İskender Baydar
3 Aralık 2014

RUH GERİ DÖNÜYOR

Hoca takımı motive edemediği için mi oyuncular mücadele etmiyor; oyuncular mücadele etmediği için mi hoca takımı motive edemiyor?

Hoca mı takımı iyi çalıştırmıyor; takım mı iyi çalışmayarak hocayı sabote ediyor?

Takım kötü oynadığı için mi taraftar yuh çekiyor; taraftar yuh çektiği için mi takım kötü oynuyor?

“Yumurta mı tavuktan çıkar; tavuk mu yumurtadan?” kısır döngüsünü yaşıyordu Galatasaray…

Ortada bir suç vardı ama suçluyu tespit etmek pek kolay değildi.

Yönetim göreve geldikten sonra Prandelli’ye sahip çıkmaktan yana kullandı ilk hakkını ama sorun çözülmedi…

İkinci denemede oyunculara sahip çıkılarak Prandelli’nin görevine son verildi…

İtalyan teknik direktörün ardından, yerinde bir kararla, hem maddi hem manevi açıdan mevcut adaylar arasında en uygun isim olan Hamza Hamzaoğlu göreve getirildi.

Hamza Hoca’nın ilk idmana çıkışı ile ilk maça çıkışı arasında sadece 48 saatlik süre var… Bu sürede yaşanan değişimi ya da yaşanmayan değişimleri tamamen Hamza Hamzaoğlu’na mâl etmek çok doğru değil ama takımda görülen farklılıklarda hoca değişiminin etkisi olduğu gerçeği de yadsınamaz.

Öncelikle Eskişehir karşısında bu sezon ilk kez bir maçı kazanmayı gerçekten isteyen, bunu için savaşan bir Galatasaray vardı sahada.

Takım daha çok pas yaptı, rakip üzerinde eski maçlara oranla daha çok baskı kurdu.

Uzun zaman sonra ilk kez bu kadar çok kaleyi düşündü. Tamı tamına 21 kez rakip kaleyi yokladı Galatasaraylı futbolcular…

Nadiren rastlanır bir şekilde hiç ofsayta düşmedi bu maçta sarı kırmızılı oyuncular.

Hoca değişimi takımın geneline olumlu yansırken, Melo üzerinde olumsuz etki yapmış gibi göründü…

En azından Melo’nun saha içindeki beden dili bunu söyledi…

Brezilyalı daha ilk dakikadan itibaren sarı kart almaya uğraştı… Sarı kartı gördükten sonra da hız kesmeyip kırmızıyı kovaladı.

Melo amacına ulaşmadan Hamza Hoca’nın onu dışarı alması doğru olacaktı… Bunu yapmaması maçtaki belki de tek hatasıydı Hamzaoğlu’nun…

Maç sonu basın toplantısında, Melo’ya “Seni çıkartayım” dediğini, oyuncusu oynamak isteyince buna saygı gösterdiğini söyledi Hamza Hoca…

Bu tercihine saygı duyabiliriz sadece… Keşke Melo da aynı saygıyı gösterebilseydi hocasına…

Selçuk’un kendine gelmesi, Umut’un arzusu, Bruma’nın bulduğu şansı iyi değerlendirerek harika bir gol atması, Sabri’nin çalışkanlığı, defansın mücadelesi, Sinan’ın kalede güven vermesi, takımın 10 kişi kaldıktan sonra teslim olmak yerine direnç yükseltmesi, Yasin’in kulübeden gelip katkı vermesi gelecek adına olumlu sinyallerdi.

Az sayıdaki seyircinin, 30-35 bin kişilik tribünlere oranla sahaya ve oyuna daha fazla etki yapması da takdire şayandı.

Olcan’da pek bir değişim hissedilmedi… Pandev kumaşı iyi olsa da fiziken çok ağır… Emre ve Telles hâlâ kocaman birer soru işareti…

Hakemin Pandev’e verdiği penaltı ile Serdar Özkan’a verebileceği penaltı, Melo’ya çıkardığı ikinci sarı tartışılabilir ama bu yazı galibiyetten bağımsız bir yazı olduğu için o konulara hiç girmiyorum.

Bu maçın Galatasaray ruhunun geri dönüp dönemeyeceğinin görüleceği maçtı…

O ruh tam 4 golle çok önemli bir dönüş sinyali verdi.

Bu daha başlangıç…

Sonuçta rakibin pek çok önemli oyuncusundan eksik olduğu unutulmamalı.

Galatasaray’ın önünde daha kat edilmesi gereken çok yol var.

Ama bu kez umut da var.

Yeter ki sen yürüyedur Galatasaray…

Hayır, hayır; uzun zamandır yürüdün artık koşadur Galatasaray.