İskender Baydar
1 Şubat 2015

MAÇ GİBİ MAÇ

Öyle maçlar vardır ki 90 dakika izlersin, sıkıntıdan patlarsın, bitsin diye dua edersin, maçı kazansan bile tribünden ya da ekran karşısında gömüldüğün koltuğundan mutsuz ayrılırsın…

Galatasaray-Bursaspor maçı için her şeyi söyleyebiliriz ama sıkıcı bir maç olduğunu asla söyleyemeyiz. Sahadaki oyuncular formalarını, taraftarlar oturdukları koltukları terden sırılsıklam yaptılar, orası kesin…

İki takım adına neredeyse 40 şut vardı kaleyi yoklayan… Sanırım uzun zamandır böylesi bir skora erişilememişti ligde…

Ama bu tablo çok iyi bir futboldan ziyade, çok hatadan kaynaklandı. Özellikle de Galatasaray adına…

Maça tek forvetle başlayan Galatasaray pozisyon bulamazken, bol bol tehlike yaşadı kalesinde…

İlk dakikalar adeta Fernandao ile Fernando Muslera arasında geçti…

Buna rağmen Wesley Sneijder’ın mükemmel tek topu, Olcan Adın’ın maçtaki tek olumlu hareketi olan adrese teslim ortası, Umut Bulut’un adeta havada zamanı durdurarak asılı kaldığı kafa vuruşuyla 1-0 öne geçti…

Galatasaray’ın pozisyon bulamaması tek forvetle oynamasından kaynaklanmıyordu. Orta sahanın oyunun hem hücum hem savunma tarafında aksamasıydı asıl sorun… Sabri Sarıoğlu sakatlanınca, Hamza Hamzaoğlu yanlış bir hamle daha yaptı. Orta sahayı güçlendirmek yerine, Galatasaray taraftarının izlemek için sabırsızlandığı Sinan Gümüş’ü alarak hücumu destekledi. Ve zaten Bursaspor hâkimiyetinde olan oyun, tamamen yeşil beyazlıların kontrolüne terk edildi.

Buna rağmen soyunma odasına önde gidebilirdi Galatasaray…

Onu da stoperlerin uyumsuzluğu önledi.

O dakikaya kadar Muslera ile pek çok kez karşı karşıya kalıp değerlendirmeyen Bursaspor, Volkan Şen ile affetmedi ve beraberliği yakaladı.

İkinci yarıda da genel manzara değişmedi… Bursaspor, verimli forveti Fernandao ile 2-1 öne geçti. Galatasaray’a beraberliği getiren ise, yeteneği değil ama oyun zekâsı tartışmalı, ruhsal yapısı dalgalı Volkan Şen’in frikiğe kolunu sokması oldu.

Herkesin “Aman Emre mi atıyor” dediği penaltıyla Galatasaray, çok da hak etmediği 1 puana, Emre Çolak da A Takım formasıyla çıktığı 100’üncü maçında 8’inci golüne ulaştı.

Gelelim maçın bize anlattıklarına…

Hamza Hamzaoğlu iyi başladı, son maçlarda tökezliyor… İyi niyetine inanıyor taraftar ama büyük takım hocalığı hatayı affetmiyor.

Gerçi Galatasaray Başkanı’nın yaptığı hataların yanında Hamza Hoca’nın hataları devede kulak kalır ya, neyse!!

Galatasaray taraftarı, en çok yuhaladığı isimlerden Burak Yılmaz’ın sakatlığıyla golcüsünün değerini, Selçuk İnan’ın sarı kart cezalısı olması sonrasında da kaptanının orta sahada üstlendiği rolü fark etti.

Felipe Melo’nun hırsını seviyor sarı kırmızılılar… Gel gelelim Bursaspor karşısında 90 dakika sahada kalması resmen mucizeydi. Brezilyalı yıldız en az 3 sarı kartlık maç oynadı, 1 sarıyla tamamladı. Melo’nun sinirlerine hâkim olamamasında orta sahada yalnız kalmasının da önemli rolü vardı.

Ligin ikinci yarısı gelmesine rağmen, maç öncesinde Passolig’le ilgili yaşanan sıkıntılar taraftarı canından bezdirdi.

Her şeye rağmen, Galatasaray adına kaybedilen 2 puan değil kazanılan 1 puan söz konusu…

Ve lig daha yeni başlıyor.

Taraftarın tutkusu, futbolcuların arzusu güzel…

Son bir not da Şenol Güneş için…

Tartışmasız Türk futbolunun en önemli ismi…

Gittiği her takımdan takas malzemesi olarak gönderilen Burak Yılmaz’dan Trabzonspor’da bir kral yarattı. Yine Trabzon’da Selçuk İnan’a ruh kattı.

Bitmiş Volkan Şen’i ayağa kaldırdı. Ve izlemekten keyif alınan bir Bursaspor yarattı.

Türk futbolunun, hatta daha da ötesinde Türkiye’nin temel sorunu olarak, ukalalar tarafından imajı beğenilmediği için Milli Takım’dan uzaklaştı.

Doğruları söylediği için dokuz köyün yolunu unuttu.

Ama o doğru bildiği yolda yürümeye devam ediyor.

Türk futbolu ve Türkiye’nin ihtiyacı Şenol Güneş gibi isimler…

Düzene dönmeyenler, güce boyun eğmeyenler, dimdik yürümeye devam edenler.

Tıpkı Tevfik Fikret’in şiirinden yola çıkarak Galatasaray taraftarının pankartlaştırdığı ve bugünlerde en çok Galatasaray yönetiminin okuması gereken o dörtlük gibi:

Kimseden bir fayda ummam ben, dilenmem kol kanat…

Kendi boşluk, kendi gök kubbemde kendim gezginim…

Bir eğik baş bir boyunduruktan ağırdır boynuma;

Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir Galatasaraylıyım.