İskender Baydar
14 Şubat 2014

HER ŞEY SENDE GİZLİ

Garip bir ülke burası…

Gözümüzle gördüğümüz gerçeklere yalan diyorlar göz göre göre…

Kulağımıza fısıldanan yalanlara ise kayıtsız şartsız inanmamızı bekliyorlar.

Sahi; ne yalan, ne gerçek bu ülkede bir bilen var mı?

Mesela bir şiir var, her yerde Can Yücel’e ait olduğu söylenen.

Hatta ders kitaplarına girmişliği var bu şiirin geçtiğimiz sene…

Ufak bir eksikle tabii; kitaplara giren bölüm şiirin ancak 3’te 2’si…

Başı yok şiirin müfredatta…

Can Baba hepimizle dalga geçmek istese ancak bu kadarını yapabilirdi, ne diyeyim!

Eşi ve kızı da bu şiirin Can Yücel’e ait olmadığını söylüyorlar ısrarla.

Gel gelelim canyucel.org’da da var bu şiir.

Dibinde yer alan “Bu şiir Can Yücel’e ait değildir” notuyla.

İnsanın, Can Baba gibi ağız dolusu küfredesi geliyor resmen.

Ne demişti ‘Özgeçmişim’de Can Yücel:

“Ben ömrümce muhalif yaşadım…

Devletçe de menfi bir TİP sayıldım…

Onun için kan grubum…

RH NEGATİF.”

Dediyse tabii; insan emin olamıyor artık hiçbir şeyden.

Her neyse sadede gelelim.

Can Yücel’e ait olmasa da, bugüne dair hisleri canlandıran, herkesin gönlündeki sevgilisine ait olan “Her Şey Sende Gizli” şiiriyle devam edelim yazıya:

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,

Kanatların çırpındığı kadar hafif…

Kalbinin attığı kadar canlısın,

Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…

Sevdiklerin kadar iyisin,

Nefret ettiklerin kadar kötü…

Ne renk olursa olsun kaşın gözün,

Karşındakinin gördüğüdür rengin…

Yaşadıklarını kâr sayma:

Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,

Sevdiğin kadardır ömrün…

Gülebildiğin kadar mutlusun.

Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin.

Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer…

Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.

Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;

Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,

Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.

Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,

Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak,

Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın…

Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.

Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.

İşte budur hayat…

İşte budur yaşamak.

Bunu hatırladığın kadar yaşarsın,

Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün…

Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun.

Çiçek sulandığı kadar güzeldir,

Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,

Bebek ağladığı kadar bebektir…

Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin,

Bunu da öğren;

Sevdiğin kadar sevilirsin…

Ve bizden bir şeyle bitirelim yazıyı…

Bugüne kadar yapılmış en özel tribün bestelerinden olan Nevizade Geceleri’nin finaliyle son noktayı koyalım:

“Zaten aşklar hep yalan dolan,

Sonu hep acı hüsran…

Bize her sevdadan geriye kalan,

Sadece GALATASARAY.”