İskender Baydar
23 Aralık 2014

KABUL EDİLEMEZ

Aslında var olmayan, tamamen gerçek dışı bir ülkede yaşıyoruz… Aklın, mantığın, gerçeklerin hâkim olduğu bir ülke olsa burası, spiker maça “Futbol için harika bir zemin” cümlesiyle başlayamazdı zaten…

Akılsızlıklar bu cümleyle sınırlı değil tabii ki…

Saha dışında üç-beş kişinin Galatasaray otobüsünü taşlamasını Diyarbakır’a özgü bir olay olarak algılamıyorum…

İstanbul, Bursa, İzmir ya da bir başka kentte de yaşanıyor benzer çirkinlikler…

Ama Diyarbakır’a giden pek çok takım ekstra koruma talep ederken, Galatasaray’ın polisten gelen ekstra koruma önerisini reddetmesine rağmen o taşları atanlar, olsa olsa savunduklarını iddia ettikleri fikirlere ihanet ediyorlardır…

Milli Marşımızın ıslıklanmasına gelince; işte o hiçbir şart altında kabul edilemez.

Kurtuluş Savaşı’nda verilen ortak mücadelenin sonunda yazılan marşı ıslıklamak Türk milliyetçiliğinden dert yananların Kürt milliyetçiliği yapmasından başka bir şey değildir.

Aradan geçen zamanda haksızlığa uğradığını, ezildiğini düşünüyor olabilirsin ama bunu ifade etmenin yolu kesinlikle Milli Marşı yuhalamak değildir.

Saygı görmenin temel şartı karşındakine saygı göstermektir ne de olsa.

Ayrıca, sahada seni temsil eden takımdaki pek çok oyuncunun da marşı o marş.

Bask bölgesinin takımı Athletic Bilbao gibi bir duruşun yok ki senin.

Bilbao, kurulduğu günden bu yana Bask bölgesi dışında hiçbir oyuncuyu kadrosunda oynatmıyor.

Tarihte üç istisna var, onlar da İspanyol değil başka ülkeden gelen futbolcular.

Buna karşılık 1929′dan beri La Liga’da mücadele ediyor…

Real Madrid ve FC Barcelona ile birlikte ligden hiç düşmemiş üç takımdan birisi.

Bask temsilcisi 8 kez La Liga’yı, 24 kez de İspanya Kupası’nı kazanmayı başardı aradan geçen sürede.

Senin kadron ise Türkiye mozaiği gibi, ülkenin dört bir yanından futbolcun var…

BİR DE FUTBOLA BAKALIM

Maça gelecek olursak,  ligde Mersin maçında sahaya çıkan takım ile Diyarbakır karşısında oynayan oyuncuların tek kesişim noktası, Mersin karşısında 84’üncü dakikada oyuna giren Olcan Adın’dı.

Onun dışında bugüne kadar asla bir arada oynamamış bir takım vardı sahada… İlk yarı boyunca bunun sıkıntısını yaşadı Galatasaray…

İlk 45 dakikada dirençli bir oyun sergileyen Diyarbakır, sahada daha etkiliydi… İkinci yarı fiziken oyundan düşünce Galatasaray’ın golleri art arda geldi.

Kötü zemindeki keyifsiz futboldan ve 1-4’lük skordan akılda kalan ise Bruma’nın ilk golde Goran Pandev’e attığı pas ve ikinci golde Pandev’in harika pasıyla hareketlenen Yasin Öztekin’in genç Portekizlinin önüne “Al da at” dercesine topu yuvarlamasıydı.

Elde edilen skorun, kurada Galatasaray çıktığında “Dört, dört, dört…” diye tempo tutan Diyarbakırlı oyuncuların bu dileklerinin yerine gelmesi dışında çok da bir önemi yok aslında.

Sinan Gümüş bu maçta da olumlu sinyaller verdi.

Onun dışında takımdan gidecek olan Umut Gündoğan ile Furkan Özçal’ın oynamasının hiçbir mantığı yoktu…

Bu maçı izleyen takım, her ikisini de almaktan vazgeçebilir doğrusu…

Keza talipleri olduğu yazılıp çizilen Veysel Sarı da sahada olmayabilirdi…

Galatasaray taraftarı gelecek adına merak ettiği genç oyuncuları daha fazla izleyebilirdi bu sayede…

Evet; futbolsuz bir futbol yazısının daha sonuna geldik.

Umarım bir gün keyifle, eğlenerek, saygı içinde sadece futbol konuşacağımız günlere de geliriz hep birlikte…