İskender Baydar
17 Aralık 2017

HERKES SUÇLU AMA…

Aslında Galatasaray’ın bu sezona Tudor ile başlaması bir hataydı.

İlk haftalarda, yeni oluşturulan takımın sahada kendini gösterme iştahı ve taraftarın büyük coşkusu ile kazasız belasız geçildi.

Ve alınan sonuçlar herkesin erken havaya girmesine neden oldu.

Acı gerçek, ilk olarak iç sahadaki Fenerbahçe derbisi ile kendini gösterdi.

Ki o Fenerbahçe tarihinin en kötü sezon başlangıçlarından birine imza atmaktaydı.

Gerisi zaten çorap söküğü gibi geldi.

Tarihinin en kötü sezon başlangıçlarından birini yaşayan Trabzonspor karşısında da hiçbir varlık gösteremedi Galatasaray.

Başakşehir ve Beşiktaş maçlarında oynanan oyun ve alınan skorlar ise Galatasaray gibi büyük camialarda değil teknik direktör yönetim devirecek türdendi.

Ama hiçbir şey olmadı.

İgor Tudor da görevinin başında, yardımcısı Ayhan Akman da görevinin başında.

Yönetim de yerli yerinde duruyor zaten.

Ne var ki Galatasaray artık liderlik koltuğunda duramıyor.

“Zor maçlar bitti, devre arasına lider gireriz” tezi de böylelikle çöktü.

Evimizde Akhisar’ı güç bela geçebildik, Yeni Malatya deplasmanında takıldık…

Daha önümüzde Göztepe maçı var ve sahada gördüğümüz bu Galatasaray için artık kolay diye bir maç yok.

***

Şurası bir gerçek, sahaya çıkan takımın dizilişini gören her Galatasaraylı daha başlama düdüğü çalmadan bu maçın hiç de kolay olmayacağının farkındaydı.

Maicon sağda, Ahmet solda, defansta pimi çekilmiş el bombası gibi dolaşan Denayer göbekte.

Bu üçlüyü başka nasıl dizerseniz dizin bundan daha kötü bir kombinasyon yakalayamazsınız.

Denayer kendini daha ilk dakikada belli etti. Adeta rakibin önüne yuvarladığı top, şut olarak kaleyi buldu, tehlike Muslera’nın kollarında eridi.

Ardından kısa bir geri pas verdi, Muslera son anda yetişti.

Yenilen ilk golde ise Maicon’un yanlış yerde kaldığını, Yasin’in savunma yapamadığını, topun Denayer ve Ahmet’in bakışları arasında süzüldüğünü hep beraber izledik.

Linnes de rakibi Pereira’nın arkasında kalınca topu filelerimizde gördük.

İkinci gol zaten bir Galatasaray ve Muslera klasiğiydi.

Malatyasporlu Boutaib, ceza sahasının içinde 11 Galatasaraylı oyuncu dururken resmen hiç zıplamadan kafa vurdu ve skorboarda ilk yarının skorunu yazdırdı: 2-0.

***

İlk yarı farklı diziliş denemesi yapan Tudor, ikinci yarıya Denayer yerine Maicon’u çıkartıp oyuna Rodrigues’i alarak başladı.

Ama sahada çok da bir şey değişmedi.

Feghouli ve Belhanda tel tel döküldü.

Gomis pas alamadı, varlık gösteremedi.

N’diaye’nin golü bile umutları yeşertmeye yetmedi.

Sinan Gümüş desen zaten oyuna girip girmediği bile belli olmadı.

Maç doldur boşaltlara kalmışken, Tudor kafa topu alabilecek tek oyuncusu Eren’i oyuna aldığında kronometreler 88.22’yi gösteriyordu.

Galatasaray’ın sahada nasıl demotive, nasıl hedefsiz olduğunu gösteren en kritik an ise maçın son dakikasında yaşandı.

Art arda kazanılan iki kornerin ilkinde, Muslera da rakip ceza sahasına kadar gelmişken, topu ceza sahasına ortalamayı başaramadı Galatasaraylı oyuncular.

Bu maçta N’diaye hariç tüm takım da en az Tudor kadar suçluydu.

Diziliş kötü, taktik yok tamam ama insan sırtındaki formanın, göğsündeki armanın hatırına biraz mücadele eder.

Etmediler.

***

Bundan sonra ne mi olur?

Galatasaray bu haliyle şampiyon falan olamaz.

Geçen sene neredeyse tüm takım değiştirilip Florya’daki papazlar temizlenmiş, futbolu yönetecek kadroya adeta dikensiz gül bahçesi bırakılmıştı.

Daha ilk yarı bitmeden Florya’daki sistem yeni papazlarını yaratmış görünüyor.

Başkanı davet edip hafta içi moral yemekleri düzenlemenin hiçbir fayda getirmediği de artık ortada.

Olur da yönetim karar verip devre arasını bile beklemeden Tudor’u yollarsa gelecek hocanın otoritesi ve kariyeri tartışılamayacak bir isim olması lazım.

Aksi takdirde bir sezon daha hüsranla biter Galatasaraylılar için.