.

Ta ki şu anda taraftarın ve camianın en güvendiği isim olan Fatih Terim konuşana kadar…

O konuşma mı tetikledi süreci bilemiyorum, yoksa Mart ayındaki Mali Genel Kurul öncesi bir ibrasızlık paniği mi yaşandı, bir şey diyemiyorum.

Ama Pazartesiden bu yana her ne yaşandıysa ve her ne olduysa çok güzel oldu, tebrik ediyorum.

Diagne, Kasımpaşa’nın bedelsiz aldığı bir oyuncu ve önemli bir keşif…

Süper Lig’de ciddi bir verim yakaladı. Son 1,5 yılda rakip tanımaksızın gol attı ve artık Galatasaray’da.

Eksisi bugüne kadar hiçbir büyük takımda oynamamış olması, artısı futbol oynama ve ilgi görme iştahı…

Kendisinde bir ‘Mario Balotelli’ potansiyeli ve riski mevcut ama onu çözmek de Fatih Terim’in uzmanlık alanı.

Çok faydalı olacağına ve önemli katkı vereceğine inanıyorum.

Diagne transferinin kesinleştiğini öğrendiğimde, Twitter’da, “Diagne hayırlı olsun… Bonuslarıyla birlikte muhtemelen Galatasaray tarihinin en pahalı transferi olarak kayıtlara geçecek” diye yazmıştım, bunun arkasındayım.

Galatasaray’ın geçmişteki en pahalı transferi 16 milyon dolar ile Mario Jardel’di.

Diagne’nin KAP bildiriminde bonusların yer almaması bonus olmadığı anlamına gelmiyor ve ben hâlâ Diagne’nin en pahalı transfer olduğunu iddia ediyorum ki bu saklanamaz, bir sonraki yılın mali genel kurul kitapçığında ortaya çıkar.

Diagne öncesi gerçekleşen Marcao transferi, Ozan Kabak’ın gidiş onun geliş maliyetine, neredeyse takımla antrenman yapmadan çıktığı maçlardaki performansına ve yaşına bakılınca harika.

Fatih Hoca burada scout ekibini adres gösterdi, onlara da kocaman bir alkış.

Emre Taşdemir, Fatih Terim’in Milli Takıma aldığı bir isim.

Neredeyse 1,5 yıldır top oynamıyor.

Bonservis yok, ilk 6 ay ücret yok, anlaşma 1,5 yıllık ve seneye 400 bin Euro alacak.

Denemeye ve beklemeye değer.

İkinci forvetimiz Kostas Mitroglou, yine Twitter’da yazdığım gibi “Hani bazen ceza sahasına şahane bir top kesilir ve sen ‘Nasıl olur da oraya hiçbir futbolcu koşmaz’ diye isyan edersin ya; Kostas Mitroglou oraya koşan adam işte…”

Marsilya performansı kimseyi yanıltmasın…

Sadece 1,5 yıl önce 15 milyon Euro karşılığında ve Gomis’in yerine Marsilya’ya gitti.

Başarısız diyemem ama yeterli olamadı.

Kendisinden en az Diagne kadar umutluyum.

Hatta belki biraz daha fazla…

Ve son isim Christian Luyindama...

Ahkâm kesecek değilim; takip etmediğim bir lig ve bilmediğim bir oyuncu…

Ama okuduğum her şey, izlediğim her görüntü oyuncunun lehine…

Hatta heyecan verici…

***

Galatasaray cumartesi günü Alanya deplasmanında… Diagne cezalı… Yeni transferlerden kim oynar bilemem ama finişe 14 kala, Arena’daki Trabzon maçıyla lig yeniden başlar onu peşinen söyleyeyim.

Bir şey daha diyeyim: Galatasaray, Galatasaray’ı yönetenleri aşmaya devam ediyor…

‘Ben yönetirim’ diyen her kim varsa planını ona göre yapsın bundan sonra…

Çünkü yetmiyor, yetmeyecek…

Sosyolojik olarak incelenmesi gereken, en alttaki ile en üsttekinin buluştuğu ve hepsinin daha fazlasını istediği bir durum söz konusu…

Daha fazlasını vaat edemeyen, vaat etmek de yetmez hayata geçiremeyen hiç kimsenin yeri yok bu ortamda.

Burası Galatasaray ve burası değişen tüm dengelere rağmen Türkiye’nin Batı’ya açılan penceresi…

Öyle kalmaya da devam edecek…