İskender Baydar
14 Nisan 2014

KÜRSÜ HÜRRİYETİ

Galatasaray, Türkiye’de demokrasiyi içselleştirmiş en önemli kurumların başında gelir…

Herkes fikrini söyler, her fikir konuşulur, tartışılır, sorgulanır.

Ve Galatasaray’da mutlak kürsü dokunulmazlığı, kürsü hürriyeti vardır.

Mali Genel Kurul’a gelme şansı olmayan, konuşmaları dinleyemeyen Galatasaraylılar için, en çok alkış alan konuşmalardan birini paylaşmak istiyorum bugün. Genç üyelerden Timur Kuban kardeşimizin konuşmasını sonuna kadar okumanızı öneririm…

İşte o konuşma:

“Sözlerime geçen yılki genel kurulumuzda üyelerimizin yönelttiği sorulara cevaben hazırladıkları detaylı yanıtlar için sayın başkanımız ve saygıdeğer yönetim kurulu üyelerimize teşekkür ederek başlamak isterim. Gönül ister ki cevapları genel kurul sırasında alabilelim, ancak bu yöntem bile olumlu bir gelişmedir diye düşünmekteyim.

Sözlerime hazır teşekkürle başlamışken bir teşekkür de ülkemizin içinden geçtiği Gezi direnişine hem de iki farklı açıklama ile destek vermiş ve bu konuda Türkiye’deki tek spor adamı olmuş Sayın Aysal‘a teşekkür ederek devam etmek isterim.

Belki de en önemli teşekkürü bize Avrupa’da yaşatmakta oldukları gururdan dolayı başta basketbol şubemizden sorumlu değerli yöneticilerimiz, şube teknik ekiplerimiz ve de sporcularımıza etmek isterim.

Son teşekkürüm, diğerleri kadar göz önünde olmayan ancak özellikle kulübümüzü sosyal medya üzerinden takip eden değerli genel kurul üyelerimizin farkında olduğu son zamanlardaki olumlu gelişmeler için genç ve dinamik kurumsal iletişim kadromuza.

2013 yılında neler gördük?

Evet, geçtiğimiz yıl içinde futbolda 19’uncu şampiyonluğumuzu, Drogba’ları, Sneijder’leri, seneler sonra gelen basketbol şampiyonluğumuzu ve de özellikle basketbolda şu an yaşadığımız Avrupa gururunu ve yıllar sonra ilk defa makul seviyelere inen kredi teminat oranlarımızı gördük.

Ancak maalesef bazı diğer gördüklerimiz de oldu.

Örneğin Fatih Hoca‘nın durumu hakkında kararın görüşüleceği yönetim kurulu toplantısından saatler önce Fatih Hoca’nın görevine son verildiği bilgisinin basına el altından servis edildiğini gördük.

Bir maçta yaşanan olaydan dolayı resmi sitemiz üzerinden taraftarımıza yönelik basketbol şubemizin hedef küçültülmeye gitmesi tehdidini gördük. Bu bildirinin siteden acilen kaldırıldığını da gördük.

Kulübümüzde bayan atletizm şubesi bulunmamasına rağmen bir sporcuya hem de iki defa transfer ücreti ödenip, dolgun bir de maaş bağlandığını gördük.

Eskiden sırf okuldan devre arkadaşı diye işe alınanlar varken şimdi ise kurumsallaşmaya rağmen sahte lise ve sahte üniversite diploması ile işe girebilenleri gördük.

Bir yöneticimizin divan kurulu üyelerine hitaben mali konularla ilgili olarak “bunun raporunu size sunsak çözmeniz bir haftayı alır” dediğini de gördük.

Fatih Terim’in Milli takım ile ilişkisini belki de haklı olarak “bizi bıraktı gitti” diye eleştirirken, Ergin Ataman ve diğer tüm basketbol teknik görevlilerinin de milli takımlara altın tepside sunulduğunu gördük.

Kulübümüzün en mahrem yerlerinden biri olan Florya‘da üst düzey bir profesyonelimizin izni ve sonrasındaki takipsizliği neticesinde sporcularımızın tehdit edildiği tesis baskınını da gördük.

Asli görevleri arasında kulübümüze avantajlı sponsorluklar kazandırmak olan yönetimimizin elinizdeki faaliyet raporlarının giriş yazısında basketbol ve voleybol şubelerinin sponsorlarını üyelere adeta şikâyet ettiğini gördük.

Yeni gelir kalemleri üretmelerini beklediğimiz yöneticilerimizin stadımızın esas ek gelir getirici özelliği olacak çatısı için “zaten konser, kongre gibi etkinlikler de yapmasak daha iyi, iki sefer yapıldı sahamız rezil oldu, o yüzden çatının kapanması aslında gereksiz” dediğini de gördük.

Sayın başkanımızın, bazı yöneticilerimizin ve bazı profesyonellerimizin yıllardır mahkemelik olduğumuz malum kişi ile gayet samimi karelerini gördük.

Özellikle bazı kişiler için en ulaşılmaz kişi konumunda olması gereken sayın başkanımızın ne idüğü belirsiz, Galatasaraylılara “Galatasaray’da herkes dansöz olmuş” diyebilen bir zat-a canlı yayınlarda bizzat cep telefon mesajları gönderecek samimiyeti kurduğunu gördük.

Galatasaray Adamızı yıllık 2,5 milyona kiralamayı düşündüğümüz bir süreçte tek kalemde toplam 108 milyon lira vergi borcu ve cezası ile karşı karşıya kaldığımızı da gördük.

Önemli bir mali probleme değinmişken, sayın başkanımızın “büyüyen rakamlar o müessesenin büyüdüğünü ve iyi çalıştığını simgeler” saptamasından yola çıkarak bugüne kadar gördüğümüz; 135,5 milyon ile en yüksek konsolide zararı, 555 milyon ile en yüksek borç alacak farkını, 244 milyon ile en yüksek futbolcu ve 303 milyon ile en yüksek genel sporcu giderlerini, 357 milyon ile en yüksek şarta bağlı yükümlülükleri, 64 milyon ile en yüksek Sportif A.Ş. dönemlik ve şu ana kadar geçen sadece dokuz aylık dönemde dahi 151 milyon ile en yüksek yıllık zararını, kişi başı 61 bin lira en yüksek adam başı personel giderlerini, 317 milyon ile en yüksek toplam ve 233 milyon ile en yüksek kısa vadeli banka borçlarını da gördüğümüzü naçizane bir hatırlatma olarak iletmek isterim.

Hep birlikte çok daha güzel günler görebilmemiz dileklerimle…”

Evet; Timur Kuban söz alıp kürsüye çıkan 20’yi aşkın üyeden biriydi… Pek çoğu eleştirilerini sıraladı, yönetim kurulu üyeleri pek çoğuna cevap verdi.

Özetle kazanan Galatasaray oldu.

NOT: Genel kurulla ilgili yazımı okumak isteyenler http://www.iskenderbaydar.com/tarihi-genelkurul/ adresini ziyaret edebilir…