İskender Baydar
9 Mayıs 2015

KALDI DÖRT MAÇ

Kalbi olan izlemesin, kalbi olan maça gitmesin haftalarındayız resmen…

Gaziantep maçından sonra Arena’daki Torku Konyaspor maçı da Galatasaray taraftarının ölüp ölüp dirildiği bir 90 dakikaya sahne oldu.

Açıkçası Konyaspor Galatasaray’a karşı Gaziantep kadar sert oynadı desem abartmış olurum… Ama zaman geçirme konusunda Gaziantepspor’a açık ara fark attı Konyalı oyuncular…

Ben Galatasaray Yönetimi’nin yerinde olsam Arena’daki ilk maça Guinness Rekorlar Kitabı jürisini davet ederim. Çünkü rakip kalecilerinin aut çizgisinden altı pas çizgisi üzerindeki topa erişmeleri bin yıl falan sürüyor; hakemler de bunu gülümseyen gözlerle izliyor.

İzleyip uzatmalara eklese tamam ama o da yok… Mesela maçın ilk yarısındaki üç sakatlık, Burak Yılmaz ile rakibi arasında iki sarı kartla sonuçlanan gerginlik, kullanılmayan aut atışları, bir ömre bedel taç atışlarına rağmen hakem 45 dakikaya sadece 1 dakika ekledi.

İlk yarıdaki futbola gelince… Aurelien Chedjou’nun kafasını ve Sabri Sarıoğlu’nun şutunu saymazsak, Konyaspor’un etkili ve tehlikeli kontra ataklarını izledi taraftarlar…

İlk yarıda kalede Fernando Muslera, Sabri ve biraz da Selçuk İnan dışında sahada iyi oynayan Galatasaraylı futbolcu yoktu desek yeridir.

Buna Wesley Sneijder da dahildi…

İkinci yarıda da aksayan oyuncular değişse de sahada pek bir şey değişmedi…

Burak Yılmaz akıl almaz bir gol kaçırdı, Konya hızlı ataklarla Galatasaray kalesini yokladı, o kadar…

Ta ki maçın 83’üncü dakikasında Felipe Melo’nun arka direkte inanılmaz yükselip indirdiği topa, Selçuk İnan kafayı uzatana kadar.

Sarı Kırmızılı ekipte üst üste 4 sezonda da 40 maç barajını aşan ilk yerli oyuncu olan ve erişilmesi zor bir başarıya ulaşan Selçuk, hayati bir golle resmen takımını ipten aldı.

Sonrasında bir de Burak’a yapılan net penaltıyı vermedi hakem…

Maç üzerine daha fazla bir şey yazacak değilim bu saatten sonra…

İptal edilen kırmızı karttaki hakemlik trajedisine de değinecek değilim. Kaldı ki hakemin kartı iptal etmesi değil yan hakemin onca uyarısına rağmen vermesi acayip…

Galatasaraylı oyuncular, başka takımlar karşısında keten helvaya dönen rakiplerinin ekstra direnci, hakemlerin yanlı yönetimleri ile sahaya psikolojik olarak gergin çıkıyor, bu çok belli…

Hepsinin yüzünde bir “Hakkımız yeniyor” ifadesi var… Bu ruh haliyle giderek daha kötü oynuyorlar, onlar kötü oynadıkça rakiplerin direnci yükseliyor.

Oysa uluslararası anlamda Türkiye’nin en deneyimli kadrosu Galatasaray’da… Yapmaları gereken tek şey sahaya çıkıp en iyi oyunlarını oynamak…

Şunu hiç akıllarından çıkarmalılar: Dördüncü yıldıza sadece dört hafta kaldı. Önlerinde 1-0 kazanmalarının yeteceği dört maç var sadece…

Taraftara düşen ise “ah vah” çekmeden son dakikaya kadar bu takımı desteklemek…

Bir söz de polemikle beslenenlere…

Galatasaray’da oynayıp başka takım forması altında Galatasaray’a gol atan futbolculardan orta ölçekli bir ansiklopedi çıkartabilirsiniz.

Hasan Kabze’nin, Burak’ın kaçırdığı golden sonra “Şükürler olsun” şeklindeki ifadesini üzüntü olarak algılayanların, binlerce sayfa tapeye rağmen şikeyi algılayamamış olması, onların zekâ seviyesinin en net göstergesi…

Gerisi, alttaki karelere yansıyan unutulmaz gol sevinci…