İskender Baydar
7 Eylül 2014

ŞİKECİYLE BOZACI

Süper Kupa Finali’nde sahaya atılan yabancı maddeler nedeniyle Galatasaray’ın sahasının kapatılması yönündeki karara tatilde yakalandım.

Lige verilen aradan faydalanıp tatilde yazı yazmama kararındaydım ama dayanamadım.

Dayanamadığım şey haksızlık…

Dayanamadığım şey arsızlık…

Dayanamadığım şey yüzsüzlük…

Dayanamadığım şey kötü niyet…

Şunu peşinen söyleyeyim, kaleci Volkan Demirel’e yabancı madde atılmasını, en az Volkan Demirel’in kendisini tasvip etmediğim kadar tasvip etmiyorum.

Ne Volkan’a, ne de bir başkasına yapılmaması lazım.

O işin bir boyutu, ceza bir başka boyutu…

Bu malum TFF’nin malum başkanı, Temmuz ayındaki genel kurulda ne demişti?

“E-Bilet uygulamasının yardımıyla saha kapatma cezalarına son veriyoruz, tribün kapatma cezalarını uygulamaya alıyoruz” demişti kendisi.

Seyircisiz maç devri kapanmıştı yani..

Hatta o kadar kapanmıştı ki, daha önce seyircisiz maç oynama cezası alan kulüplerin cezaları bile kaldırıldı.

Sonra, Manisa’da Süper Kupa Finali oynandı…

O maçta Passolig şartı aranmadı taraftardan… Çünkü, federasyonun kollamakla yükümlü olduğu kulüp Passolig’e dahil olmamıştı henüz.

Kuruluş amacına hizmet edip bir kez daha kollamıştı Demirören federasyonu Fenerbahçesi’ni…

Maçtan sonra kulüplere ceza geldi.

Saha kapatma cezası kalktığından, Manisa’da kale arkasından atılan yabancı maddeler yüzünden Arena’da kale arkası kapatılamayacağından, Passolig uygulanmadığı için de atanlar tespit edilemediğinden, para cezası verildi Galatasaray’a…

Ama federasyon bunu yeterli bulmadı.

Zaten o federasyonun başkanı Engin Baytar’a verilen 11 maç cezayı da az bulmuştu zamanında; sanki Türkiye’de daha fazlası verilmiş gibi bir oyuncuya…

Ama o federasyon başkanı, Volkan’a verilen üç maçlık cezayı az bulmadı mesela.

Melo’nun dil çıkarmasından rahatsız oldu da, “Senin gırtlağını keserim” işaret yapandan, Rabia işareti yapandan, tükürenden, cinsel organını avuçlayandan, ırkçıdan da rahatsız olmadı kendisi.

Ya da sahte belgeyle UEFA’yı kandırmaya kalkıp kulübünü Avrupa kupalarının dışında bırakmaktan da rahatsız olmamıştı.

Hatta Pascal Nouma’nın gönderilmesine tek muhalefet eden kişiydi zamanında.

Ama burası Türkiye; bir koltuğa oturmak için başarılı olmak gerekmiyor, biat etmek yetiyor.

Malum şahıs ve yedi düvel tarafından şikeciliği teyit edilen diğer malum şahıs, el birliği yapıp Melo’ya yükleniyor.

Tamam; Melo sütten çıkmış ak kaşık değil.

Ama sizin yanınızda melek o melek!!

***

Bu yazıya ne fotoğraf eklenir bilemedim, tatilimi bölen yazıyı tatil fotoğraflarımla bitireyim dedim.

Ne de olsa burası kişisel bir blog, sizler de benim dostlarım; misafirlerimsiniz.

Hayatlarımız hep tatil tadında geçsin…