İskender Baydar
12 Şubat 2015

ŞEYTAN TAŞLADI

İki maçın başlama düdükleri arasında sadece 71 saat fark vardı…

Üç akşam önce oynanan Eskişehirspor karşısında ne kadar isteksiz, tutkusuz ve yavaşsa Galatasaray, Konyaspor’la Türkiye Kupası randevusunda da o kadar iştahlı, tutkulu ve hızlıydı.

Koray Günter’in uzun pasını rakipten söken Yasin Öztekin’in önüne yuvarladığı topa, Burak Yılmaz baldır kuvvetiyle öyle bir vurdu ki, Cluj kalesini korurken 2 maçta 4 gol attığı Konya kalecisi Mario Felgueiras’ı bir kez daha avladı daha maçın 10’uncu dakikasında.

Galatasaray taraftarı Kral’ın golle dönüşünü kutlarken, ikinci kutlama dalgası Wesley Sneijder’in ayağından geldi.

Selçuk İnan, kazanılan serbest vuruşta, yerden kısa pasla göbekteki Sneijder’ı gördü… ‘Altın Portakal’, Gheorghe Hagi’nin topun kendi ekseni etrafında dönmeden havada dalgalanarak gittiği şutlarını aratmayan bir vuruşla Felgueiras’a Volkan Demirel’in iki dakikada iki kez hissettiklerini yaşattı…

21’inci dakikada golü atan takımın renkleri değişse de golün güzelliği değişmedi. Ciprian Marica, frikikten güzel bir vuruşla Sinan Bolat’ı alt etti…

Gerçi Sinan bu duyguya pek de yabancı değil. Galatasaray kalesini koruduğu maçlarda, üç direk arasına isabet eden her iki toptan birini ağlarında gördü Sinan… Ama hakkını da yemeyelim; hep güzel goller yedi… Keşke Sinan, onu Galatasaray’a getiren menajeri kadar çalışsa da, Sarı Kırmızılı taraftar Fernando Muslera’nın her yokluğunda kâbus yaşamasa…

34′üncü dakika, Galatasaray taraftarının Allah Sneijder’i nazarlardan saklasın diye üç Kulhuvallah bir Elham okuduğu dakikaydı…

Sahanın tartışmasız en iyisi Felipe Melo’nun, ceza sahası yayı üzerinde rakip atağı kesip Yasin Öztekin’e verdiği, onun Bruma’yı, genç Portekizli’nin de Sneijder’i gördüğü belki de bu sezonun en hızlı Galatasaray atağında, dünya durdukça Galatasaray formasını giymesini dilediğimiz Sneijder, topu muazzam kontrol etti, diğer ayağına alıp rakibi oyundan düşürdü, aşırtma bir vuruşla Felgueiras’ı futbol kariyerinden soğuttu…

Sneijder’in sahada attığı her adım, verdiği her pas, çektiği tüm şutlar, kariyerleri boyunca Hollandalının bir maça sığdırdığı güzelliği bir sezona sığdıramamış olan yorumculara nazire gibiydi.

Devre; hatta maç, 45’te Burak’ın sert ortası, sol açık olarak sezon başından beri taraftarı kahırlara salan Olcan Adın’ın, sol bek olarak iyi oynaması ve güzel kafası ile sona erdi.

İkinci yarı bitse de gitsek tadındaydı.

90 dakikadan geriye şunlar kaldı:

Tarık Çamdal’ın, Djalma Campos karşısında yaşadığı çaresizlik akıl almazdı… Genç sağ beki izlerken içimden “Tarık limon sat, omurlu yaşa” dedim sürekli…

Sezon başındaki saçma sapan yabancı kuralı yüzünden Emmanuel Eboue’nin oynamayıp parasını alması, onun yerine dünya paraya alınan Tarık Çamdal’ın oynayamayıp para kazanması akıllara ziyan bir durum.

Bruma zaman zaman saman alevi gibi parlasa da, bu gidişatla bildiğin ölü yatırım.

Bu arada hem Konyalı Djelma’nın, hem de Galatasaray kalecisi Sinan’ın Porto’dan kiralık olması, komplo senaryoları üretmeyi sevenler için iyi malzeme.

Bu maç bitti, haydi çeyrek finale…