İskender Baydar
23 Şubat 2018

ŞAMPİYONLUK YAZISI

Açıkçası maçtan önce biri çıkıp skor ne olur diye sorsa Bayern Münih-Beşiktaş maçından farklı olmaz derdim…

Bunu bana söyletecek şey ne Bursaspor’un kadro kalitesi, ne de hocasının tecrübesi olurdu… Sadece takım olmayı becerememelerine güvenerek bu yönde bir görüş belirtirdim.

Ve bunu söylerken hakemlerin maçlara minimum etki edebildiği Ali Sami Yen’in muhteşem atmosferine inanırdım…

Maçın seyri de beni yanıltmadı.

Bursaspor, kapanıp kontra atakla şans aramak istedi; buna fırsat bulamadan da 1-0 geriye düştü…

Nagatamo’nun taca çıkmasına izin vermeyip Rodrigues’e indirdiği ve onun akıl dolu ortasında Gomis’in ters ayağıyla öldürücü vuruş yaptığı top skor perdesini açtı.

Ardından Bursaspor’un 10 kişi kalmasıyla birlikte benim maç öncesinde düşündüğüm Bayern Münih-Beşiktaş senaryosu da hayata geçmeye başladı.

42’nci dakikada Gomis’in presi ve Rodrigues’in ustalık dolu vuruşuyla ilk yarının skoru belirlendi: 2-0…

İkinci yarının hemen başında Serdar Aziz skoru 3-0’a taşıdı.

Her fırsatta hücumu düşünüp savaşan bir defans oyuncusu olan Serdar, fazlasıyla hak ettiği ligde gol atma madalyasını nihayet bu golle birlikte boynuna takmayı başardı.

Bu arada; 59’uncu dakikada kendi sahasından başladığı prese Bursaspor kalecisinin önünde son veren, 61’inci dakikada, yine kendi sahasının sol kanadında yaptığı presle takımına taç kazandıran Gomis’in performansına şapka çıkartmak da boynumuzun borcu.

Herkes Gomis’in Kasımpaşa maçında bayıldığı pozisyonu konuşuyor, oysa çoğu maçta rakibini bayıltıyor Gomis…

Fransız forvet bu arzulu oyununun karşılığını 70 ve 90+3’te attığı gollerle hattrick yaparak aldı.

Bu sayede gol krallığı yolunda da önemli bir mesafe kat etti…

Gelelim maçtan bağımsız soruya…

Galatasaray bu sezon şampiyon olabilir mi?

Birincisi; kadro ve futbol olarak hiçbir rakibinden geride değil Galatasaray.

Ancak çok kuvvetli bir muhalefete karşı mücadele ediyor.

Bu federasyon da, bu siyaset ve bu futbol iklimi de Galatasaray’ın şampiyon olmasını istemiyor.

Ve ne giden Dursun Özbek yönetimi ne de gelen Mustafa Cengiz yönetimi bu durumu değiştirebilecek ilişkiler ağından uzak bir birikime ve geçmişe sahip.

Galatasaray sosyal medya hesabının Kasımpaşa maçının ardından yaptığı paylaşıma verilen ceza da bunun en somut kanıtı.

Bu durumu görüp pozisyon alan tek güç de, Galatasaray taraftarının gücü…

Şayet Galatasaray şampiyon olacaksa, bunun ardında iki faktör olacak:

Fatih Terim ve taraftar…

Gerisi hikâye…

***

Gelelim yazı kadar önemli dip notlara…

Galatasaray, Galatasaray Lisesi mezunu Ünal Aysal ile şampiyon olduğunda kimse “Liseliler defolsun” demez ama lise mezunu Dursun Özbek zamanında şampiyon olamazsa herkes liseye küfür eder.

Ya da Galatasaray Liseli profesyonellere yetkinliklerini yok sayıp sallamak meşrudur da bugün Gomis’in, dün pek çok oyuncunun teşekkür ettiği sınıf arkadaşım Dr. Yener İnce’ye “Helal olsun” demek kimsenin aklına gelmez.

Sonuç olarak Belhanda gibiyiz hepimiz, bu oyunu da bu takımı da bu camiayı da çok seviyoruz ama gole sevinirken ya da topa müdahale ederken birbirimizi sakatlıyoruz.

Gelin artık sakatlamayalım, gelin artık bu renkler için bir olmayı başaralım.

***

Yazının başındaki örnek sadece bu maçla ilgili, şahsen Beşiktaş’ın bu sezon Şampiyonlar Ligi’ndeki performansını gayet başarılı buluyorum. Sorun, takımın sergilediği performansı Beşiktaş yöneticilerinin sergileyememesi…

Gereksiz demeçler, gereksiz insanların işidir; hangi takımı tutarsa tutsun aklı ön planda tutmak en iyisidir.

***

Maçtan kareler için sağa doğru tıklayarak devam edebilirsiniz..