İskender Baydar
2 Ağustos 2015

İLK MAÇIN ARDINDAN

Hazırlık maçlarına dair uzun uzadıya bir şey yazmak gelmiyor insanın içinden…

Güzel bir yaz gecesi, stresten uzak bir ortamda, ailece maça gitmek için iyi bir fırsattı…

Son bir buçuk yıldır basketbol maçlarıyla ortama ısınmaya başlayan 3,5 yaşındaki oğlumun da Arena’daki ilk maçıydı.

Bu nedenle kişisel tarihim açısından önemli bir akşamdı.

Maçın daha başında, Wesley Sneijder’in Roberto Mancini’ye verdiği 4 yıldızlı not, maçı tarihi açıdan daha da anlamlı kıldı.

Galatasaray’ın en büyük artısı, üyesinden taraftarına camianın sahip olduğu zekâ, burası çok net.

Somalı çocukların maçta ağırlanması, sahaya futbolcularla çıkması da gecenin bir başka güzelliğiydi.

Kısa notlarla ilerleyelim…

Takım, yurtdışı kampı ile hazırlık maçlarından basına ve sosyal medyaya yansıyan eleştirilere adeta cevap vermek ister gibiydi sahada… Yüksek neme rağmen iyi mücadele ettiler.

Lukas Podolski ve Wesley Sneijder antrenman eksiklerini hızlı kapatıyorlar. Görünen manzara, Eylül ortasındaki Şampiyonlar Ligi maçı öncesi her ikisinin de tamamen hazır hale geleceği yönünde.

Selçuk İnan ve Burak Yılmaz da olumlu sinyaller veriyor.

Bilal Kısa ya da kısaca Birlo, transferinde kopartılan kıyametin cevabını sahada vermeye başladı bile… Sezonun en akılcı transferlerinden biri olması kuvvetle muhtemel…

Yasin Öztekin sol kanattan sonra sağda da istekli…

Fernando Muslera, bildiğiniz Muslera… O varsa her şey çok daha kolay.

Buna rağmen sorun net olarak defansta…

Mesela düşüşteki ve aşırı stres altındaki Sabri Sarıoğlu, ikinci yarı yerine giren yükselişteki Tarık Çamdal’ın yedeği olur…

İlk yarıda İnter ataklarının neredeyse tamamı Sabri’nin kanadından geldi.

Eğer yeni bir sağ bek alınacaksa, Tarık 2, Sabri 3 numara olur İnter maçındaki performanslara göre…

Defansın göbeği için de aynı şey geçerli…

Zaten geçen yıl Galatasaray’ı Şampiyonlar Ligi’nde 4’lük yapan ana neden de buydu ve sorun halen olduğu yerde duruyor.

Felipe Melo’nun gidişi artık kesin gibi… Onun yeri doldurulamazsa defans sıkıntısı daha da ön plana çıkacaktır maalesef.

Solda da Lionel Carole, Alex Telles’i taca çıkartacak gibi duruyor…

İyi çalışan ve performansını hızla yükselten Telles’i satmak, Finansal Fair Play engelini aşmaya çalışan Galatasaray için değerlendirilmesi gereken önemli bir fırsat.

Sercan Yıldırım, yetenekleri olan önemli bir yıldız adayıydı Bursa’daki ilk yıllarında… Ama o bu fırsatı imza attığı yanlışlarla adeta kendi elleriyle itti…

Bu nedenle takımda illa birine şans verilecekse bu Sinan Gümüş olmalı… Çünkü Galatasaray taraftarının sahada hata yapacak bir Sinan’a tahammülü var ama Sercan’ın hiç kredisi yok tribünlerde.

Keza Umut Bulut için de aynı şey geçerli. Türkiye standartlarında önemli bir golcü olsa da Galatasaray’da şans bulabileceğine pek ihtimal vermiyorum.

Yılda 2-3 milyon Euro ücretlerin söz konusu olduğu bir ortamda “VEFA” diyenlere verebileceğim tek cevap “UEFA” olur… Kriterler adres sormuyor ne de olsa…

Stat çok kalabalık değildi ama sosyal medyada kopartılan fırtınanın aksine bir tepki de yoktu tribünlerde… Tam tersine takıma ciddi anlamda moral verme çabası vardı.

Beklenen, daha doğrusu arzulanan transferlerin olmamasına rağmen yeni ürünlere, özellikle de formalara ilgi hayli yoğundu. Pek çok kişi yeni sezon formasıyla stattaydı.

Evet; notlar şimdilik bu kadar…

Yazıyı bitirmeden önce, taraftarın hasretle beklediği, en acil transfer edilmesi gereken ismi de açıklamak istiyorum: SEYRANTEPE METRO İSTASYONU…

Zlatan İbrahimoviç mi dediniz?

Kısmetse olur…

İnşallah olur…

Ama bu işler günümüzde inşallahla maşallahla olmuyor; olursa da sponsorla olur.

Zlatan gelse bile en az üç mevkiye daha yeni isim gerektiği de unutulmamalı tabii ki..