LİDER GİBİ LİDER

Ülke olarak vasata teslim olmuş durumdayız… Birbirinden çirkin binalar; estetikten yoksun kentler; yeşili, ağacı sevmeyen yöneticiler; sadece rant peşinde koşan görgüsüz işadamları; iyiden iyiye kısıtlanan ya da Şark’a öykünen bir sosyal hayat… Bu ülkede hayat her geçen gün daha keyifsiz hale geliyor duyarlı insanlar için…

Ve bugün 10 Kasım… Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 76’ıncı yıl dönümü… O’nu gözyaşlarıyla değil ama her geçen gün artan bir özlemle anıyoruz. Ağacın bir dalının bile kesilmesini istemediği için, Yalova’da kendisi için yapılan köşkü taşıtan duyarlılığını özlüyoruz. Ülkenin zarafetini yitirdiği bu günlerde, bundan iki yıl önce YILMAZ ÖZDİL tarafından kaleme alınmış ve Ata’nın şıklığını anlatan bir 1o Kasım yazısını paylaşmak istedim sizlerle… İşte o yazı:

***

Anıtkabir’e gittiğinde seni en çok etkileyen nedir derseniz… Tıraş seti.

*

Biri beyaz saplı diğerleri siyah sekiz ustura seramik tabak madeni tas bıyık makası tarak sıfır numara makine fırça ve bileme taşı. Ayrıca arkasına K.A. harfleri kazınmış gümüş el aynası kapağına ay-yıldız işlenmiş metal esans şişesi çiçek motifli cam krem kabı ve tırnak törpüsü.

*

Hayatı cephelerden cephelere sürüklenerek geçti yatağından çok arazide yattı bakımsız tek kare fotoğrafı yok.

*

“Dünyanın gelmiş geçmiş en şık giyinen lideri”dir o. Gideli 74 sene oldu bizimkileri zaten boş ver bugünkü İngiltere başbakanından Fransa cumhurbaşkanından ABD başkanından bile daha şık. En önemli moda markaları İtalyan ama İtalyan başbakanı giyiyor çuval gibi duruyor. Çünkü kumaşdikiş ve tasarım yetmiyor fizik istiyor. Sıfır göbek. Hep fit’ti o. Sağlıklı yaşam için spor’un keşfedilmesi egzersiz bilincinin yaygınlaşması anca 30-40 sene öncesine dayanıyor o’nun ise Anıtkabir’deki özel eşyaları arasında formda kalmak için teee 1925 senesinden beri kullandığı kürek çekme aleti sergileniyor.

*

Ortalıkta fırıncı küreği kazma sapı gibi dolaşmaya benzemiyor yani bu iş.

*

Çoğunlukla beyaz daima açık renk gömlek tercih eder manşetlerine ya da kalbinin üzerine K.A. veya G.M.K. arması işletirdi. Kol düğmesi sever yaka iğnesi takardı. Sayfiyede Savarona’da ise kısa kollu keten gömlek giyerdi. Laciverti pek sevmez kruvaze’den hoşlanmaz genellikle yelekli üç parçalı siyah takım elbiseler diktirirdi. Her daim ütülü olmasına orasından burasından sarkma yapmamasına büyük özen gösterirdi. Çapraz çizgili desenli takımına kontrast renkli kravatlar kullanırdı. En sevdiği kravat iğnesi gövdesi burgulu altın devlet demiryolları amblemli olanıydı. Köstekli saati ceket cebi mendili vazgeçilmez aksesuvarlarıydı; ipek mendillerinin kenarları zikzak motifli olurdu. Seyahatlerinde tüvit takım güderi ceket riding coat tarzı jokey pantolonları giyerdi. Düz kemerden sıkılır örgülü illa ki tokalı yaptırırdı. Baston deyip geçme. Kimisi fildişi kimisi lületaşı topuzluydu; tek mermi atabilen tetikli olanı en meşhurudur ama aslında en çok sapında tavşan yakalamış aslan figürü bulunan ucu metal halkalı ahşap bastonunu severdi. Smokin ve frak’ta beyaz papyon takıyordu. Maharet isteyen pelerini değme aktörlere taş çıkartırcasına taşıyor omuzlarına illa siyah değil bazen mavi atıyordu. Bağcıklı siyah rugan ayakkabı seviyor çizgili siyah çorap kullanıyordu. Yazlık kıyafetlerinin altına beyaz veya lacivert-beyaz ayakkabılar giyiyor çorap giymiyor hatta bazen ten rengi sandalet giyiyordu. Paltodan sıkılır mümkün olduğunca giymemeye çalışır mecbur kalırsa koyu renk yerine gri veya kahverengi tonları tercih ederdi. Ancak desenli kaşkolları kış’ın olmazsa olmazıydı. Ve eldiven tabii. İçi ve bileği kürklü severdi. Akşamları pijamasının üzerine mavi-lacivert çizgili kirli beyaz şal yakalı robdöşambr alıyordu. Ceketli pantolonlu; yakası kol ağzı ve cep kapağı mutlaka farklı renk şeritli püsküllü kuşağı olan ipek pijamalar giyerdi.

*

Bir insan hem kalpak’ı hem silindir şapka’yı hem panama şapka’yı hem melon şapka’yı hem fötr’ü hem de kasket’i böylesine eşdeğer karizmayla taşıyabilir mi.

*

Şık özenli bakımlı olmayı elitizim Anadolu çocuğu olmayı hırt’lık zonta’lık zanneden. Ve “gardırop Atatürkçüsü” lafına pek bi sırıtanlar o’nun gardırobunda kullanılmış külot torbası bile olabilir mi?

*

Sevgili anneler.

Kaygı duruşu değildir bu.

Saygı duruşu’dur.

En bakımlı halinizle. Elbette ister yeni ister eski ama mutlaka temiz ütülü; çocuklarınıza en güzel kıyafetlerini giydirin.

*

O sizi nasıl bekliyorsa.

Lütfen öyle gidin.

***

Yazdığı her satırda sonuna kadar haklı Yılmaz Özdil…

İnsan bugün dönüp aşağıda yer alan fotoğraflara bakınca geçmişte değil de gelecekte bir yolculuğa çıktığı hissine kapılıyor resmen.