İskender Baydar
15 Temmuz 2014

SNEIJDER GERÇEKLERİ

Yazıya, Melih Şabanoğlu’nun son yazısında yer alan ve Türk futbol dünyasındaki yabancılara yönelik algı mühendisliğini tarif ettiği alıntıyla başlayalım…

Aynen şunları yazdı bu adreste yayınlanan bir önceki yazıda Melih Şabanoğlu:

“Yabancı futbol insanı düşmanlığı bir anlamda medyada pişirilen bir şey… Ancak burada medyayla yerli teknik insanlar arasında kurulan tarihsel bloktan da bahsetmeliyiz. Yerli teknik insanlar, zaman içinde ülke içinde bir iktidar odağı durumuna geliyorlar. Etraflarında, kurdukları patronaj ilişkisi sayesinde onları koruyan ve kollayan bir duvar yaratabiliyorlar. Bu insanlar, sözlerinden çıkmayan eski futbolcular, medya çalışanları, TV yorumcuları, köşe yazarı ve spor muhabirlerinden oluşan bir baskı grubu oluşturabiliyorlar. Böylece gündemi istedikleri biçimde belirleyebiliyorlar.

Diyelim ki Wesley Sneijder hedef seçildi, TV yorumcusu, spikeri, TV kanalı, köşe yazarı, spor muhabirleri, sosyal medya adresleri bir anda aynı yayına başlıyorlar, “koşmuyor, mücadele etmiyor” diye. Bu işleri Türkiye’de örgütlü olarak yapan birçok insan var. Ve de maalesef çok etkililer. Hem de kamu görevi yapanlara bile TRT gibi devlet kanalında, ‘Sneijder’ın Galatasaray’dan aldığı parayı hak etmediğini’ aleni biçimde söyletebilecek kadar.”

Melih Şabanoğlu’nun yazısında söz ettiği ismi hepiniz biliyorsunuz aslında… Bu lafı eden, bugüne kadar insanlığı, karakteri, mütevazı kişiliği ile hep takdir ettiğimiz biri… Kısıtlı imkânlara sahip Akhisarspor’da önemli işler yapan ve Türkiye Milli Futbol Takımı Yardımcı Antrenörlüğü görevini üstlenen Hamza Hamzaoğlu.

Gerçi Hamza Hoca çıkıp “Yanlış anlaşıldım” falan demedi ama ben yine de canlı yayında önünü, arkasını düşünmeden ettiği bir laf olduğuna inanmak istiyorum tüm iyi niyetimle.

Gelelim Wesley Sneijder’ın parasını hak edip etmediğine…

Galatasaray, Sneijder için 7,5 milyon Euro’su Inter’e bonservis bedeli, 3,9 milyon Euro’su imza parası olmak üzere toplam 11,4 milyon Euro ödedi… Dünya Kupası’ndan sonra Sneijder için telaffuz edilen rakam ise 17 ila 20 milyon Euro arasında… Şayet satılırsa Galatasaray bugüne kadar pek az transferde başardığı bir şeyi yapıp ciddi anlamda kâr edecek Sneijder’dan.

Wesley sezon başına 3,2 milyon Euro garanti para, maç başına da 25 bin Euro alıyor.

Sadece geride bıraktığımız sezonda Juventus’a attığı golün ardından Galatasaray’ın UEFA’dan aldığı gruptan çıkma primi 3,5 milyon Euro… O maçın kazanılması karşılığında kasaya giren tutar ise 1 milyon Euro… Yayın havuzundan gelen para da cabası…

Galatasaray’ın Fenerbahçe’yi Sneijder’ın golüyle 1-0 yenerek taraftarını sevindirdiği maçın maddi-manevi kazanımı var ayrıca…

Yine Wesley golüyle Eskişehirspor’a karşı 1-0 kazanılan Türkiye Kupası Finali’ni de unutmamak lazım bir de.

Şu malum ‘koşuyor-koşmuyor’ geyiklerine gelince.

Açıklanan istatistiklere göre Sneijder, Dünya Kupası’ndaki ilk altı maçın sonunda, sahada kaldığı 585 dakikada toplam 69,6 kilometre mesafe kat ederek, bu kategoride ilk sırada yer aldı…

En çok koşan futbolcu sıralamasında Sneijder’ı takım arkadaşı Arjen Robben izledi. Robben, sahada Sneijder’den 15 dakika daha fazla kalmasına rağmen 69,1 kilometre koştu.

Robben’in ardından Almanya’dan Thomas Müller 68,8 kilometre, Toni Kroos da 68,3 kilometre ile sıralandı.

Sneijder ayrıca Dünya Kupası’nın en iyi 11’ine seçilmeyi de başararak hem Hollandalıları hem Galatasaraylıları gururlandırdı.

Yani neymiş; ‘Sneijder koşmuyor’ koskoca bir yalanmış…

İşin doğrusu şuymuş: Türkiye’de futbol o kadar düşük tempoda oynanıyor ki, koşu mesafeleri üst düzey liglerin çok ama çok gerisinde kalıyor... Ayrıca Süper Lig maçlarında topun oyunda kaldığı süre La Liga’ya göre, Bundesliga’ya göre çok daha kısa… Rakamla söyleyecek olursak bizde ortalama 52 dakika, onlarda 61 dakika.

Sahada 9 dakika daha az oynarsan en iyi ihtimalle o oranda daha az koşarsın.

Özetle koşmayan Sneijder değil Türk futbolu… Türk hocalar bunu anlarlarsa, Türk spor basını kavgaya, polemiğe, tetikçiliğe değil de bu gerçeklere endeksli habercilik yaparsa belki ilerleyen yıllarda uluslararası şampiyonalarda yer alabiliriz… Şayet kafayı değiştirmezsek, sadece 2014’ün değil 2018’in, 2022’nin ve daha sonrakilerin de dışında kalırız büyük bir mucize yaşanmazsa.

Buraya Sneijder’dan geldik, Sneijder’la bitirelim…

Galatasaray’ın 30 yaşındaki Altın Portakalı, profesyonel kariyerine 2002-2003 sezonunda Ajax’ta adım attı.

Sırasıyla Real Madrid, Inter ve Galatasaray’da oynadı.

Ligde, kupada, Avrupa’da toplam 378 maç oynadı; 97 gol atıp 92 de asist yaptı.

378 maçın 56’sı Galatasaray dönemine ait… Sarı Kırmızılı formayla 19 golü, 9 asisti var…

Galatasaray’daki gol ortalaması kariyer ortalamasının üzerinde… Asist ortalaması ise genelin altında…

Burada durup pas verdiği oyuncuların onu ne kadar anladığına, ne kadar tamamladığına da bir bakmak lazım aslında.

Bunu başarabilirsek Türk futbolu adına çıkışa giden yolda en azından bir adım atmış oluruz. Yoksa yıllardır yaptığımız gibi birbirimizi methedip dururuz.