İskender Baydar
9 Nisan 2014

NO PASSORAN!

Passolig uygulaması bu hafta başlıyor… “Hayırlı olsun” diyemiyorum çünkü hayırlı bir tarafını göremiyorum.

Neden mi?

İşte nedenleri:

Senelik 25 TL kart bedeli ve kargo bedeli taraftarın cebinden çıkacak, bu bir.

Önümüzdeki yıllarda kart fiyatının ne olacağı konusunda hiçbir garanti yok, bu iki.

Bilet başına 2 lira hizmet bedeli ödenecek, bu üç.

Sadece düzenli maça gidenlerin değil, 40 yılda bir gidenlerin de bu karta sahip olması gerekecek, bu dört.

Bir yandan kredi kartı sayısını ve limitleri sınırlandırmaya çalışırken, insanların cebine yeni bir kart sokmaya çalışmak saçmalık, bu beş.

Gerekçe güvenlik diyorlar ama değil, bildiğin fişleme, bu altı.

Annenizin kızlık soyadından fotoğrafınıza, TC numaranızdan iletişim bilgilerinize kadar her türlü bilgiyi, kayıtsız şartsız bir bankaya vermek zorundasınız, bu yedi.

Türkiye’de zaten birkaç takım dışında neredeyse tüm kulüpler az sayıda seyirciye oynarken, bu kart sayıyı daha da düşürür, bu sekiz.

Bu kart, bir takım tutmanın ötesinde futbolu seven ve önüne bir stat çıktığında gidip maç izlemek isteyen taraftarın önüne engeller çıkartıyor, bu dokuz.

Yasaklardan, engellerden hazzetmiyorum bu da on.

Statların önünde zaten TOMA’lar bekliyor;

Çevik kuvvet, asayiş, trafik polisleri hepsi orada;

İçeride spor büro sürekli görüntü alıyor;

Statlarda her yer güvenlik kameralarıyla izleniyor;

Kulüplerin görevlendirdiği özel güvenlikler cabası;

Üstüne bir de tribünlerde sivil ekipler cirit atıyor…

Ve sen tüm bunlara rağmen güvenliği temin edemeyip bir kartla bunu yapabileceğine inanıyorsun.

Ya da inanmamızı istiyorsun.

Bize de en nazik tabirle “Hadi oradan” demek kalıyor.

Buraya kadar yazdıklarım geniş taraftar kitlesine yönelikti. Yani imkânlarını zorlayarak statlarda yerini almaya çalışan fedakâr taraftarlar içindi.

Ama işin VIP koltuk ve loca sahiplerini ilgilendiren boyutu da var.

Locaların çoğu şirketlere ait… Zaten 200 bin dolarlardan başlayan bu yerleri almak öyle her babayiğidin harcı değil.

Localar hem maç izleme hem konuk ağırlama yeri.

Mesela locan var, Japonya’dan iş adamları geldi, belki milyar dolarlık anlaşmalara imza atacaksın ve adamları stada götürmek istedin.

Elin Japonuna Passolig temin etmen lazım.

Tabii TC numarası ayarlayabilirsen.

Belki de pasaport numarası yetiyordur ama bir de internetten başvurup evde, ofiste kargonun yolunu gözlemek var.

Japonları geçtim, Almanya’dan kuzenin geldi yine aynı sorun.

Yılda bir kere eşinle maça gitmek istedin, ona da kart almak zorundasın, yine sorun.

Evde çoluk çocuk varsa birer kart da onlara çıkarmalısın, daha büyük sorun.

Fenerbahçeli sevgilini Galatasaray maçına götürdün, sorun.

Tam tersini yapıp Kadıköy’e gitmeyi denediniz, yine sorun.

Yani hangi takımı tutuyor olursan ol, sorun.

Kısacası bu kart başlı başına bir sorun…

İspanyol devrimciler ‘No Pasaran’ diyerek direnmişlerdi baskıya.

Bize de ‘No Passoran’ demek düşüyor.

Bunu basın demez çünkü bu kartı tanıtmak için ilanlara çuvalla para harcanacak.

Bunu kulüpler de demez çünkü gelirden aslan payını onlar alacak.

Kısacası taraftarsan bir ben varım arkanda, bir de Allah…

Daha net nasıl anlatabilirim ki durumu!

DİP NOT: Aşağıdaki fotoğrafların yazıyla hiçbir ilgisi yok. Futbol adına o kadar sevimsiz şeylerle uğraşıyoruz ki bu ülkede, yazının sonunda güzel bir şeyler olsun istedim…