İskender Baydar
26 Ağustos 2014

İŞTE TÜRK FUTBOLU

Penaltılar atılıyor…

Galatasaraylı futbolcular, geride kalan 120 küsur dakikada olduğu gibi halen maçın havasında değiller.

Bitse de gitsek tadında ağır ağır geliyorlar topun başına…

O kadar kopuklar ki ortamdan, penaltıda belki de yapılması en zor şeyi yapıyorlar ve topu üstten dışarı yolluyorlar çoğu atışta.

Sanki kaybedilen kupa finali değilmiş gibi, sanki yenildikleri ezeli rakipleri değilmiş gibi pek bir üzüntü de sergilemiyorlar üstelik.

Bir tek Muslera direniyor; tıpkı maç içinde tek direnen, tek mücadele eden olduğu gibi.

Maç içinde 6-7 kritik kurtarış yapan Uruguaylı kaleci, iki de penaltı atışını kurtarıyor ama yetmiyor.

Üst üste üç kez Fenerbahçe’yi yenerek Süper Kupa’da hat trick yapma fırsatını elinin tersiyle itiyor Sarı Kırmızılılar…

Tam maç bitecek, ertesi gün sadece “Tatsız tuzsuz bir maçtı, Fenerbahçe daha iyi oynadı ve kazandı” yorumları yapılabilecekken sahneye tanıdık bir isim çıkıyor…

Tanıdık olması, geçmişinden… Bugüne kadar sayısız rezalete imza atıp, her yaptığının yanına kâr kalmasından.

O isim Volkan Demirel tabii ki…

Gazetecileri “Evinden aldırırım” diye tehdit eden Milli kalecimiz.

Ne mi yapıyor Volkan?

Önce Melo topun başına gelirken, daha önce pek çok kez yaptığı gibi hayalarını avuçluyor.

Eliyle, koluyla tehditler savuruyor… Bunları yaparken de ağzı hiç durmuyor.

Melo penaltıyı kullanıyor ve kaçırıyor.

Tam arkasını dönüp gidecekken, Volkan penaltı atışlarında bugüne kadar pek de şahit olunmayan bir şey yapıyor.

Koşarak Melo’nun üzerine doğru zıplıyor.

Melo refleksle hafif eğilince dengesini yitirip savruluyor.

Sonra da Melo’nun üzerine yürüyüp küfürler savuruyor.

Tüm bunlar, penaltı atışları için ceza sahası civarında konuşlanmış hakemlerin gözleri önünde oluyor.

Melo’nun bir tahriki yok, Volkan’a yönelik bir hareketi yok.

Aksine, maç içinde Galatasaray taraftarı Volkan’a yabancı madde yağdırırken olaya ilk müdahele eden, Volkan’ı korumak adına ilk harekete geçen isim.

Maçın hakemi Mustafa Kamil Abitoğlu, kartını kullanmak yerine mahalle kavgasını ayırırcasına Volkan’ı zapt etmeye uğraşıyor.

Volkan onu da itiyor ama hakem bunu pek üstüne alınmıyor.

En nihayetinde kartını çıkartıyor ve Melo’ya sarı gösteriyor.

Aradan epey bir zaman geçtikten sonra, “Şimdi buna da bir şey göstermezsek ayıp olur” diye düşünmüş olmalı ki, Volkan’a da bir sarıcık lütfediyor.

Maç bitiyor, Fenerbahçe futbol olarak hak ettiği kupasını alıyor ama yaptıklarıyla bir kez daha maçın önüne geçen Volkan Demirel durdurulamıyor.

Önce taraftarına küfürlü tezahürat yaptırıyor…

Sonrasında kendisine uzatılan mikrofona, zekâdan, insanlıktan nasibini almamış, “Belediye gereksiz sokak köpeklerini zehirlesin. Yoksa olmayacak, bana kalacak bu iş. Ben de ceza alırım diye korkuyorum” açıklamasını yapıyor.

Sosyal medyadan bu sözlere tepki yağınca, “Maç sonu sıcağı sıcağına verilmiş talihsiz bir demeçti, herkesten özür dilerim” demek yerine, “Açıklamamdan dolayı rahatsız olan, farklı yerlere çeken veya laf olsun diye sanal alemde aklına gelenleri yazanlara bu yazım. Ben nereye ne söylediğini çok iyi bilen biriyim. Ne kadar ağır şeyler yaşadığımı bir ben bilirim. Tek bir kişi, tek bir amaç ve tek bir niyettir benimki. Başka yerlere çekilmesin. Ne sokak köpeklerini kastettim, ne de başka bir şeyi…” diyerek bir de meydan okuyor önüne gelene…

Ama suç onda değil, onu bugüne kadar koruyup kollayan futbol düzeninde.

Manisa 19 Mayıs Stadı’nın zemini gibi perişan halde olan Türk futbolunun iliklerine kadar işlemiş durumda çirkinlikler…

Seviyesiz, adaletsiz, ahlâksız bir düzen bu.

Ve sezonun ilk maçı, bu sezon da hiçbir şeyin değişmeyeceğini gösterdi bizlere.

Aylardır sabırla geri dönmesini beklediğimiz futbol heyecanı, daha ilk maçtan içimizdeki coşkunun içine etti.