KRAL’A AYIP OLDU

Bu maçı dakika dakika analiz etmeyi, “Allah sabır versin” diyerek eski futbolculara bırakalım, biz bir sporsever ve taraftar olarak konuyu ele alalım.

Açıkçası Cunda’da rakı-kalamar ızgara eşliğinde izliyor olmasam, keçiboynuzu çiğnemek tadındaydı maç.

Adeta bir hazırlık maçıydı.

Sözde Türkiye Futbol Federasyonu’nun ev sahipliğinde oynanan, ev sahibi tedbir alamadığı için sahaya yabancı madde atılan, bunun üzerine saha kapatma cezasının kaldırıldığı sezonda seyircisiz oynamaya mahkûm edilen Galatasaray ne pek pozisyona girebildi, ne de çok önemli bir pozisyon verdi.

Takımı ateşleyecek taraftar yoktu.

Takımı ateşleyebilecek Melo, federasyon başkanının elini sıkmadığı için, retweet bahanesiyle 2 maça mahkûm edilmişti.

Ve bu haliyle sahada sürprizsizdi Galatasaray…

Üstelik çok da yavaştı.

Adeta okumayı öğrenme aşamasında heceleyen bir öğrenci gibiydi.

“Selçuk topu at, koş Burak koş” tadındaydı.

Ne Selçuk topu atabildi, ne de Burak koşabildi.

Amaçsızca devinip durdular sahada.

Tarık umut ışıkları yakarken, Veysel tek tek söndürüyordu Saray’ın lambalarını.

Bruma ise “Amrabat mı olacak” korkusu salıyordu yüreklere…

Napoli patentli yeni transferlerin performansına yorum yapmak için beklemek lazım.

Biz bekleriz de futbol beklemiyor.

Salı gecesi Anderlecht Arena’ya geliyor.

Arsenal değil ama atom karıncalar ordusu Dortmund insanın kâbuslarına giriyor.

Daha yazardım ama Cunda’ya ayıp oluyor.

Daha da önemlisi Eskişehir karşısındaki bu oyun, ölüm yıldönümünde Metin Oktay’a büyük ayıp oluyor.

Kalın sağlıcakla..