İskender Baydar
27 Ocak 2018

HODRİ MEYDAN

Mersin’den güzel bir kardeşimizin, sevgili Gökhan Bilek’in fitilini ateşlediği Yellow Friday kampanyası muhteşem bir rüzgâra dönüştü.

Türkiye’nin dört bir yanına dağılan GSStore mağazaları şampiyonluk günlerinde ulaştığı cironun kat be kat üzerine çıktı.

Sonuç?

5 milyon TL civarında bir ciro…

Kampanyanın öncü ve artçı etkileriyle değerlendirirsek perşembeden pazara yaklaşık 10 milyon TL ciro.

Bu rakama ulaşabilen başka bir kulüp yok Türkiye’de; olamaz da…

Ama bu rakam bazı gerçeklerle yüzleşmemiz gerektiğini de beraberinde getiriyor.

Hani hep bir geyik vardır ya Hıncal Uluç gibilerin hiçbir şey bilmeden başını çektikleri: “Messi’yi getirin forma satışıyla parasını çıkartırsınız…”

Çıkartamazsınız…

Şu anki Galatasaray takımına bakalım mesela…

Yılda 3 ila 4 milyon Euro arası ücret alan oyuncular var mı; var…

Hatta çokça var.

Galatasaray’da oyuncu maaşları 10 ay üzerinden ödenir; yani yılda 4 milyon Euro alan oyuncu ayda 400 bin Euro maaş alır.

400 bin Euro da bizim paramızla üç aşağı beş yukarı 1,9 milyon TL yapar…

Yellow Friday kapsamında elde edilen cironun 10 milyon TL olduğunu varsayalım…

Nike veya Store ürünü olma durumuna göre değişmesine rağmen kâr marjını da yüzde 30 farz edelim.

Perşembeden pazara uzanan ve rekor kırılan kampanyanın kârı, bir oyuncunun iki aylık parasını ya öder ya ödemez.

Güzel bir güne limon sıkmak istemiyorum.

Aksine, çocukluğundan beri kendini “Galatasaraylı” olarak tanımlayan ve bundan büyük bir gurur duyan biri olarak en mutlu olduğum günlerden biriydi Yellow Friday…

Ama artık gerçeklerle yüzleşelim:

80 milyonluk bu coğrafyayla sınırlı kalırsak yapabileceğimizin en iyisini geçmişte yaptık zaten.

UEFA Kupası ile Süper Kupa’yı aldık.

Daha iyisi için daha fazlasını yapmalıyız.

Ya 80 milyon içinde ya da 8 milyar dünya nüfusu içinde başarmalıyız bunu…

80 milyon ya da 8 milyar ile beceremiyorsak ya 8 bin üyeyle ya da çok daha fazlasıyla yapmamız lâzım…

Buna karşı çıkanlar “Tüzük” diyorlar.

Ben de “Büzük” diyorum.