İskender Baydar
13 Mart 2014

BU SÖZLERE DİKKAT

Roberto Mancini’nin Türkiye’ye geldiği ilk günlerde, bir dostum tatil için İtalya’ya gitmişti.

T.C. pasaportunu gören polis, kafasını kaldırıp şunu söylemişti o gün kendisine: “Mancini futboldan anlamaz…”

Mancini de Türkiye’ye geldiği ilk günlerde, Amrabat ve Bruma’yı 18’e almadığı bir maçın ardından gelen eleştiriler üzerine aynen şunları söylemişti:

“Burayı seviyorum. Aynı İtalya gibi. Herkes her şeyi biliyor!”

Evet, hepimiz teknik direktörüz bu ülkede… Her konuya hakimiz… Futbol hariç!

Eğer futbola hakim olsaydık, şu anda bambaşka şeyler konuşuyor olurduk… Mesela, Mancini’nin Sabah Spor’da yayınlanan Yasemin Taşkın imzalı röportajını konuşuyor olabilirdik.

Harika bir röportajdı, yapan ismi de, sayfada hakkıyla değerlendiren dostlarımı da tebrik ederim.

“Ben yeterince özgürlük yanlısı bir antrenörüm. Ben demokrasiye inanıyorum. Sopayla takım yönetmem” diyordu Mancini o röportajda.

Art niyetliler hemen atlayacaktır, “Mancini, Fatih Terim’e mi laf sokuyor” diye…

Ya da bu satırları yazan benim Terim’i hedef aldığımı düşünebilirler.

Hayır; hedefim Terim değil tabii ki… Terim’in yedek kulübesinde ya da zaman zaman kamuoyu önünde agresifleştiği doğrudur ama takım üzerinde bir baba gibi kucaklayıcı olduğunu da herkes bilir.

Bu yazıda ben varım, sen varsın, biz varızBizlerin hataları var.

Şube müdürü olunca mesai arkadaşlarına karşı tavrı değişen amirin var…

Çırakken çile çekmiş ama usta olduktan sonra aynı çileyi kat be kat çektiren tamirci var…

Biri bağırmadan işini doğru dürüst yapmayan milyonlarcamız var.

Bir türlü aşmayı başaramadığımız kronik sorunlarımız var.

Yaptığımız işi sadece kendimize olan saygımızdan iyi yapmak zorunda olduğumuzu bir türlü idrak edemememiz var.

Çalışmak için illa sopa beklememiz var.

Alt kademedeyken üstteki yöneticiden şikâyet edip, üste çıktığımızda altta kalanın canı çıksın dememiz var.

Oysa ne diyordu Mancini, Sabah Spor’a verdiği röportajda:

“Buraya geldiğimde bana hemen şunu söylediler: ‘Türk futbolcular da Ruslar gibidir. Sopalaman gerekir…’ Ben böyle olduğunu düşünmüyorum. Sadece böyle alıştırılmışlar. Bu doğru değil. Sopayla takım yönetmem. İnsan kendi oğlunu sürekli sopalayamaz. Özgür bırakman, mutlu kılman, serbest oynamasını sağlaman da lazım. Ben futbolcuların başka yolları izleyerek de daha üst bir seviyeye gelebileceklerine inanıyorum. Ben oldukça liberal bir insanım. Ancak hem antrenmanda hem de maçta futbolculardan maksimumu vermelerini isterim. Bir futbolcu eğer böyle futbol oynama şansını yakalamışsa bu dünyanın en güzel şeyi. Futbolcu verebileceğinin en fazlasını vermek zorunda. Ben bunun doğru yol olduğuna inanıyorum. Hep böyle yaptım.”

İngiltere’de çalıştığı dönemde verdiği bir başka röportajda ise aynen şunları söylemişti:

“Bazen bir oyuncu bir yıl önce yaptıklarında kalıyor ve her gün kendisini geliştirmesi gerektiğini anlamıyor. Eğer üst düzey bir oyuncuysan kariyerinin son gününe kadar gelişmelisin. Ama işte bazıları çalışmanın çok önemli olmadığını düşünüyor ve bu onların en büyük hatası.”

Futbolcular bunu fark edebilirler mi emin değilim.

Ama doğru yolun, yöntemin, medeniyetin, demokrasinin, insana saygının gereğinin bu olduğundan eminim

Umarım başarır Mancini… Çünkü bu sadece futbol adına değil, bu ülkenin bazı yanlışlarını fark etmesi adına da önemli bir adım olur.

Ve yazıyı yayınladıktan sonra Twitter‘daki @Tekyumruk hesabından gelen yorumda yazıldığı gibi, umarım sonu Frank Rijkaard‘a benzemez.