İskender Baydar
22 Aralık 2017

SEÇİM 2018

Herkes bir yere yamamaya çalışsa da hayatım boyunca birey olarak ayakta durdum.

Bu bir tercih değil yaradılış meselesi; yalnızlığı seviyorum.

Bilemiyorum, belki sizler de öylesiniz.

Ancak söz konusu Galatasaray olunca birlikte düşünüp birlikte çözüm üretmek zorundayız.

Ve şu anda tam da böyle bir zamandayız.

İki yıl boyunca bu yönetimle birlikte kulüpte çalışmış biri olarak mümkün olduğunca objektif olacağım.

Detaya inmeden bazı bilgiler paylaşmak istiyorum.

Malum, herkes Dursun Özbek’i günah keçisi ilan etmiş durumda.

Başkan olduğu dönemde yaşanan olaylarla bunu hak etmedi dersek yalan olur.

Ama bir de işin kamuoyuna yansımayan doğruları var.

Birincisi; Dursun Özbek sebep değil sonuç.

Başkan seçildiğinin ertesinde borcundan dolayı önce Florya’nın sonra stadın elektrikleri kesildi.

Geçmişe dönük menajer alacakları 10 yıla uzanıyordu.

Banka borçlarından, gelirler üzerindeki temliklerden bahsetmiyorum bile.

Sizler ve her ne kadar profesyonel olsak da bizler, Dursun Özbek’in şahsi servetiyle finanse ettiği bir Galatasaray’ı izledik ve başarısız olduğu için yine Dursun Özbek’i eleştirdik.

Bir türlü üst kullanım hakkı alınamayan stadın üst kullanım hakkını almasını, Galatasaray’ı 20 milyon lirayı aşan davalardan kurtarmasını, salon için inşaat iznini çıkarmasını, açılması gecikse de otel inşaatını yapmasını, Florya’nın taşınacağı Kemerburgaz’daki arazi işini halletmesini, yıllardır konuşulan stat içindeki kulüp müzesini tamamlamasını önemsemedik bile.

Oysa tüm bunlar yarınlar için yapılmış çok büyük yatırımlardı.

***

Dursun Özbek birlikte çalışmayı teklif ettiğinde, babadan turizmci bir arkadaşa “Nasıl biridir” diye sormuştum.

“Abi yediemin gibidir. Bu sektördeki en güvenilir isimlerden biridir” demişti.

Gerçekten de sıfırdan adım attığı ticaret hayatında sıfır lekesi olan bir isim Dursun Özbek ama gel gör ki Galatasaray gibi karmaşık bir yapıyı yönetmekte zorlandı.

Çok fazla insanı dinledi, yanlış isimlerden etkilendi.

Ve bugünlere gelindi.

Hiç olmayacak bir zamanda baskın seçim kararı alındı.

Adaylar henüz netleşmedi ama erken bir yorum olarak şunları söyleyebilirim…

Bu yönetim Denizli gittiğinde de Riekerink gönderildiğinde de seçime gidebilirdi; gitmedi.

Oysa geçmişte bir değil birkaç kez seçim bir çözümdü.

Neden şimdi?

Aidatlarını yatırmayanların aidatlarını ödemeye vakti bile yok.

Diyelim ki bu yönetim yine seçildi, Mart’ta ibra edilemezse ne olacak?

Seçim normal zamanında yapılıyor olsa Mart ayı ibra olunarak atlatılabilirdi muhtemelen ama şimdi o bile o kadar kolay değil.

***

Gelelim muhalefet ve yeni adaylara…

Bu yönetimin seçildiği ilk günden beri, her türlü iletişim ağını, akla gelebilecek her şekilde kullanarak muhalefet eden Adnan Öztürk ve Ahmet Özdoğan “Bu baskın bir seçim, biz hazır değiliz” demesinler, hazır olmak yaptıkları muhalefetin gereği.

Kaldı ki geçen seçimde aday olan, ondan beri de potansiyel aday olarak gazetelerde sık sık görünen Ahmet Özdoğan, son seçimde sandık başında görev yapacak üye bile bulamamış, Galatasaray tarihinde ilk kez dışarıdan profesyonel görevli bulmak zorunda kalmıştı; bunu da belirtmeden geçmeyeyim.

Ayrıca;

Tarzına, kişiliğine hiçbir lafımızın olamayacağı sevgili Turgay Kıran ağabeyimiz, adaylığını ilan edip, adını gazete sayfalarına taşıyıp adaylıktan geri çekilmeyi artık bir zahmet bıraksın lütfen.

Mustafa Cengiz ağabeyimiz Galatasaray’ı sever, Galatasaray’ı düşünür evet ama Ünal Aysal ve Fatih Terim isimlerini ortaya atarken daha hazırlıklı olması lazım. Açıklamasının açıklamasını yapmak zorunda kalması çok hoş olmadı doğrusu.

Burak Elmas, geçmişte yöneticilik deneyimi olan başarılı bir profesyonel… Tribün kültürünü bilen bir isim. Aday olur mu bilemiyorum ama o koltuğun hakkını vereceğine inanıyorum.

Keza Haluk Ulusoy… Eminim adını yazdığımda bile pek çok üye burun kıvıracaktır ama ne kadar iyi bir Galatasaraylı olduğunu biliyorum ve şahsen “Keşke aday olsa” diyorum.

Fatih Terim ismine gelince…

Östersunds’a elendiğimizde henüz kulüpteydim, Başkan dâhil ulaşabildiğim herkese bu dönemde tek çare olduğunu söyledim ama dinletemedim.

Fatih Terim boştayken hiç kimse kolay kolay Galatasaray’da hocalık yapamaz ancak Terim gelir ve başarısız olursa bir sonraki adıma bakılır.

Bu yadsınamaz bir gerçek.

Bunu reddediyorsan öyle bir çözüm üretmelisin ki hiç kimse itiraz edemesin.

Ama üretemiyorsun.

Üretemeyince de Salı günkü basın toplantısından sonra yaşanan kaosu yaşamaya mecbur kalıyorsun.

Şimdilik bu kadar…

Ama seçime dair yazılarımız devam edecek.

Çünkü aslolan Galatasaray…