İskender Baydar
21 Şubat 2015

HERKESİ YENDİ

Geçen sezon sahasından 3 büyükleri eli boş göndermiş; bu sezon Sergen Yalçın göreve geldikten sonra 11 maçta 9 galibiyet almış, son 6 haftanın en iyi ekiplerinden biri olmuş Sivas deplasmanının kolay geçmeyeceği belliydi.

Üstelik Sergen Hoca’nın Sivas’ı ile Hamza Hamzaoğlu’nun Galatasaray’ı istatistiklerde de büyük bir paralellik sergiliyordu… Atılan pastan çekilen şuta, girilen gol pozisyonundan, koşu mesafelerine kadar iki takım ikiz kardeş kadar birbirine benziyordu maç öncesinde.

Maç da bu tabloya uygun başladı. Ev sahibi daha hızlı girdi oyuna ama Galatasaray girdiği ilk pozisyonda golü bularak dengeyi lehine çevirdi.

Bireysel çabayla değil imece usulüyle atılan bir goldü: Bruma Sabri Sarıoğlu’nu kaçırdı, onun ortasını Selçuk İnan kafayla aşırdı, hem Yasin Öztekin hem Burak Yılmaz pozisyona hareketlendi, şutu çekip golü yazan, asistleriyle son haftaların yükselen ismi Yasin oldu.

15’inci dakikada ilginç bir pozisyon yaşandı. İbrahim Akın uzun bir pasla kaleci Fernando Muslera ile karşı karşıya kaldı… Arkadan ağlarla buluşan top maçı anlatan spiker ikilisini sevince boğdu… Ancak arkadan atılan gollerin tabelaya yansıtılmaması nedeniyle sevinçleri yarım kaldı.

Ardından Burak Yılmaz’la iki pozisyon buldu Galatasaray… Kral’ın ilk şutunu Korcan çıkardı, ikincisi ise direğe takıldı.

Bu pozisyonlar gol olmayınca “Atamayana atarlar” kuralı işledi. Sivas, hakem heyetinin uydurduğu bir serbest vuruşa Sarı Kırmızılı defansın hataları da eklenince beraberliği yakaladı.

Faul düdüğü öyle haksızdı ki, Muslera ve Hamzaoğlu gibi kolay sinirlenmeyen isimleri bile çileden çıkardı.

Galatasaray ikinci yarıya hızlı girdi… Olcan Adın’ın kişisel çabası, Yasin’in kaleye vuruşu ve Burak’ın fırsatçılığı ile önce 2-1 öne geçti… Ardından da müthiş bir akında Kral’ın asisti Alex Telles’in bitirici vuruşu ile farkı 2’ye çıkardı.

İşte tam bu noktadan sonra, ekran başında maçı izleyenler kendilerini Charlie Chaplin’in sessiz filmlerinde hissetti. Çünkü maçı anlatan spiker ikilisi derin bir sessizliğe gömüldü.

Konuşma oruçlarını İbrahim Akın’ın Sivasspor’u umutlandıran golünden sonra bozdularsa da, coşkuları beraberliği getirmeye yetmedi.

Başkanı, kalecisi, forveti ile birkaç yıl önce şampiyonluğa etki etmeyi başarmış Sivas karşısında çok önemli bir galibiyet aldı Galatasaray.

Ve bu zorlu Sivas deplasmanı bir kez daha gösterdi ki, Galatasaray sadece rakiplerini değil, sarı formayla sahaya çıkan destek güçlerini, maçı anlatanları, bu ülkede futbolu yönetenleri de yenmek zorunda bu sezon…

Bunun için de hem yönetime hem Hamza Hoca’ya büyük görevler düşüyor…

Futbolcuların yaşanan çifte standartlar nedeniyle umutsuzluğa kapılmaması, “Ne yaparsak yapalım bizi şampiyon yapmazlar” diye düşünmemeleri için motivasyonlarını en üst seviyede tutmaya mecburlar…

Aksine, “Onlar ne yaparsa yapsın biz şampiyon olacağız” demelerini sağlamalılar.

Taraftara düşen ise tribünleri doldurmak artık… Bu Galatasaray, Balıkesir maçında olduğu gibi 7 bin kişiye oynamamalı 4’üncü yıldız yolunda…

Hamit Altıntop’a, Sabri Sarıoğlu’na, sakatlıktan bomba gibi dönen Burak Yılmaz’a ve Felipe Melo’nun yokluğunda ekstra çaba harcayan Selçuk İnan’a da emeklerinin karşılığını teslim edip yazıyı bitirelim; kalın sağlıcakla…