İskender Baydar
19 Aralık 2014

SADECE BİR STAT DEĞİLDİ

Galatasaray’ın kurucusu Ali Sami Yen’in adını taşıyan stat, sadece betondan, demirden ibaret bir yapı değildi.

Bir ruhu, bir yüreği vardı.

Günümüz ölçeğinde hayli küçük bir stattı ama çok büyük zaferlere ev sahipliği yaptı. Real Madrid, Milan, Liverpool, Barcelona, Paris Saint Germain, PSV Eindhoven, Neuchatel Xamax, Lazio, Leeds United, Deportivo, Bologna, Glasgow Rangers, Mallorca, Monaco, Olympiakos, Athletic Bilbao, Bordeaux gibi pek çok Avrupa takımı orada cehennemi yaşadı.

Gelin, Ali Sami Yen’in kuruluş öyküsünü, Galatasaray’ın iki efsanesinden, Turgay Şeren ve rahmetli Turgan Ece’den dinleyelim…

Ve Galatasaray Dergisi’nin 98’inci sayısında yer alan Turgay Şeren’in sözleriyle başlayalım:

‘HARÇLIKLARIMIZI VERDİK’

“Galatasaray Lisesi’nin Ortaköy’deki ilk kısmında okurken, Galatasaray Kulübü’den bir talep geldi. ‘Stat yapacağız’ dediler ve ‘Sizlerden maddi destek istiyoruz’ diye de ricada bulundular. Her sınıfa gittiler ve Galatasaray’ın böyle bir stada temel harcı olarak bizlerin vereceği katkıyı büyük bir yüreklilikle istediler. Hepimiz coşmuştuk.

Makbuzlar 5 ve 10 kuruşluktu. Bu söylediğim aşağı yukarı 1940’larda olan bir olaydır. Paranın özellikle talebelerin cebinde çok az bulunduğu bir zamandır. Ama biz gidip de haftalıklarımızı herhangi bir yerde sarf etmektense, makbuzsuz, karşılıksız kulübün bu girişimine faydalı olmak dileğiyle cebimizde ne varsa verdik.

4-A sınıfındaki arkadaşlarımın çoğu rahmetli oldu ama benim gibi hâlâ yaşayanlar var ve Galatasaray’ın yaptırdığı bu stada hep beraber para verdik diye o günkü mutluluğumuz halen devam ediyor. Bazen buluşuyor, yıllar öncesini hatırlıyoruz. Ne güzeldi o günler. Ama şimdi stat Galatasaray’ın değil.

YOLU OLMAYAN STAT

Galatasaray Lisesi’nin ilk kısmını bitirdikten sonra Beyoğlu’ndaki Lise’ye geçtik. Lise takımında santrfor oynuyordum. Galatasaray’ın A takımında ise kaleciydim. O zamanki lig maçları Ali Sami Yen’de oynanmaya başladı. Zira bizlerin zamanında tribünleri olmayan ama sonradan tribünleri yapılan bu statla Galatasaray övünüyordu. Deniz tarafına tribün yapmıştı kulüp. Harcadığı para da 200 liraydı. Ama o zamanlar büyük bir paraydı doğrusu. Antrenmanlara gelirken tabii ki tramvaylara biniyorduk. O zamanlar Şişli deposunda iniyorduk. Zira daha ileriye ray yoktu. Ve Bülent Ağabey önde (Bülent Eken olmalı) gençler arkada Mecidiyeköy’deki stada doğru yürüyorduk. O zamanlar çim sahada oynamak harcımız değildi…

Her antrenmandan sonra iki kolumda ve dizimde olan kanamaları masörümüz Yorgo temizler, tekrardan bizi maça hazırlardı. Günler su gibi geçti. Saha sene başında çimlenirdi. Sonra o çimenler gider yerini toprağa bırakırdı. En önemlisi o zamanki başkanımız Suphi Batur, bize Ali Sami Yen’i anlatırdı. Galatasaray’ın nasıl kurulduğunu izah ederken ağlar, bizi de ağlatırdı. Bu bir üzüntü ağlaması değildi, doğrusu Galatasaray kurucusu Ali Samı Yen’in Galatasaray’da yaptığı iyi şeylerden dolayı kendisine gösterdiğimiz sevgi ve saygıdandı.

‘GÖZÜMÜZ YAŞLI ŞİMDİ’

Ali Sami Yen’in gözleri şimdi yaşlı. Nedeni, Galatasaray onu terk etti. Pırlanta yüzüğü bir teneke yüzüğe tercih ettik. Galatasaray’ın yeni stadı var deniyor. İnanın içimden gidip bakmak bile gelmiyor. Ali Sami Yen’de galibiyetler, zaferler kazandık. Şampiyonluk kupaları aldık. Yenilmedik mi? Tabii ki yenildik ama bu yenilgiler bizi hiçbir zaman yıldırmadı. Sonunda arzuladığımız yere ulaştık. İşte o Ali Sami Yen’in gözleri yaşlı demiştim. Dikkat ederseniz Galatasaray oradaki son lig maçını kaybederken Ali Sami Yen’in kemikleri sızladı. Sulu kar şeklinde yağan yağmur, sanki Ali Sami Yen’in gözünden inen yaşlar gibiydi…”

TURGAN ECE ANLATIYOR:

Geçtiğimiz yaz kaybettiğimiz Galatasaray Lisesi 76 devresinden Turgan Ece ise, 88 devresinden Oktay Aras’ın imzasını taşıyan “Galatasaray Niye En Büyük” adlı kitapta aynen şöyle anlatıyordu Ali Sami Yen Stadı’yla ilgili bir anısını:

“1939 senesinde Ali Sami Yen Stadı’nın temeli atılırken, Mecidiyeköy’e kurtlar iniyordu. Eğer bizim 35-40 bin liramız daha olsaydı -Galatasaray Kulübü olarak hiçbir zaman çok paramız olmadı- Mecidiyeköy’ü satın alırdık.

Ali Sami Yen Stadı yapılıyor. Beden Terbiyesi’nin tahsisatı bitti ve inşaat durdu. Bizim başkanımız da Refik Selimoğlu (54 devresi). Ben genel sekreterim. Rüçhan Adlı (75 devresi) da ikinci başkan. Beden Terbiyesi dedi ki, sizin çok etrafınız var, kulüp olarak bize kredi verin de inşaata devam edelim. Ne yapalım, ne yapalım? Refik Bey dedi ki Fatin’e (Rüştü Zorlu) gidelim dedi. Fatin dediği adam Fatin Rüştü (59 devresi). Ziad Abu-Ziyyad’ın (65 devresi) akrabası Fatin Bey. Ziad Abu-Ziyyad’ın, Elbi Turhan’ın yakın arkadaşı. Randevu aldı… Toplantısı var Hilton’da. Refik Bey, ben, Rüçhan gittik. Haber verdiler Galatasaraylılar geldi diye. Bizi kabul etti, çıktı toplantıdan. Bu bir tuhaf konuşuyordu. “Çocuklar” dedi, “Orada stat olmaz” dedi. Bakın sene 1959’un sonları. Gelin dedi, bu stadı Ayazağa’da golf oynanan yer var ya? Akademi’nin yeri. Stadı oraya yapalım dedi. Biz ısrar ettik. Bizim zamanımızda başladı, bizim zamanımızda bitsin diye. Kredi meselesi bir şey değil dedi. Vakıflar Bankası’ndan kredi buluruz yapılır dedi. Yani düşünün Hariciye Vekili o zamanlar Ali Sami Yen Stadı artık şehrin ortası oldu diyor. Mecidiyeköy için bunu diyor. Gelin Ayazağa’da yapalım diyor. Bir tahsisat buldu Vakıflar Bankası’ndan. Şimdi biz onun teklifini kabul etseydik, ‘Efendim orada yapalım’ deseydik belki orada temel atılacaktı ama 8 ay sonra ihtilal oldu ve stat yarım kalacaktı. Ali Sami Yen Stadı yapılmamış olacaktı…”

***

Sözler bir yere kadar anlatabiliyor Ali Sami Yen’i; fotoğraflar ise daha iyi yansıtıyor orada yaşanan coşkuyu, şöleni… Ve o coşkuyu hatırlarken, bir kez daha analım stadın açılışından bir yıl sonra, yani 20 Aralık 1965’te doğan sevgili dostumuz Alpaslan Dikmen’i…