İskender Baydar
22 Kasım 2014

ÖNCE RUH LAZIM

Karabük deplasmanında alınan 2-1’lik galibiyetten sonra yazdığım yazı aynen şu cümlelerle bitiyordu:

“Son 100 maçta tam 101 gole; 75 gol ve 26 asist ile katkı koyan Burak’ın acilen kendini toplaması lazım. Keza Burak’la yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen Selçuk’un da kendine bir an önce çeki düzen vermesi lazım.

Milli Takım arası Galatasaray adına büyük şans… Milli maçlarda da görev almaları muhtemel olan, Galatasaray için önemli işlere imza atmış, önemli başarılara yürümesine de katkı koyma potansiyeli yüksek bu iki futbolcu Trabzonspor karşısında dinlendirilebilir. Yerlerine Sinan Gümüş, Furkan Özçal gibi alternatifler düşünülebilir. Çünkü artık birilerinin farklı bir şeyler düşünmesi gerekiyor.

İki ileri bir geri nereye kadar?”

Evet; iki ileri bir nereye kadar sorusunun cevabını maalesef Trabzonspor karşısında aldı Galatasaray: BURAYA KADAR…

Eğer, Pazar günü Letonya karşısında antrenman maçı havasında geçen karşılaşmanın ardından Türkiye’ye gelen Sneijder, ‘yorgun olduğu’ gerekçesiyle oynatılmıyorsa…

Kaleyi bulan 18 şutun 11’ini içeri alan Trabzonspor’un tecrübesiz kalecisi karşısında, Galatasaray’ın en çok şut çeken, en isabetli şutları atan ismi olan Hollandalı yedek soyunduruluyorsa…

Sneijder gibi Pazar günü maç yapan Selçuk ve Burak yorgun sayılmıyorsa…

Sabri ve Hakan Balta yeterli bulunmadığı için bu mevkilere tonla transfer yapılmışken hâlâ bu iki oyuncu ilk 11 çıkıyorsa…

20 milyon Euro’ya alınan Bruma ve Telles ortada bile yoksa…

Magazin programlarında en çok boy gösteren isim haline gelen Olcan’ın sahada yürüyecek hali kalmamışsa…

Artık birilerinin farklı bir şeyler düşünmesi gerekiyor…

Mesela A2’de önemli işler yapan Sinan Gümüş ve Tunahan Ergül neden düşünülmez A Takım’da…

Furkan Özçal ya da Umut Gündoğan bu kadroyu zorlayacak durumda değiller mi?

Muslera, Chedjou, Melo, Sneijder gibi tecrübeli yabancıların, Umut ve Hamit gibi komplekssiz futbolcuların yanına Telles, Bruma, Sinan, Tufan gibi gençleri koyarak savaşan bir Galatasaray yaratılamaz mı?

O Galatasaray sahaya çıkıp yenilse böylesine bir tepki yaşanır mı tribünlerde…

30’una gelmiş, 4 yıllık garanti sözleşmeyi cebine koymuş, inancını yitirmiş futbolcularla yola devam edilemez artık…

Yanlış anlamayın; benim açımdan Burak ve Selçuk kaybedilecek futbolcular değil ama bu şekilde onları kazanmak da mümkün değil.

Dolayısıyla farklı bir çözüm üretecek aklı ortaya koymak lazım.

Çünkü Galatasaray tribünleri ile Galatasaray takımı arasındaki bağ hiç bu kadar zayıflamamıştı…

İnanç hiç bu kadar kaybolmamıştı…

Çözümü bulmak için son iki güne bakmak yeterli aslında…

Bir yanda 35’inde 50 dakika sahada kalan Carlos Arroyo, diğer yanda yorgun olduğu ileri sürülerek yedek bırakılan Wesley Sneijder…

Bir yanda takımının kaybedeceğini hiç düşünmeyen basketbol taraftarı, diğer yanda takımının kazanacağına hiç inanmayan futbol seyircisi…

Bir yanda Ergin Ataman, diğer yanda Cesare Prandelli…

Fazla söze gerek yok aslında…

Kurtuluş için Abdi İpekçi’deki ruha ihtiyaç var, hepsi o kadar…

***

Bu arada Galatasaray’ı bileğinin hakkıyla yenen Trabzonspor’u tebrik ediyorum…

Alışılageldiği üzere Arena’daki maçın değil bir gece önce Abdi İpekçi’de kazanılan zaferin fotoğraflarını paylaşmak istiyorum. Çünkü hak ediyorlar. Ve Pazar akşamı Beşiktaş karşısında büyük bir desteği de hak ediyorlar…